Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
227
 

Cumhuriyet ve Demokrasi farkı: Neden “bilmediğini bilmemek” bir insan için ölümcüldür (3)

Cumhuriyet ve Demokrasi farkı: Neden “bilmediğini bilmemek” bir insan için ölümcüldür (3)
 

Bilgi eşek yüküdür. Eğer, ondan yeni bir bilgi üretemiyorsanız.


İnsan zihni (*) Hafızasındaki bilgiler sahibini yanıltabilir mi? Bakınız, bu nasıl olmaktadır? “Zihin içinde sakladığını, kendine ait olanı, doğru olarak görebilir mi? Örneğin: Şeffaf olmayan kapalı bir kabın içindekini görebilir misiniz? Göremezsiniz değil mi? Görmeniz için onun kabın içinden dışarıya almanız gerekecektir.

Kendisinin ve çevresinin (akışın, akış şeklinin) farkında olamayanlara, “Bilinçli insan” diyebilir miyiz?

Sağlıklı insan: deneyimlerini, algılarını, öğrendiklerini hafızasında tutabilir-saklayabilir, bunların arasında bir ilişki kurarak, kendisi için yararlı olabilecek sonuçlara gidebilir.

Akıl, bir ölçme ve değerlendirme merkezi’dir. Bilgiler-yaşananlar arasında bir ilgi kurarak (mevcutlar arasından) doğruya ulaşabilir. Eğer, kendisine “doğru” bilgiler sunulmuş ve bunlar doğru olarak özümsenmişse.

Özetle: İnsan zihnindeki bilgiler, sorgulanmak, ışığa çıkarılmak zorundadır. Eğer, doğruya ulaşılmak, doğru bulunmak isteniyorsa.

İnsanlığın gelişmesinin tetikleyicisi, günümüz tabiri ile, “AR-GE” araştırma ve geliştirme faaliyetleri değil midir?

Kaba tabiri ile, (Bize verilen) Bilgi, eşek yüküdür. Eğer, ondan yeni bilgiler üreterek (teyit edemiyor) ve onu geliştirerek, bir adım ileri taşıyamıyorsak.

Peki, düşünceler (kendiliğinden) bir eyleme dönüşebilir mi? Bunun basit cevabı: “Hayır!” olacaktır.

Düşüncenin bilgiye dönüşmesinin yakıtı, duygulardır.

Cumhuriyet ve Demokrasi farkı

Okumayı, düşünmeyi, araştırmayı ve sorgulamayı çok sevmeyenlere başından özetleyelim.

“Cumhuriyet” ifadesinin bilincimizdeki karşılığı nedir?

-"Halk Egemenliği, Temsili Yönetim, Padişah, Kral ve Diktatörlerden kurtulmak! Bilgilerimiz, düşüncelerimiz, Böyle değil midir?

-Peki, Halkı temsil edilecekler, gerçekte: serbest bir seçimle seçilmiyor ve tercih edilecekler, yine halkın serbest iradesi ile seçim listelerine alınmıyorsa? Açık ifadesi ile, Ülkede özgür ortamlar, düşünce ve ifade hürriyeti, bağımsız medya, yargı yoksa: Temsili yönetim, “Cumhuriyet” anlamını bulacak mıdır? Yoksa, şeklen -aldatmaca- bir halkın temsili yönetimi mi olacaktır?

-Toparlanırsa: Ülkede özgür ortamlar, düşünce ve ifade hürriyeti yoksa, kastedilen manası ile bir “Cumhuriyet” yönetimi de  yoktur.

Cumhuriyet ve Demokrasi farkı

-Cumhuriyet yönetimlerinde, devlet daha ön plandadır. Demokrasilerde, kişi hak ve özgürlükleri.

-Cumhuriyet yönetimlerinde devlet, kimliklere biçimlendirebilir, çocukların eğitimine yön verebilir. Demokrasilerde, insanlar dilerlerse çocuklarını özel okullara verebilirler. Devlet eğitim içeriğinde fazla müdahaleci-hevesli değildir.

-Cumhuriyet’lerde, siyasal iktidar, bir aileye, sınıfa zümre ve şahsa ait değildir. “Tek Parti”, “Darbe yönetimi”, “Sermaye-medya-asker-yargı” baskısı, yönetimi yoktur. Demokrasilerde, insanlar anayasalarını kendileri yapar ve gerektiğinde yaptıklarını her zaman geliştirir, değiştirir veya farklı bir çizgiye taşıyabilirler.

-Cumhuriyetlerde: “Mutlak iktidar”, “Milli şef” anlayışı olabilir mi? Demokrasilerde, İktidar, halkın serbest oyları ile belirlenir ve azınlığa düşen şapkasını alır gider.

Ne kendisini dayatır, ne de anlayışını!

-Cumhuriyet yönetimlerinde devlet : bilgiyi, parayı, gücü tekeline alarak bunları, halkın yönetiminde kullanabilir mi? Bunlar demokratik yönetimlerde mümkün değildir.

-Cumhuriyet yönetimlerinde, “düzen” ön plana çıkmaktadır. Demokrasiler ise, halkın (zamana uygun) istek ve talepleri.

-Cumhuriyet yönetimlerinde, “Mutlak doğru” olabilir. “Geniş anlamda demokrasi, toplumda mutlak doğrunun olmadığı varsayımına dayanır. Toplumsal konularda, anlam ve doğrular, toplumsal tartışma, değerlendirme ve çatışmalı karar alma süreçlerinden geçerek oluşurlar.”

Batı Avrupa, Sanayileşme dönemine halkın ve -özgür- düşüncelerinin öne çıkması ile girmiştir.

Bilgi toplumu olmanın tek bir yolu vardır. Ülkede özgür ortamlar ve “ama”sız düşünce ve ifade hürriyeti.

-Rusya ve Çin, “gelişmiş ülkeler” midir?

-Kesinlikle hayır!

-Peki, Neden?

-Bu iki ülkede de ne özgürlük vardır ne de bir adalet. Ana caddeleri ışıltılı, arkaları sefaletin şarkısıdır.

-Batı Avrupa, nasıl (ilk önce) Kendi halkını, devamında diğer (gelişmemiş) toplumları sömürerek bir refah toplumu olabilmişlerse, Çin ve Rusya’da, kendi halklarını acımasızca sömürmektedirler. (İlk başlarda Japonya’da buna dahildir.) Çin ve Rusya’ya düşünülen manada gerçek demokrasi-özgürlük gelmedikçe, onların (yeterli) yüksek teknoloji üretebilecekleri ham hayaldir. Bu iki ülke bu anlayışla doğru bir yere gitmemektedir.

Sonlandırırken, geçen bölümden bir paragrafı tekrar veriyoruz.

-“…Debray’e göre, cumhuriyetin köküne kibrit suyu dökenler arasında ilk sırada, medya demokrasisi (ve medyatik demokrasinin) aktörleri yer alıyorlar.

-“Medyatik demokraside, enformasyon profesyonelleri, kamuoyu ve insanlar arasında aracı işlevi görerek, siyasal iktidarla sivil toplumun arasındaki ilişkinin en önemli kısmını sağlıyorlar(4)

Medya ve para güçlerinin, -ki bunlar giderek birleşiyorlar- kamuoyu üzerinde kurdukları tahakküme Regis Debray’in yönelttiği eleştirilere, özellikle gösteri toplumunun aktörlerinin toplumun yeni elitleri olarak toplumsal değerleri ve kamuoyunun gündemini belirlemesini eleştirmesine, radikal demokratik bakış açısından katılmamak mümkün değil. Ama bu eleştiriden hareketle üretilen önerilerin, başka bir elitizmin önündeki taşları temizlemek için kullanılabileceğini de unutmadan…(Ahmet İnsel/Birikim)

Bu noktada Hürriyet gazetesinin eski sahiplerinden Erol Simavi’nin bir ifadesi aktarılmalıdır.

“Şimdi şekerim, basın doğruyu yazdığı sûrece, ona karşı her zaman tepki ve nefret vardır… ‘Ben, basını çok seviyorum,’ diyen insanların yüzde 99’u aslında sahtekârdır. Sanki bizler birer umacı imişiz gibi, bizimle korkudan ahbaplık ederler. Halbuki hepimiz, onlar gibi insanızdır. Basın için dünyada ‘Beş büyük kuvvetten biridir… Dördüncü kuvvettir.’ Derler. Bu söz, Türkiye için geçerli değil… Hakimiyet, elbette, ‘Kayıtsız şartsız milletindir’… O, başka… Ama birinci kuvvet, Türkiye’de ordu mu? Hayır… Basındır… ikincisi, ordudur… Çünkü orduyu, ihtilallere basın hazırlar…”

Askeri Darbelere, özellikle: 15 Temmuz’a giden yola taş döşeyenler (kimi iç-dış) Medya değil de nedir?

www.canmehmet.com

Açıklama: İçerikte yazılanların kaynakları bir evvelki yazımızda verilmiştir.

Resim: web ortamından alınmış, alt yazı tafafımızdan düzenlenmiştir.

(*) Zihin: “insanda anlayış, kavrayış, algılama yetisi. Yaşantıları, öğrenilenleri, bunların geçmişle olan bağlantılarını bilinçli olarak kafada saklama gücü, bellek.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yorumlarınız ve cevaplarınız, bloglarınız kadar önemli...

Kadri KANPAK 
 07.11.2016 16:00
Cevap :
Değerli Kadri Bey, nezaketinize teşekkür ediyorum. Pazar tezgahında sergilenecek düzgün "elma!" olmayınca, bizim gibi "kurtlu elma!'lar, "Abdurrahman Çelebi!" oluyor. Bir yazarımız, ortaya bir soru sormuş. Üşenmedik, konu önemli olduğu için, 12 (oniki) yorumla cevapladık. Anlaşılan ilgi var ki: Tıklama sayısı 1000 (bin) üzerinde. Yorumları yazarken, konunun önemi ve çok tartışılan konu olması nedeniyle (tartışılması için); "Dileyenlerin soruları olursa (bilgimiz ölçüsünde cevaplayabiliriz" demişiz. Bu kadar Aydın'ımızdan, "bin tıklama"ya karşı, "Arkadaş sen öyle demişsin, ancak, mesele öyle değil, böyle!" anlamında, bir "tık!" yok. (Buna yazının sahibi yazanımız da dahil) İşte "aydın!" halimiz! Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.  07.11.2016 19:06
 

Merhaba Canmehmet Bey...Bence iki tür Cumhuriyet var; biri "halkın yönetimini" esas alan Cumhuriyet vardır ki; bura da "demokrasi" yoktur...Bir de, "halka ait Cumhuriyet" vardır ki, burada "demokrasi", bu tarz cumhuriyetin özüdür...Daha açık bir ifade ile, "devleti ve bürokrasiyi öne çıkaran "bürokratik cumhuriyet" ve halkı merkeze alan, "demokrasi özlü Cumhuriyet"...Selamlar

cdenizkent 
 07.11.2016 13:59
Cevap :
Değerli cdenizkent, batı dışındaki (demokrasisiz) cumhuriyetlerin ne anlama geldiğini ve neden yönetimlerinin (Mısır, vb,)sık sık darbecilere ihale edildiği bilirsiniz. Eski demokrasilerden İngiltere, tarihinde, 10 yıl cumhuriyeti denemiş ve tekrar meşruti monarşi/Parlamenter demokrasi'ye dönmüştür. Japonlar, Hollandalılar ve Belçikalılar da (krallarını) Meşruti monarşi/Parlamenter demokrasiyi terketmemişlerdir. Yetkileri sınırlanmış bir başkan ve Kralın ülke yönetimi için bir proplem olmadığını herhalde gelişmişler görmüşlerdir. Cumhuriyet, teoriye göre, "temsili yönetim"dir. Ancak, ülkede demokrasi-özgür ortamlar-eşitlik anlayışı varsa. Yoksa, gitti kral: geldi, diktatör/general! değişen nedir? Hiçbir şey! Siz, Bir kralı-sultanı indirebilirsiniz, diktatörü indirebilir misiniz? Saddam, Esad vb. Vurgulamak istediğimiz: Cumhuriyetler mutlaka demokrasi ile taçlandırılmalıdır. Değilse, sadece yöneten sınıfın adı değişmektedir. Katkınız için teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.   07.11.2016 15:21
 

Sedat Simavi'nin sözleri tam da Türkiye-ve diğer İslam ülkeleri- gerçeğini ifade ediyor Mehmet Bey...Simavi'nin söylemediği ise şudur: Türkiye'de birinci kuvvet olan medya, aslında emperyalist Batı'nın Türkçe yayın yapan koludur...En azından son yıllara kadar böyleydi...Selamlarımla

ali açıköz 
 07.11.2016 13:49
Cevap :
Değerli Ali Bey, 1789 Fransız (sermaye) Devrimi öncesinde, darbeciler (Ki, bunlar; un tüccarları-frıncılar, sermaye sahipleri, tüccarlar'dır) halkın okuduklarından etkilendiklerini görerek, gazeteler/haberler üzerinden halkı etkilemeye başlamışlar. Açık ifadesi ile, 1789'dan sonra anladığımız manada gazetecilik bitmiş, yerine: "Toplum mühendisliği" gelmiştir. "1913 yılında Çarlık Rusyası’nda 856 günlük gazete yayımlanmaktaydı. En etkili gazetelerden biri olan Novoe Vremya’nın tirajı ise 150.000’e ulaşmıştı." ABD'de, medyanın %85'i, 15 aileye aittir. Peki, Ülkemizde? 5, 10 veya 15'mi diyelim? Fransa'da medya patronlarının, 2 silah tüccarı olduğu söylenmektedir. "The Times" İngiltere dışişleri bakanlığının (örtülü) sözcüsüdür. "Kuvvetler ayrılığı" isteyenler, kuvvetlilerdir. Diğerinin kendisine baskın olmasını istemez. Peki, halk bu "kuvvetler" içinde midir? Elbette! Eğer, ülkede demokrasi varsa; meclis özgür irade ile (serbest seçimle) oluşuyorsa. Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.  07.11.2016 15:33
 

Cumhuriyet-siz demokrasi olabilir ama demokrasisiz cumhuriyet olabilir mi? Selamlar

Kadri KANPAK 
 07.11.2016 11:09
Cevap :
Değerli Kadri Bey, Dünyanın nakit zengini Japonların (İmparatorluk) yönetiminin, parlamenter monarşi; Avrupanın en yüksek kişi başı gelirine sahip İsveç ve Norveç'in (Krallık) Meşruti monarşi olduğunu biliriz. En eski demokrasilerden (olduğu kabul edilen) İngilizler, son bin yılda sadece (1648'lerde)10 yıl cumhuriyetle yönetilmişler ve bir daha dönmemişler. Bugün onlarda da parlamenter demokrasi /Meşruti monarşi vardır. Defalarca tekrar ettiğimiz gibi bizler ne yazıkki okuyan bir toplum değiliz. Yüksek tahsil yapanlarımız dahi (çoğunluğuyla) ilkokul ezberlerinin ötesine gidememektedir. Bu yorumu okuyanlardan kaç kişi lütfen kendisine samimi olarak sormalıdır: İslam ve Osmanlı Medeniyeti, Milli Mücadele, Sanayii devrimi, Japon kalkınması, Avrupa rönesansı, Liberalizm -gerçeği- hakkındaki bilgisi nedir? Ki: Ülke kalkınması, sorunlarımız ve çözümü hakkında (ezberden öte) bir fikir ileri sürebilsin? Özeti: "Aydın!"ımızın durumu vahim ötesi! Katkınız için teşekkürler, sağlıcakla kalınız.  07.11.2016 13:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1117
Toplam yorum
: 2714
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1745
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster