Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '09

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
738
 

Cumhuriyet inkilâpları, orta direk laiklik

Atatürk’ün “Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” ifadesi, Onun milletine ve inkilâplarının sağlamlığına ne denli güvendiğinin kanıtı. Ardı ardına bir ağ gibi örülen devrimlerin yaygınlaşması, özümsenmesi , Türk toplumuna çağ atlattı. Çünkü inkilâplar, taşıdıkları öz ve varmak istedikleri hedefleriyle, toplumu daima ileriye, Medeniyete götüren, orta direği Laikliğin oluşturduğu kavi bir yapı. Tümü besleyen, geliştiren, orta direk “Laiklik” ortadan kalkarsa ne mi olur, bir bakalım... Vatandaşlık kazanımı, tekrardan ümmete - ulus devlet, teokrasiye - ulusal egemenlik, bağımlılığa - “kadın-erkek eşitliği”, ulusun bütünü, yarım millete -hukuk devleti, bedevi kurallarına dönüşebilir.

Laikliğin “devlet işleriyle din işlerinin birbirinden ayrılması” tanımı doğrudur, ama eksik ve şekilsel bir tanımdır. İnsan düşünen varlık, bu onu diğer yaratıklardan ayıran en önemli niteliği.

Cumhuriyetin içerdiği laiklik, sosyal yaşamda olagelen sorun ve olayların algılanmasında, körü körüne kabul edilen dogma niteliğindeki görüş ve inançları reddeder.

Laiklik, beyin yıkama metoduyla oluşturulan her türlü “izm”’le de - faşizm, nazizm, komünizm gibi - bağdaşmaz.

Laiklik, kutsal inançlara ve inananlara saygılıdır, yobaz ve çıkarcıların elinde yozlaştırılmış uyduruk kural ve bâtıl inançları reddeder, dinimizin aslına itibar eder.

Laik düşüncede ahlâk, Tanrıya yaklaşımda korku yerine, sevgi ve inanç bağını, kadercilik yerine sorumluluk duygusunu içerir. Kısaca, insan tabiatına en uygun rejimin (demokrasi) vazgeçilmez ilkesidir.

1961 Anayasasının sağladığı sosyal haklar, kişisel ve örgütsel özgürlükler, siyasi partilerin barajsız temsil olanakları, aşırı sağdan en aşırı sola kadar birbirine zıt fikirler kaosu yarattı. Özgürlük ve ilericilikte, kendi görüşlerine toz kondurmayan solcu ve aşırı solculara göre Cumhuriyet İnkilâbı, olsa olsa, asıl devrime götüren yolda bir etaptı. Daha da beteri, sözde aydınlardan ve öğrencilerden oluşan bazı guruplar, broşür bilgisi sloganlarıyla, Çin’den Maoculuk, Kambociya’dan Polpot uygulamaları, bolşevizm’den bölünme denemelerini örnek aldılar. Bunlara karşı, gene Cumhuriyet inkilâplarını tanımayan guruplar türedi, katı milliyetcilik, dincilik, mukatdesatcılık, vs.

Sapıklığın ayrıntılarına girmeyelim... Ancak, bilimsel solun öne sürdüğü “Atatürk bir burjuva paşası, inkilâplar asıl Devrimin gerçekleşmesinde olsa olsa bir merhale” savları affedilmesi güç bir görmezlik, su götürmez bir yanılgıdır. Nitekim bu solculardan çoğu, zaman içinde gerçekleri kavrayıp, cansimidi örneği, inkilâplara ve Cumhuriyet ilkelerine sıkı sıkıya sarıldılar.

Cumhuriyet inkilâpları toplumun yapısını en üst düzeyden, siyasal rejim düzeyinden (superstructure), en alt düzeye kadar (infrastructure), bütün alanlarda derinden etkilemiştir. Bu bir yeniden doğuş gibidir.

İnkilâplar sanki kapalı kalıplar... İlkin, Milli Mücadele ve egemenlik elde edildi, sonra da inkilâpları geçekleştirdik, “gerekenler zaten yapılmıştır”, böyle gören ve düşünenler var. Acaba bunlar, şimdi ne yapacaklarını, biliyorlar mı? Tekrar yabancı devletlerin bağımsız yönetimimize karışmalarına izin mi verilmeli? Bilimle sağlanan müsbet öğretilerden vaz mı geçilmeli? Özgür düşünceyi dogmalarla mı sınırlamalı? Medeni Hukuk kurallarının yorumunu ulemadan mı sormalı? Ne gerek vardı o zaman Milli Mücadeleye ve egemenliğe. Ve ne gerek vardı inkilâpların getirdiği devasa çabaya?

Cumhuriyetin umdelerinden biri de İnkilâpcılık, bu unutulmamalı! Bu umde, Türk İnkilâbının medeniyet yolunda sürekli özümseneceğini, geliştireleceğini ve önünün açık olduğunu gösteren kesin ifadesidir.

Özet olarak, Cumhuriyet Devrimi, duruk toplum yapısından, müsbet bilime dayanan, doğruları arayarak, kendini sürekli yenileyebilen devingen topluma dönüşümdür. Yaşanılan çağda var olmanın tek şartı, medeniyetin kural, kurum ve fikriyatıyla, Türk milletine böylesine sunuluşu, tarihte başka hiç bir millete nasip olmamıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yani bizim Atatürk ilke ve inkilaplarından önce "izm" olan devrimlerin hikayelerini okuduğumuz doğrudur. Bunda üstüne düşeni yapmayan eğitim ve öğretim kurumlarının, "ya da yaptırılmayan" payı büyüktür. Şimdi şimdi anlıyor, öğreniyoruz aslında en büyük, en yüce "izm" in bizde olduğunu. Ata' izm. Eğer onun gösterdiği yoldan gitseydik, gitmemize izin verselerdi, şu an el kapısında el açan, ayak açan, ipleri başkasının elinde olan bir ülke olmazdık. 30 Ağustos zafer bayramınız kutlu olsun. Sevgiler

Ayrıntıda gezinmek 
 30.08.2009 16:19
Cevap :
Cumhuriyet inkilâpları "orta direk Laiklik" başlıklı yazıma verdiğiniz yorum için teşekkür ederim. İnsan varlığına layık olduğu en uygun yaşam biçimi ve şartlarını öngören, kurumsalaştıran Atatürkcü dünya görüşünün, ben hâlâ, ülkemizde olduğu kadar dünyada da yeri olduğu ve kabul göreceği kanısındayım. Atatürk, değer olarak insanı alıyor. "İzm"'ler ise, globalizm dahil insanı kullanıyorç  14.09.2009 17:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 458
Kayıt tarihi
: 02.04.09
 
 

10 Şubat 1931'de Ankara'da dogdum. Ilk, orta ve liseyi "Galatasaray" Lisesinde tamamladim. Isviçre, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster