Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
241
 

Cumhuriyet ve seçimler

Cumhuriyet ve seçimler
 

Cumhuriyet: Yüz yıllar boyunca, babadan oğula devredilen padişahlıklara kul olmaktan kurtulup, bizlere kendi yöneticilerimizi kendi içimizden çıkarabilme imkânı getirdi. Ama kıymetini bilmedik.

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki tek partili dönemde, ülkemizin dört bir yanından, bilgisiyle, becerisiyle ve dürüstlüğüyle tanınmış insanlar meclise geliyor ve hükümet de bu kişilerden kurularak, yolsuzluklara bulaşılmadan önemli işler yapılabiliyordu. Mecliste de, memleket meselelerini kavgasız gürültüsüz enine boyuna tartışma imkânı bulabiliyor ve milletvekilleri parti başkanı veya parti politikasının etkisinde kalmadan, memleket ve millet menfaati için, kendi hür iradeleriyle oylarını kullanabiliyordu. Çok partili döneme geçildiği zaman bu imkân kalmadı.

Halk: Çeşitli düşüncelere sahip kişiler tarafından parçalara bölündü. Fikir ayrılıkları doğdu. Halkımızın içinden yetişmiş bilgi ve beceri sahibi kıymetler; çeşitli partilere dağıldı. Partiler: Teşkilat kurdukları her yerde, kendilerini güçlendirmek için; bilgi, beceri ve dürüstlük aramadan, önüne gelen kişileri partilerine kaydetmeye ve onlara bir kısım vaatlerde bulunarak parti binalarını menfaat peşinde koşanların yuvası haline getirmeye, iktidara gelince de, bu menfaat kumkumalarını memnun edilebilmek ve daha fazla oy alabilmek için, ülke çıkarlarını bir kenara bırakıp, parti çıkarlarını ön plana almaya başladı. Partizanlık ön plana çıktı. Genel Başkan hanedanlığı hortladı. Halkımız bildiği tanıdığı insanlara değil; genel başkanının gösterdiği; tepeden inme, bilmediği, tanımadığı insanlara oy verir veya küsüp oy vermez hale geldi.

TBMM'de milletvekili olarak milleti temsil etmeye giden kişiler; milleti değil partilerini temsil eder ve mecliste kendi hür iradeleriyle değil parti başkanının emri veya gurup kararıyla oy kullanır oldu. Meclis kavga yerine döndü. Oy uğruna din siyasete alet edildi. Özellikle çok partili sistemin ilk yıllarında, demokrat parti iktidara geldiği zaman; parti çıkarları için Türkçe ezan kaldırılıp, Arapça ezana geçilmesiyle bu günkü irticanın tohumları atıldı. Atatürk ilkeleri çiğnenmeye başlandı. Kuran kurslarının ve tekkelerin faaliyetlerine izin verildi. İmam Hatip Okulları açıldı. Analarımızın ninelerimizin kullandıkları başörtüsü; türban olarak bir simge haline getirilip, halkımız arasına nifaklar sokuldu.

Demokrasi bir özgürlük rejimidir. Her insan özgür olarak, hiç kimsenin etkisi altında kalmaksızın, kendi hür iradesiyle düşüncelerini ifade eder ve ona göre oyunu verir. Kararlar oy çokluğuyla alınır. Çok partili sistemde halk; kendisinin vekilini değil; çeşitli vaatlerle kendisini kandıran bir partiyi seçmektedir. Bu partinin içinde, kendisinin hiç tanımadığı, tepeden inme olarak parti başkanı tarafından atanmış kişiler vardır. Bu kişiler memleket meseleleri için kendi hür iradelerine göre fikirlerini ifade edememekte parti başkanı veya gurubun kararına göre oy vermektedirler.

Ülkemizde çeşitli partilere mensup çok değerli insanlar vardır. Çok partili sistemde bu değerlerin çeşitli partilere dağılmış olması: Seçim sistemimizin bozukluğu ve barajlar nedeniyle; seçilemeyen parti içinde kalan bu çok kıymetli değerlerden yararlanılmasına imkân bırakmamaktadır.

Demokrasi çoğunluk sistemidir. Halkı; parti başkanları tarafından tepeden inme tayin edilen, bilmediği tanımadığı insanlara oy vermeye zorlamak: Demokratik bir sistem değildir.

Kanaatimce çok partili sistemi bırakıp, meclise göndereceğimiz insanları; her yörenin; bilgisi, becerisi ve dürüstlüğüyle öne çıkan değerlerinden, o yöre halkına bağımsız olarak, seçtirmek en iyi sistemdir. Bu sistemde parti ve partizanlık yoktur. Cumhurbaşkanı, milletvekilleri, belediye başkanları ve muhtarlar halkoyuyla halkın içinden bağımsız olarak seçilir. Milletvekillikleri için iller nüfus durumuna göre bölgelere ayrılır.

Seçim zamanı: Her bölgenin çıkaracağı milletvekilliği için; o bölgede yaşamakta olup, bilgisi, becerisi ve dürüstlüğüyle tanınan ve kendisine güvenen insanlar aday olur. Bu adaylar; her bölgede kurulan, o bölgenin muhtarları, meclis üyeleri ve tanınmış kişilerinden oluşan resmi bir komisyona muayyen ve cüzi bir ücret ödeyerek ön elemeye tabi tutulur. Elemede adayların sabıka kayıtları, ekonomik, sosyal ve ahlaki durumları, dürüstlükleri ve becerileri incelenir. Komisyondan vize alabilen adaylar; seçim kuruluna da muayyen bir ücret ödeyerek aday olurlar.

Adaylar fotoğraflı özgeçmişlerini bastırıp kendilerini tanıtım kampanyasına başlarlar. Seçim günü, seçim sandıklarının bulunduğu yerlerdeki duvarlara adayların fotoğraflı özgeçmişleri asılır. Seçmenler: Bu adaylar arasından, o bölgeden çıkacak milletvekili sayısı kadar aday ismini, ister resmine isterse özgeçmişine bakarak yazıp, seçim sandıklarına atarlar. O bölge halkının en çok oyunu alan adaylar TBMM ne gider.

Mecliste de benzer bir sistemle Meclis ve Hükümet Başkanları seçilir. Böylece meclise giren değerli tüm milletvekillerine meclis ve hükümet başkanı ve hükümet üyesi olabilme imkânı doğar. Değerler dışlanmış olmaz. Meclis tarafından seçilen Hükümet Başkanları meclisin içinden veya dışından, birlikte çalışabilecekleri güvenilir kişileri bakanlıklara atayarak, meclisten güvenoyu alır ve hükümet çalışmaya başlar. Hükümet üyeleri de parti çıkarları için değil memleket çıkarları için çalışır.

Milletvekilleri hükümeti kontrol eder. Memleket meselelerini ortaya koyar. Mecliste tartışmaya açar. Bu sistemde her milletvekili hiç kimsenin etkisi altında kalmaksızın düşüncelerini söyler. Kanunlar ve alınacak kararlar her milletvekilinin kendi hür iradeleriyle vereceği oy çoğunluğuyla yürürlüğe girer.

Böylece: Davulcu partisi dahi olsa; devlet tarafından partilere yapılan yardımlar sona erer. Seçim masrafları kısmen karşılanır. Partiler arası çatışmalar ve kavgalar olmaz. Din istismarcılığı biter. Parti kontenjanıydı, denilerek o bölgece tanınmayan, bölgeyi bilmeyen bir kısım insanları tepeden inme bölge halkına kabul ettirme zorbalığı, partizanlık ve Genel Başkan Hanedanlığı ortadan kalkar. Mecliste de Parti Başkanı ve gurup kararıyla, parti lehine kararlar alınamaz.

Bu sistem hakkında daha pek çok öneriler olabilir. Siyasetçi olmadığım için bu sistemin sakıncalı tarafları hakkında bir şey söyleme hakkına sahip değilim. Siyaset bilimcileri, hukukçular ve İdari ilim sahibi kişiler bu sistem üzerinde durup sistemin geliştirilmesi yönünde çalışırlarsa memleket ve millet için yararlı olur kanısındayım.

25 Nisan 2007
H. Hilmi Polat

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 104
Toplam yorum
: 334
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 706
Kayıt tarihi
: 11.04.07
 
 

6 Mayıs 1927 Simav doğumlu, İstanbul Yıldız Teknik Okulu’nun ( Bu günkü Yıldız Üniversitesi) son sın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster