Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '17

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
46
 

Cumhuriyet

CUMHURİYET, romantik insanların düşünebileceği ve hayata geçirebileceği bir projeydi, Osmanlı İmparatorluğunun varlık ve yokluk çizgisinden gidip gelirkenki sürecinde. Cumhuriyet, her türlü imkânsızlığa, muhalefete, içten içe zuhur etmiş umutsuzluğa, yılgınlığa, inançsızlığa başkaldırış ve onur duruşuydu. Cumhuriyet, olmazlıklardan olur yaratabilmekti. Emperyalist devletlerin, imparatorluk coğrafyasında paylaşım planları yaptığı süreçlerde, yeni bir ulusun inşasının hayaliydi.

Batı Avrupa ülkelerinin endüstri devrimiyle zenginleştikleri, gözlerinin açıldığı, refahlarının palazlandığı, birbirleriyle çekişme içinde oldukları, elde ettikleri zenginliğin ve refahın yetmediği, hammadde ve pazar arayışları içinde bir kaosa sürüklenme merhalelerinde, Avusturya-Macaristan İmparatorunun Sırp bir genç tarafından öldürülmesiyle baş gösterecek cihan harbinin kıvılcımlarından, onurlu ve mağrur bir parlayışın eseriydi, Türkiye Cumhuriyeti...

Bir tarafta her türlü zenginliğe ve savaş araçlarına sahip emperyalist ülkeler; İngiltere, Fransa, İtalya...

Bir tarafta Osmanlı İmparatorluğunun maceraperest Enver ve Talat Paşaları ile Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu...

Emperyalist ülkelerin maşa olarak kullanacakları Yunanistan ve Memaliki Osmaniye coğrafyasında güven ve huzur içinde yaşayan Rum ve Ermeni azınlıkları...

***

Cumhuriyet, böyle orantısız güçlerin oluşturduğu blokların savaşından sonra, ülkedeki hain ve işbirlikçilere rağmen kurulabilmiştir. Ülke, emperyalist ve sömürgeci devletler tarafından parsel parsel paylaşılırken, Anadolu halkı her türlü ihanete, zulme ve tahakküme uğrarken, saray şürekâsı ve başının kişiliksiz ve teslimiyetçi siyasetlerine rağmen, bir avuç vatansever insanın, bu toprakların insanına güvenmesi; özgürlüğe, barışa inanmaları sonucunda meydana getirilebilmiştir.

Kolay değildi; din-tarım imparatorluğundan medeni bir toplum olma aşamasına geçmek; pekâlâ kolay değildi. Aşırı muhalefete ve engellemeye rağmen, cumhuriyet Türkiye’sinin temelleri atılabildi. Yıllardır sömürülmüş bir toplumu, geleneklerinden ve göreneklerinden koparıp, yurttaş vaziyetine getirmek ancak Mustafa Kemal ATATÜRK gibi devrimci bir insanın başarabileceği zorlukta hadiseydi. Kurtuluş Savaşında gösterilen fedakârlıklar ve feragatler, milletimizce unutulmamalıdır. Mustafa Kemal’in ileri emriyle gözlerini bile kırpmadan ölüme giden “Mehmetçiklerin” feragatlerinin eseridir, bu memleket ve cumhuriyet.

Birinci Cihan Harbi sırasında Mustafa Kemal ATATÜRK’ün gösterdiği muvaffakiyetler, üstün savaş stratejileri, Çanakkale Savaşında gösterdiği kahramanlık, “Anafartalar Komutanı” olarak Anadolu’da Türk milletinin kalbine girmesi ve orada yer etmesi, Kurtuluş Savaşında, ve cumhuriyetin kuruluş evrelerinde Atatürk’ün en büyük gücü ve desteği olacaktır.

***

Birinci Cihan Harbiyle beraber Osmanlı Devleti topraklarının emperyalist Avrupalılar tarafından talan edilmesi ve paylaşılması, ülkedeki yöneticilerin, elden giden devlet ve topraklar için kıllarını bile kıpırdatmamaları, sadece “saltanatı” ve “halifeliği” düşünmeleri, kendilerinin ve imtiyazlarının geleceğinin, milletin geleceğinden üstün ve üzeri tutulmasının yarattığı psikolojik ve fiziksel yıkımların gölgesinde, bu ülke ışığı görebilmiştir.

Fransızların, Antep, Maraş, Urfa, Adana gibi Anadolu’nun güney kesimlerini işgal etmesi, İtalyanların Antalya, Mersin, Konya gibi Akdeniz ve batı kesimlerini işgal etmesi, İngilizlerin Irak, Arabistan ve ileri Osmanlı topraklarıyla İstanbul’a asker çıkarması; “fiilî” işgal teşebbüsleri, Türkiye’ye Ankara’dan mütevekkil sözde bir toprak parçası bırakıyordu.

Cumhuriyet, bu minvaldeki paylaşma planlarına başkaldırarak, çok kanlar dökülerek kurulmuştur. Paylaşma planlarına sonradan ilave edilen, gönlü alınmak istenen Yunanistan’ın; Yunanistan’a Ege bölgesinin işgalinin yaptırılması, İzmir’e İngiliz destekli Yunan birliklerinin çıkarak, İzmir halkına ve yöredeki masum insanlara mezalim uygulaması, işte bunlar tarihte, memleketin ne zor koşullarda aydınlığa çıktığının göstergeleridir.

Anadolu’da Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde başlayan şanlı Kurtuluş mücadelemiz, hem emperyalist devletlere hem de tüm dünyaya şan ve şeref timsali olmuştur. Tüm mazlum ülkeler tarafından büyük bir gıpta ve takdirle izlenmiş ve hak ettiği değer de verilmiştir.

***

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün inşa ettiği cumhuriyeti, diğer cumhuriyet ülkelerinden ayıran en önemli ve tek fark, EMPERYALİST güçlere karşı verilen mücadele ve savaşımdan sonra ortaya çıkmasıdır. Mustafa Kemal Atatürk ve onun gibi düşünen kurmay paşaların mücadele azmi ve vatan sevgileri sonucunda; Osmanlı Devletinin başındakilerinin ve İtilaf devletleri seçkinlerinin bir avuç “budala” olarak nitelendirdikleri bu özgürlük ve vatan sevdalıları, inanç ve azmin neleri başarabileceğinin, tüm dünya uluslarına ispatını gerçekleştirmişlerdir. Hem de yorgun, yoksul, umutlarını tüketmiş halk yığınlarını, bir hedefe ve ereğe kanalize ederek...

CUMHURİYET; Atamızın da dediği gibi yüksek ahlâk ve bilinç demektir. Bu ahlâk ve fazilet, egemenliği, yönetimi, kendilerini memleketin sahipleri sanan “saltanat” düşkünlerinin elinden alarak, gerçek maliklerine, milletine vermiştir.

Cumhuriyetimizin en önemli kolonları ise; “laiklik”, “hukuk” ve “sosyal devlet” olma esaslarına dayanmasıdır. İşte, bunların yaşatılması hususlarında daha çok çalışmamız ve çabalamamız gerekir. Ama, her şeyden önemlisi, Cumhuriyetimize her zamankinden daha sıkı sarılmalı ve sahip çıkmalıyız...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 595
Toplam yorum
: 131
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 78
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster