Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
49
 

Cumhuriyet Bayramını kutlarken…

Cumhuriyet Bayramını kutlarken…
 

Eğitim toplumun şekillendirilmesinde önemli bir araç olarak görülmektedir. Toplumun temeli olan bireyler eğitim sisteminin içine alınarak istendik bir yapıya sokulmaya çalışılır. Bu yönüyle eğitim siyasal bir amaca hizmet eder görünmektedir. Siyasal amaç toplumun geleceğinin belirlenmesini de hedefler. Ancak sadece siyasal amaçla toplumsal hayata müdahale etmek her zaman istendik sonuçlar vermeyebilir. Toplum karmaşık bir yapıya sahiptir. Toplumsal hayata yönelik öngörüler her zaman istendiği gibi gerçekleşmeyebilir. Toplumu oluşturan insan unsuru her zaman kendisi için biçilen role uygun davranmayabilir. Toplumun sahip olduğu değerler sistemi tarih içinde yaşanan coğrafya, tarihsel olaylar, sahip olunan kültürel alt yapı, başka toplumlarla girilen etkileşim süreçleri ve daha birçok faktörün etkisiyle oluşur. Bu yönüyle toplumsal hayatın doğal bir gelişim süreci vardır. Bu sürece dışardan yapılacak müdahaleler toplumsal hayatta sahip olunan değerler sistemine uygun olursa olumlu etkileri olabileceği gibi değerler sistemine uymayan müdahaleler tepkiyle karşılaşabilir.

Türkiye’nin tarihi süreç içinde geçirdiği tecrübelere bu yönüyle bakıldığında önemli kilometre taşları niteliğindeki olaylarla karşılaşılmaktadır. Cumhuriyet Bayramının yaşandığı bu günlerde Cumhuriyet dönemi bu yönüyle önemli bir anlama sahiptir. Cumhuriyet dönemi olayları bu gün hala canlılığını tüm tazeliğiyle korumaya devam etmektedir. Bu gün toplum içinde farklı gruplar Cumhuriyet dönemine ve bu dönemde yaşananlara farklı anlamlar yüklemektedir. Cumhuriyet döneminde  yaşananlar bugünkü siyasal, sosyal, kültürel tartışmalara hala kaynaklık etmektedir. Tartışmacılar kendilerince kategorik olarak yer aldıkları konuma göre karşılarındaki kişileri konumlandırdıkları yere göre günlük olaylara yaklaşmaktadır. Bu yaklaşıma göre siyasal, sosyal gruplar meydana gelmektedir.

Cumhuriyet döneminde yaşananlar açık yüreklilikle tartışılıp sonuca bağlanmadığı sürece toplumda var olan kategorik ayrımların ortadan kalkmasını beklememek gerekiyor. Günümüzde var olan toplumsal gruplar arasındaki güven bunalımının nedeni, toplumsal birlik ve beraberliğin oluşturulamamasının nedeni gibi birçok alandaki sorunların temelinde bu ayrımcı bakışın etkisi devam etmektedir.

Cumhuriyeti toplumu değiştirip dönüştürmenin tepeden inme yöntemi olarak kullanmak isteyenler uzun süre sahip oldukları makamlara oturabilmek için rejim düşmanlığı kavramını kullandılar. Cumhuriyetin tepeden inme yöntemlerini benimsemeyen toplum kesimleri uzun süre devleti otoriter baskı aracı olarak gördüler. Otoriter baskı aracından zarar görmemek adına kendilerini yönetimden mümkün olduğunca uzak tuttular. Sahip oldukları değerlerle devletin dayattığı değerler arasında seçim yapma zorunda kalmak istemeyen toplum kesimleri adeta kabukları içine çekildiler. Kendi yağları ile kavrulma anlayışı içinde günlük ihtiyaçlarını karşılama dışında daha fazla talepte bulunmama davranışı özellikle 12 Eylül askeri ihtilali sonrası ANAP iktidarları döneminde ortaya çıkan dünyaya açılma girişimleri ile yavaş yavaş değişmeye başladı.

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren aslında toplum kendisine dayatılmaya çalışılan tepeden inme yöntemleri fırsat buldukça reddetti. Ancak bu itiraz baskıcı yöntemlerle yok edilmeye, bastırılmaya, yok sayılmaya çalışıldı. 1946 yılındaki çok partili hayata geçiş uygulaması uzun süreli baskı uygulamalarının gevşemesine de yol açtı. Bu süreçte geçmişteki itirazlar yeniden gün yüzüne çıkmaya başladı. 1946’dan sonra topluma yapılan dayatmalar yavaş yavaş gücünü kaybetmeye başladı. Ancak siyasal sistemde istenen seviyeye bir anda gelinebilmesi mümkün olmadı. Oluşturulan siyasal sistemin izin verdiği ölçüde itiraz sesi yavaş yavaş güç kazandı. Askeri ihtilaller bu sesi zaman zaman boğmaya çalıştı. Ancak her boğma çabası itiraz sesinin bir sonraki adımda daha güçlü çıkmasına neden oldu. En son 28 şubat sürecinde de bu çaba bir defa daha ortaya kondu. Bu gün mevcut iktidarın bu seviyede güç kazanmasının en önemli nedenlerinden birisi ve en başta geleni bu yok etme çabalarına tepkidir.

Cumhuriyetin tepeden inmeci, zorla dönüştürmeci anlayışı, yok etmeye çalıştığı itiraz seslerinin daha fazla güçlenmesine neden olurken sonunu hazırladığının farkına varamadı.

Cumhuriyet kavramının ülkemize girdiği günden bu yana geçen sürede hala Cumhuriyet düşmanlığından söz edilmesi oldukça garip bir durum. Cumhuriyetin ilan edildiği dönem içinde toplumsal itirazların ortaya çıkması ne kadar doğalsa bu gün Cumhuriyet düşmanlığından söz edilmesi o kadar gariptir. Bu gün Cumhuriyetin alternatifini hilafet olarak dile getiren insan sayısı yok denecek kadar azdır. Ancak demokratik hakların toplum içinde yayılması, hak, adalet, eşitlik, özgürlük söylemleri çok daha fazladır. Bu çerçevede Cumhuriyet düşmanlığından çok özlem duyulan kavramların güçlendirilmesi için çaba harcanması gerekiyor. Tepeden inmeci, kapalı kapılar ardında karar alma, siyasal kayırmacılık gibi çağdışı uygulamaların ortadan kaldırılması için herkesin mücadele etmesi gerekiyor. Bu mücadeleyi o parti veya bu parti içinde yapmak önemli olmamalı. Önemli olan herkes nerede olursa olsun aynı mücadele için çaba göstermeli.

Soru, görüş ve değerlendirmeleriniz için…

Ahmet Hikmet

eagensea@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 915
Kayıt tarihi
: 03.05.10
 
 

Eğitim insandaki cehaleti alır. Ancak eğitimin gideremeyeceği bir çok özellikler vardır. Bu neden..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster