Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
671
 

Cumhuriyet soruyor: "Biz Susarsak... Kim konuşacak?"

Cumhuriyet soruyor: "Biz Susarsak... Kim konuşacak?"
 

CUMHURİYET, CUMHURİYET'LE YAŞIT!


Cumhuriyet gazetesi, ben doğmadan bizim eve giren gazete.
Bu bakımdan Cumhuriyet’le büyüdüm. Cumhuriyet’le tanıdım yaşamı, bilgilendim.

1960 öncesini çok iyi anımsıyorum.
Doğu’da unutulmuş, olanakların sınırlı olduğu bir ilçede yaşamak o kadar kolay değildi. Kış geldi mi, kar yağdı mı, yaşam daha bir zorlaşırdı. Devlet memuru rahmetli babam, kışın üç günde, dört günde bir gelen postayı dört gözle beklerdi. Cumhuriyet gazetesi, kat kat boz kâğıtlara rulo biçimde sarılı gelirdi. Babam, onları özenle korur, okurdu. Okumayı söktükten sonra ben de Cumhuriyet'i okumaya başladım.

Cumhuriyet’in, 1960 öncesi boş, beyaz sayfalarını çok iyi anımsıyorum.
İlk sayfadaki haberin devamını işaret eden sayfada kimi yerlerin “boş” olduğunu görür, başta bir anlam veremezdim. Babam anlatırdı; anlardım.
Ali Ulvi’nin Menderes’i anlatan “Uçtu!..Uçtu” karikatürünü çok iyi anımsarım.

Bugün 1 Mart.
Sabah gazetelerimi beklerken, doğrusu, Habertürk’ü merak ediyordum. O bakımdan hemen Habertürk’e bakayım dedim. Birden fark ettim:
Cumhuriyet değişmiş!
Sayfalar boş. Sadece solda tek sütun üzerine başyazı var:
“Biz Susarsak... Kim konuşacak?”
Başlık, dört sayfanın altında da imza gibi yer alıyor.

Sabah, “Türkiye’nin tek değişik gazetesi”ni merak ederken, Cumhuriyet, bu biçimiyle beni hiç şaşırtmadı. Çünkü Cumhuriyet’in gazeteler içinde farklılığı, “değişik yeri” vardı. Bu farklılık, Cumhuriyet’i “alınan” değil, “okunan” gazete yapıyordu.

AKP’nin eleştirilere tahammülsüzlüğü, medya üzerinde sansüre varan baskı oluşturmaya zemin hazırlıyor. Başbakanın, seçim alanlarında, özellikle Aydın Doğan medyasına yönelik “gazetelerini almayın” çağrısı, baskının doğrudan yapıldığını gösteriyor. Daha çok özgürlük adına, özgürlüklerin yok edilmek istendiği bir ortamda, konuşması gerekenler “susarsa”, gerçekten “Kim konuşacak?” sorusu daha bir anlam kazanmıyor mu? AKP, “yandaş medya”yı genişletirken bunun dışındakileri susturmak için devletin gücünü kullanmaktan geri kalmıyor.

Ne diyor Cumhuriyet:
<ı>“Bu gidiş, gidiş değildir?
Özgür medyaya karşı, harp süreci öyle bir aşamaya gelmiştir ki, ‘Cumhuriyet’, bu vahim gerçeğin altını tarihsel bir uyarıyla çizmeyi yalnız gazetemiz adına değil; tüm Türkiye’nin var oluşu açısından kaçınılmaz görüyor.”

Cumhuriyet, okurlarıyla vardır; okurlar da Cumhuriyet’le...
Cumhuriyet, siyasal baskının yanında, ekonomik baskıyla az karşılaşmadı. Reklam vermekten korkanlar oldu; zaman zaman resmi reklamdan yoksun bırakıldı. Reklamsız çıktığı günlere az olmadı. Ama Cumhuriyet, bütün olumsuzluklara karşın bugünlere geldi.
Türkiye’nin en pahalı gazetesi ünvanını elinde tuttu.

Cumhuriyet okumak bir ayrıcalıktır.
Cumhuriyet okumak bir güvendir.

Çünkü yabancı bir yerde “yön” ararken, elinde Cumhuriyet olan birinin verdiği güven başkadır. Bu bakımdan Cumhuriyet okuyan biriyle yan yana düşünce bir sevinir, bir sevinirim ki, sormayın!
Başkalarında da bu durumu çok sezdim.

Cumhuriyet’in uyarısı/ sorusu çok anlamlı:
“Biz Susarsak... Kim konuşacak?”

Konuşmak için susmamak gerekiyor...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2459
Toplam yorum
: 2830
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2248
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

İspir, hem doğum yerim, hem memleketim. Emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Dil ve Tarih-..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster