Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
122
 

Cumhuriyet

Cumhuriyet
 

Elim titredi daha yazının başlığını atarken, utandım ona yeterince sahip çıkamıyor, yeterince hak ettiği değeri veremiyoruz düşüncesinde.

Rakamsal değer olarak 93. yılını kutluyoruz. Manevi olarak ağırlığına değer biçmeye bu topraklara ait hiç kimsenin zekâsı, beyin gücü yetmez herhalde. Çünkü bu hiçbir zaman, hiçbir insanın cevap veremeyeceği bir soru olarak kalacaktır. Nedeni kan ağırlığıdır, can ağırlığıdır, bunun açıklanabilir başka yolu yoktur diye düşünüyorum, sadece hissetmekle ilgili. Bu uğurda canını verenleri, bu uğurda kendinden vazgeçenleri düşündükçe daha da utanıyor, kendimi çaresiz ve suçlu hissediyorum. Ay yıldızlı bayrağımızın, göklere yakıştığı kadar yakışıyor Cumhuriyet bu vatana, bu topraklara. Ulu önderimizin, savaş arkadaşlarının, bu uğurda canını veren tüm şehitlerimizin, bir kez daha ruhu şad olsun diliyorum.

Çoğunlukla inandığım ve aksini henüz ispatlayamadım bir durum tespitim var uzun zamandır. Şimdiki nesil  “biz onlara yeni nesil işte diyoruz ya hani” gençleri eleştiriyoruz, çabuk tüketen, elindekinin kıymetini bilmeyen, hoşnut olmayan çocuklar yetiştiriyoruz düşüncesini, dilimizi pelesenk ettik ya, işte ondan söz ediyorum.

Aslında eleştirdiğimiz gençlik, her şeyi kolay yollardan elde eden gençlik, ebeveynlerinin saltanatına konan, hazırcı gençlik, istisnai gençlik onlar. Lüks olarak ne varsa, imkânı olanlardan söz ediyorum, önlerine sınırsız sunulan gençlik. Birde bunun tam zıttı var elbette, işte onlar da bu ilk örneğe özenen, kendi şartlarını onlarla mukayese eden ve bu duruma içten içe isyan eden gençlik. Daha sonrasın da onlar ebeveyn olduklarında da süregelen bir kopya yaşantı, düşüncesizlik modelleriyle kaybolup giden değerler ve kıymetler ve emanetler.

İşte altın tepside sunulan ne varsa, zahmetsizce elde edilen ne varsa, kıymeti değeri sanki günden güne düşüyor ve gözden çıkartılıyor gibime geliyor. Oysa bu topraklarda, insanca, bağımsız yaşanabilmesi için, başımız dik, alnımız açık olabilmesi için, verildi nice canlar. Bu topraklar boşu boşuna mı sulandı kanla. Çocuklar yetim kaldı, analar yüreklerini boşuna mı dağladı, kaç ocak söndü, kaç can yitip gitti bu kutsal topraklara sınır çizebilmek için. 

Günümüzde, bir kulağımızdan giren, diğer kulağımızdan ışık hızıyla çıktığı için, değerlerimiz, aptallığımız yüzünden değersizleştirildiği için korkuyorum yarınlardan. Hep oyunlar oynandı üstümüze, bu topraklara gözünü dikenler, bölük pörçük edebilmek için bizi, yeni senaryolar yazdı durdu, içeriğini bir türlü oturtamadıkları. Arapsaçına dönen son dönemdeki belirsizlikler, insan algısının kendini dinç tutabilmek ve doğrunun esas olan, var olan olduğunu, bilinçlerimize kazıma gayretini de hiç ediyor.

Sabun köpüğü gibi kayıp gidiyor, bu vatanı vatan yapan değerler. Tepsi altın, peki üzerindekinin değeri bir tepsi kadar etmiyor mu (?)sorusunu sorduruyor toprağın altında can verenlerin sorumluluğu. Dile kolay, 93 yıldır bizi biz yapan bir değerden söz ediyoruz. Ay yıldızlı bayrağın en çok, yakıştığı semalarda, 29 Ekim'de, yeniden bir olmak, bayraklarımızla bu vatan bize emanet, emanete hıyanetlik edenlere karşı hepimizin sorumluluğu var için gönül gönüle olmak zamanıdır. Bizim şehitlerimize, bu vatanı vatan yapanlara borcumuz var.  Şerefle, şanla, bölünmez bütünlüğümüzle kutlu olsun…

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 146
Kayıt tarihi
: 24.12.11
 
 

1965 Zonguldak doğumlu ve halen Zonguldak'ta yaşamaktayım.Yazarım ve çeşitli platformlarda sunucu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster