Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
331
 

Cumhuriyet kardeşliğimiz

Cumhuriyet kardeşliğimiz
 

Ülkemiz halkını kalleşçe bölmeye uğraşanlara karşı kenetlenmenin tam zamanı...


Ülkemiz büyük bir sıkıntılı dönemden geçiyor. Herkes gibi bende güzel ülkemdeki bu sıkıntılı dönemi kaygıyla izliyorum. Gerçekten ciddi ve çok sıkıntılı bir dönem bu. Belki de Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz kuruldu kurulalı böyle bir dönemden geçmemiştir. Ben bir doktorum. Mesleğimde karşılaştığım gibi nasılki bir hastanın sağlık durumunu tehdit eden bir nedenden dolayı yoğun bakımda geçirdiği bir dönem varsa, ülkemi de ne yazıkki böyle bir dönemde görüyorum. Yani bitkin, yorulmuş, mikroplar tarafından köşeye sıkıştırılmak istenen; bu hastalığın ülkemin daha fazla moralinin bozulması için elinden geleni yaptığı, tüm hayati sistemlerinin ele geçirilmek istenildiği bir dönem.

Tabi ülkem bu sancılı dönemde bir boğuşma içerisinde. Ya bu mikroplara teslim olup kendi vücudundan-sağlığından ödünler verecek ya da rahatsızlıklardan paçayı kurtarıp, onları yenilgiye uğratıp, şöyle bir silkelenip, eskisi gibi dimdik kalkıp turp gibi hayatına kaldığı yerden aynen devam edecek. Ama benim hiç bir kuşkum yokki ülkem bu hastalığı yenip mikropları berteraf etmesin. Ve tabi ayağa kalktıktan sonra eskisinden daha güçlü bir şekilde, bu mikroplara dirençli olarak yoluna devam edecek. Burda bizlere düşen görev de tabiki çok büyük. Ülkemizin bir an önce ayağa kalkması için her birimizi bir onun birer hücresi olarak düşünürsek, bu sancılı süreçte birbirimize sıkı sıkıya kenetlenmemiz, moralimizi bozmak isteyen mikropların hain saldırılarına karşı hiç aldırmayarak işlerimize ara vermeden herzamankinden daha güçlü bir şekilde tutunarak verimliliğimize devam etmeliyiz.

Evet sevgili dostlar; bu benzerliği belki de tıp okuduğumdan dolayı çoğu zaman kurmuşumdur. Bir devleti yaşayan, canlı büyük bir organizmaya benzetirim. Ama gerçekten de benzemiyor mu? Nasıl vücudumuzda organ sistemlerimiz bulunuyorsa devlerlerde de çeşitli görevler yapan organlar, sistemler bulunmaktadır. Nasılki bir vücutta tüm hücreler aynı değilse bizlerde aynı değiliz; Türk, Laz, Çerkez, Kürt, Ermeni, Rum, Arap, Yahudi, Yezidi, Suryani ve çok özür dileyerekten ismini şu anda hatırlayamadığım diğer kökenden vatandaşlarımız gibi hepimiz farklı kökenden olabiliriz, farklı kültürlerimiz olabilir. Bu farklı etnik kökenler bu ülkenin birer kültür zenginliğidir. Büyük Atatürk'ün önderliğinde bizim atalarımız çok zor şartlarda dönemin en büyük emperyalist-sömürgeci güçlerine karşı savaşmış ve bu güzel vatanı, bu ülkeyi bize kazandırmışlardır. Sonuçta birbirimize bağlı bir şekilde birlikte çalışarak bu organizmayı sağlıklı, mutlu bir şekilde yaşatıp büyütüyoruz.

Ben bu ülkede doğdum, büyüdüm ve halen de yaşamaktayım. Her kesimden, her etnik kökenden komşularımız, aynı mahallede top oynadığım arkadaşlarım, ilkokuldan beri aynı sınıfı paylaştığım arkadaşlarım oldu. Ve tabiki bunların içinde Ermenisi, Yahudisi, Süryanisi, Lazı, Kürdü, Çerkezi, Çeçeni hepsi de vardı tabiki. Bunu söylerken bile saçma ve gereksiz olduğunu düşünüyorum. Neden mi? Çünkü bu coğrafya da ve de bu ülkede zaten tek bir ırk hiç bir zaman yaşamamıştıki ya da şimdi de yaşamıyorki! Dünyanın hangi ülkesinde tek bir saf ırkın yaşadığı bir ülke var? Bu devleti kurmak için atalarımız düşmana karşı birlikte savaşmadılar mı? Doğuda, batıda, her yerde düşman işgaline uğramış yurdumuzu sırt sırta vererek birlikte kurtaran atalarımız değildi de kimlerdi? O kahramanlar Türk müydü, Kürt müydü, Çerkez miydi veya ülkemizi oluşturan başka bir etnik kökenden kişi miydi diye sormak ne kadar gereksiz ve saçmaysa işte bugünlerde tartışılan şeyde o derecede saçma ve gereksiz.

Ülkemizde etnik farklılıkları konuşmak bile beni rahatsız ediyor. Neden mi? Çünkü kimin etnik olarak hangi kökenden olduğunu belirtilmesi bile bir ayrımcılığın kapısını aralıyor bence. Artık dünyada sınırların kalktığı bir dünyada Elbetteki herkes etnik kökenin özgürce söyliyebilmeli. Çünkü böylesine anlamsız, saçma, bizi gereksiz tartışmalara sokan, bize ülke olarak zaman kaybettiren ve de birazcık dünya görüşü olan ve düşünen bir insanın anlıyacağı, suni olduğu net olarak belli bir problemi tartışıyor olmamız gerçekten üzüntü verici. Ama maalesef, sistemli bir şekilde oluşturulan bu problem dış güçler tarafından büyütülüp onların stratejik çıkarları ve amaçları doğrultusunda, güzel ülke insanımı birbirine düşürecek düzeye getirildi. Ülkemizi oluşturan bu farklı kültür ve etnikteki insanlar, bizim coğrafyamızın getirdiği bizim kültür zenginliğimizdir.

Şunu kendimize soralım; örneğin Amerika Birleşik Devletleri nde yaşayan herkes saf Amerikalı mıdır? Hepimiz biliyoruz ki bir sürü milletten insanlar Amerikan toplumunu oluşturmaktadır. Orada bu tüm etnik unsurlar için açılımlar yapılmış mıdır, veya yapılmakta mıdır? Tabiki de hayır! Birçok farklı milletten meydana gelmiş ABD de bu insanlar biz ayrı bir ırktanız, bu yüzden ayrı bir ülke istiyoruz diyorlar mı? Tam tersine hepsi ben Amerikan vatandaşıyım diyip, ABD bayrağını gururla taşıyorlar. Ya Almanya' da; yanlış bilmiyorsam yaklaşık 5 milyon Türkiye vatandaşının yaşadığı Almanya'da bizim yurttaşlarımıza karşı bir açılım yapılmış mı ya da düşünülüyor mu?

Bu ülkede yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımız için kendi dillerinden kanallar açılmasına izin veriliyor, hatta artık devlet bütçesinden açılıyor. Sadece onlar için değil tüm etnik kökenden yaşayan kesim de TV kanalları açabilmeli, kendi yayın merkezini oluşturabilmeli. Buna mani olacak bir neden zaten düşünülemez. Tabiki de tek şart; TC anayasamıza, hukuk kurallarımıza ters düşen, bu ülke halkın kardeşliğine ve milli değerlerine zarar verici, terör örgütüyle birlikte çalışma gibi faaliyetler yürütmemesidir. Bu gibi durumlarda bu yayınların faaliyetlerine tabiki de son verilmelidir. Bu ülkede yaşayan herkes istediği dili öğrenebilmeli, kendi çevresinde konuşabilmeli, bu anlamda kendi kültürünü koruyabilmeli, ama herkes buna saygı göstermeli ve kimse şunu unutmasın ki bu ülkenin anayasamızda da belirtildiği gibi tek bir resmi ana dili vardır ve bu da ''Türkçe'' dir. Tabiki bu yüzden doğal olarak her TC vatandaşının, bu ülkede daha kolay bir şekilde yaşamını sürdürebilmesi için Türkçe' yi bilmesi gerekmektedir.

Afrika'nın bu günkü durumuna bir göz atacak olursak, dünyanın kara talihli kıtası şu anda o kendine her fırsatta ''Medeni'' diyen topluluklar tarafından ne halde olduğunu, içler acısı durumlarını hepimiz görmekteyiz. Bilim insanları tarafından, insanlık tarihinin başladığı yer olarak gösterilen, eşsiz güzelliklere ve hayvan çeşitliliğine sahip, adeta açık tarih ve doğa müzesi olan bu kıta, ''batılı medeni toplumların'' istilasına uğramış, tüm güzellikleri çalınmış, insanları ırkçılığa uğramış, köle olarak kendi çıkarlarında ve işlerinde çalıştırılmış, nice insanlık dışı zulümlere maruz kalmış bir kıta. Sömürgeci topluluklar tarafından, insanlık dışı ayıplarıyla, kendi çıkar amaçları yüzünden, dünyanın en gelişmemiş ve en fakir kıtası olma yolunda bir gidişata sürüklenmiş, birçok yerinde insanların bir dilim ekmek değil, suyu bile zor bulabildikleri bir hayat yaşıyorlar. Sefalatle, açlıkla, salgın hastalıklarla uğraşan ve hala buna bir dur denilemeyen-denilmeyen bir kıta olmuş, bu dünyanın belki de en güzel kıtası. Bu onların kaderi miydi? Orada her gün hayata gelen ve bu yaşantıyı sürmek durumunda kalan çocukların ne günahı vardı? Bu medeni batı toplumları, bunun hesabını ne zamani, nasıl verecekler? İnanın bunları düşünüp yazdığım şu anda bile duygulanıyorum.

Şunu söylemek istiyorum; bu güzel verimli, bir sürü güçlü medeniyete ev sahipliği yapmış, belki de dünyanın en önemli jeopolitik ve stratejik köşesinde; Anadolu topraklarında binlerce senedir birlikte yaşayan, birbirimizi çok iyi bilen halklarız. Dünyanın farklı köşelerinde yaşayan toplumlara göre, bu anlamda artık adeta kardeş olmuşuz. Kurtuluş savaşında büyük liderimiz Atatürk'ün önderliğinde, sömürgeci güçlere karşı hep beraber savaşmış, dünyanın en kanlı ve büyük savaşlarını bu sömürgeci büyük imparatorluklara karşı vermiş, onlara bu topraklarda yaşayan -farklı etnik kökenden olmamız önemli değil- onların sömürgeci politikalarının aracı olmak istemeyen ve özgürlüklerini kaybetmek istemeyen halklar olarak, güçlerimizi birleştirerek unutamayacakları yenilgiler tattırmışız. Eğer o zamanlar bu fedakar önderlerimiz ve kazandığımız zaferlerimiz olmasaydı, şuanda buraların sömürgeci güçlerin denetimine girilip Afrika'ya yapıldığı gibi bir durumla karşı karşıya kalmıyacağımızı nasıl bilebiliriz? Belki de bağımsız, sömürge bir şekilde, eğitimden yoksun ve sefalet içinde yaşayan, sürekli savaşların yapıldığı bir yer olacaktı bugün bu topraklar. Ama gözünü bu topraklara dikmiş, buraları paylaşma planlarını çoktan yapmış bu devletleri, hayal kırıklığına uğratarak; onlara unutulmaz bir ders vermiş, istedikleri yeri istila edip istedikleri şekilde yönetme gibi bir her türlü insani değerden uzak bir amacı altüst etmiştir.

Bu zaferlerden sonra düşmanlarımız yurdumuzu terk etmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur. Devletimizin yönetim şekli, dilimiz, bayrağımız anayasamızda belirtilmiştir. Bizler için en iyisini düşünmüş olan atalarımız; demokratik, laik bir hukuk devleti oluşturmuşlardır. Bu devlette bir sürü farklı etnik kökenden insan olsa bunu bir farklılık olarak değil de coğrafyamızın kültür çeşitliliği olarak görmeliyiz. Zaten dünyada da olduğu gibi bu ülkede saf bir ırk kalmış mıdırki? Yani her eksim birbirinden kız alıp vermemiş midir? Hepimizin kanında birbirimizin kanı dolaşmamakta mıdır? Ama bu ülkenin kurallarıyla huzur içinde hep birlikte yaşamaya devam etmeliyiz. Aynı tarihsel süreci yaşamış bu ülke insanı olarak, bu sınırlar içerisinde yaşayan tüm TC vatandaşının bu düzenlere saygı duyarak yaşantısını sürdürmesi gerekmektedir. Tabi yaşantımızda gördüğümüz eksiklikleri, yanlışları da yöneticilerimize sunarak; halkımızın hep beraber daha iyi koşullarda bir yaşam isteğini de demokrasinin gereği olarak, bu ülkeyi daha iyi yerlere getirmek adına gerekli düzenlemeleri yöneticilerimizden istemeliyiz. Tüm bunların yanında, bu ülke topraklarının tarihine ve insanlarına saygı göstermeden, bizleri birbirimizden kopartırcasına ayırmaya çalışmaya, böylelikle bu toplumun huzurunu bozmaya yeltenen her kişi en ağır şekilde cezalandırmalıdır.

Hep beraber yapıcı bir şekilde çalışarak vatandaşı olduğumuz, her birimizin atalarımızın kanlarının karıştığı bu ülkeyi daha iyi noktalara getirmeliyiz. Bu ülkenin sınırlarında daha huzurlu bir yaşam sürdürmek adına birbirimize saygı göstermeliyiz. Şunu sakın unutmayalım; bizi tanıyan, bizim derdimizi anlayan, bizim ne istediğimizi bilen, bizim neler yaşadığımızı bilen ya da anlayacak olan ne bir Amerikalıdır ne de bir Avrupalı, ne de bir Japon... Türk' ün Kürt'ten; Kürt' ün de Türk ten, ya da bir Ermeni'nin Türk'ten, bir Çerkez' in Laz dan daha yakını yoktur. Bizi biz yapan değerlerimizi unutmadan, bu topraklarda yüzyılardan beri gelen kardeşliğimizi hatırlıyarak, atalarımıza ve onların emeklerine saygımızı göstererek, hep beraber el ele verip kenetlenerek gelecek kuşaklarımızın daha huzurlu ve gelişmiş bir ülkede yaşaması için bu yolda birlikte yürümeye devam etmeliyiz.

Sözlerimi Atamızın şu sözleriyle bitirmek istiyorum, Ulu Önder Atatürk' ün de yıllar öncesinden Kurtuluş Savaşı sonrası dediği gibi; ''Bilelim ki kazandığımız başarı, milletimizin kuvvetlerini birleştirmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarıları, zaferleri ileride de kazanmak istiyorsak, ayni esasa dayanalım, aynı yolda yürüyelim. (1923)''

2010 yılının tüm ülkemiz adına daha mutlu, huzurlu bir şekilde geçireceğimiz bir yıl olması dileğiyle...

Sevgi ve saygılarımla...

Emre1

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 3065
Kayıt tarihi
: 21.05.09
 
 

İstanbul doğumluyum... İstanbul da yaşamaktayım... Tıp Fakültesi'ni yeni bitirdim-bitiricem sayıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster