Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
68
 

Cumhuriyet'den Kadınlara Öğüt

Öğrencilere  "Andımız"ı yazan Dr.Reşit Galip'in; 1929 yılında Kadınlar için yazdığı ancak fazla bilinmeyen "Çocuk bakımı Ögütler"i vardır. Aşağıda her ikisi hikayeleri ile birlikte verilmektedir.

25 Nisan 1929'da Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan haber orijinal hali ile verilmiştir.

“Cumhuriyet” Çocuk bakımı öğütlari

-9-

İpli salıncaklardan ve sallanıcı beşiklerden vazgeçilmeli, çocuğa uyumuk için sallamak adeti vermekten çekinmelidir.

Çocuğu kucakta veya beşikte sallamak, sütün hazmını güçleştirir.

Çocuklarınızı kendi koynunuzda veya süt nine koynunda yatırmayınız. Uyku sırasında üzerine yatırılarak ezilmesi ve ya nefeslerinin kesilmesi tehlikesi vardır.

-10-

Her ananın en baş vazifesi, çocuğunu emzirmek, her çocuğun en büyük ve ilişilmez hakkı ana sütü emmektir.

Bazı analar vardır ki memelerin biçimi bozulmasın veya rahatları kaçmasın diye yavrularını kendileri emzirmezler. Çocuğu emzirmekten kaçınan ana, askerlikten kaçan erkekten daha ağır soysuzluk etmiş olur.

-11-

Yaradılıştan kısırlığı veya gebeliğe mani hastalığı olmadığı halde çocuk edinmekten kaçınan kadın saygıya layık değildir.

Vatanın şenlenmesini ve kuvvetlenmesini istiyen Türk kızları ve delikanlıları düğün günlerinde birbirlerine :

“en az dört evlat” yetiştirmek yemini versinler !

Dört yavrudan biri ananın, biri babanın yerini alacak, üçüncüsü muharebelerde millet için can vermiş yüzbinlerce Vatan evladının bıraktığı boşluğu dolduracak, dördüncüsü Türk Milletinin sayısını artıracaktır!..

Elbiselerinin süsü ve ipeği, elmaslarının parıltısı ile öğünen kadınlara yazıklar olsun!..

Türk kadını için en güzel süs ve en parlak elmas yavrusudur.

Türk anası ancak çocuklarının sayısı, gürbüzlüğü, terbiyesi ve onları ölüme kaptırmadan büyütebilmiş olması ile öğünmelidir.

-13-

Türk Genci

Mensup olduğun büyük ırkın sana verdiği en baş vazife kendi sıhhatini, kurduğun veya kuracağın ailenin sıhhatini korumaktır. Aslan gibi güzel ve kuvvetli Türk Milletini en güzel parlak istikbale götürecek yol budur!

Sağlam adam iyi çalışır, iyi kazanır, bahtiyar yaşar!

Sıhhatsiz adam; işinde geri, ailesine, memleketine karşı vazifelerinde geridir. Taşlara, ağaçlara yapışmış yosunlar gibi geçirdiği hayat kendisi için bir yüktür!

Sağlam adam; aile ocağını şenlendiren güzel ve gürbüz çocuklar yetiştirir. Onlar aile için bir kuvvet, memleket için hem kuvvet hem şeref olurlar!

Hasta adam; düşkün, cılız ve bir kemik külçesi kadar sevimsiz çocuklara baba olur. Böyle çocuklar aile için bir göz yaşı, memleket için hem göz yaşı hem de çorak tarlalarda yetişen sıska dikenler gibi faydasız olurlar!

Türk vatanının en kıymetli sermayesi evlatlarının sıhhatidir!

Vatanını seven her Türk kendi sıhhatini, ailesinin ve çocuklarının sıhhatini milli bir hazineyi ve bizzat Vatanı korur gibi korumaya mecburdur!  

G.Reşit Galip (1)

...

D.Reşit Galip ve “Andımız”  

Reşit Galip (1893-1934) Türk siyasetçi ve doktor.

İlk ve Ortaokulu Rodos’ta okudu. Lise eğitimini İzmirdeki St.Jean Babtiste Koleji’nde okudu. İzmir’de Fransız Koleji’nden 1911 yılında mezun olduktan sonra İstanbul Darulfünuna bağlı Mekteb-i Tıbbiye’ye giderek 1917 yılında doktor olarak mezun oldu.

CHP’den Aydın milletvekilliği ve  1932 - 1933 arasında Milli Eğitim Bakanlığı yapmış, onun bakanlığı döneminde Üniversite Reformu gerçekleşmiştir. Türk Tarih Kurumu’nun temelini oluşturan Türk Tarihi Tetkik Heyeti’nde genel sekreterlik, Türk Dil Kurumu’nda başkanlık görevleri üstlenmiştir.

Özetle: D.Reşit Galip “Devrim”lerin tam olarak içindedir.

D.Reşit Galip;

-Şeyh Sait'i astıran İstiklal Mahkemesi'nin hukukçu olmayan üyesi.

-Atatürk'e kafa tutmuş ve onu Rus lokantacı karı-kocaya İş Bankası'ndan verilecek usulsüz bir krediye aracılık etmekle suçlamış.(*)

-Atatürk onu sofradan kovduğunda "Bu, milletin sofrasıdır; kaldıramazsınız!" diyerek kafa açınca Atatürk sofrayı terk etmiş. (**)

Prof. Afet İnan ‘Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler' adlı eserinde onu şöyle anlatıyor:

"1933 yılının 23 Nisan Çocuk Bayramı idi. O, heyecanla Çankaya Köşkü'ne geldiği vakit, Atatürk'ün yanında bana bir kağıt uzattı ve şunları anlatmaya başladı. ‘Sabahleyin ilk bayramlaşmayı kızlarımla yaptım. Onlara bir şeyler söylemek istediğim vakit, bir and meydana çıktı. İşte Cumhuriyetimizin 23 Nisan çocuklarına armağanı' dedi…" (2)

 

ÖĞRENCİ ANDI (1933)

Türküm, doğruyum, çalışkanım.

Yasam; küçüklerimi korumak,

büyüklerimi saymak,

yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.

 

And, 1972 yılında değiştirildi. 29 Ağustos 1972 tarih ve 14291 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan ilkokullar yönetmeliğinin 78. Maddesinde andda yer alan "budunumu" kelimesi "milletimi" olarak değiştirilirken "Türküm, doğruyum, çalışkanım" diye başlayan cümle ile sonra yer alan "Ne mutlu Türküm diyene" cümlesi eklendi:

 

ÖĞRENCİ ANDI (1972)

Türküm, doğruyum, çalışkanım.

Yasam;

küçüklerimi korumak,

büyüklerimi saymak,

yurdumu, milletimi, canımdan çok sevmektir.

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.

Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk; açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Ne mutlu Türküm diyene!

 

 And, 1997 yılında ikinci defa değiştirildi. "Öğrenci Andı"nın günümüzde söylenmekte olan metni, Millî Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisinin Ekim 1997 tarih 2481 sayısında yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 10. Maddesiyle belirlenmiştir. Bu maddeye göre ilköğretim okulunda öğrenciler, her gün dersler başlamadan önce öğretmenlerin gözetiminde topluca aşağıdaki "Öğrenci Andı"nı söylüyorlar:

 

ÖĞRENCİ ANDI (1997)

Türküm, doğruyum, çalışkanım.

İlkem; küçüklerimi korumak,

büyüklerimi saymak,

yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

Ey büyük Atatürk!

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, hiç durmadan yürüyeceğime and içerim.

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türküm diyene!

 

Adam kızlarına bir 23 Nisan sabahı aşka gelerek yazdığı manzumeyi, daha sonra bütün öğrencilere mecburi olarak okutmak için 1933 yılında bir genelge yayımlatmış.

1972 yılında, yine bir genelgeyle ‘Andımız'a eklemeler yapılmış...“78 yıldan beri çoluk çocuğa okutturup duruyoruz.”(3)

...

“Andımız”ın kaldırılması:

8 Ekim 2013 Tarihli ve 28789 Sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak “27/8/2003 tarihli ve 25212 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 12’nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Buna göre bu tarihten sonra okullarda andımız okutulmayacak. 08 Ekim 2013 günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan demokratikleşme paketi kapsamında tamamen kaldırılmıştır.(4)

 

www.canmehmet.com

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Mehmet Bey...Doktorun Hamile kadınlara tavsiyeleri yerinde olsa da "Andımız" faşizm çağının ırkçılık temelli sığ metinlerinden biri olmaktan öte değer taşımıyor...Bunun isbatı da yıllarca Andımız okuyan nesillerin hiç de Andımızda söylendiği gibi olmamalarıdır...Sembollere iman,hamasi retorik,taklitçilik ve üniformellik...T.C'nin geri kalmışlığının sebep ve sonuçları...Selamlarımla

ali açıköz 
 19.05.2019 21:34
Cevap :
Değerli Ali Bey, D.Reşit Galip'in : O gün için kadınlarımızla ilgili düşünceleri bugün ; (bilerek-bilmeyerek verilen eğitim-öğretim sonucu) gelinen noktada ki durum ile tam bir tezattır. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan, "Tuzu kuru!", "Elit tabaka!" mensubu kızlar-kadınlar; evlenmemekte, evlenenleri de, kucaklarına çocuk yerine, "köpek" almakta; doğuranlardan, hali vakti yerinde olanlar ise bebeğini bir dadıya emanet etmektedir. Reşit Galip, o gün (Kadınlarla ilgili) düşüncelerini İslam'a göre açıklamış; ancak, okullarda verilen eğitim, "Modernizm/dini uzaklaştıran!" anlayış üzerine olmuştur. Sizin vurguladığınız da bununla ilgili olmalıdır. İmparatorluklar, yapıları gereği ırkçılık yapamazlar. Oysa insanlık, "Fransız ihtilali"nden sonra, "Milliyetçilik" adı altında sayısız ırkçılık çatışması yaşamış; Avrupa-Asya-Afrika'da (İki dünya savaşı dahil) Yüzmilyona yakın insan katledilmiştir. Soykırımlar-katliamların arkasında olan da budur. Teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız  20.05.2019 13:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1049
Toplam yorum
: 2662
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1718
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster