Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '19

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
68
 

Cumhuriyetin Refaha Katkısı (2)

Ekonomik meseleler sosyal ve kültürel kaynaklıdır. Değişen sosyal yaşam, beraberinde yeni ihtiyaçlar getirir. Yeni ihtiyaçlar yeni sorunlar getirirken, sorunlara çözüm geliştirmek de size kalır. Dolayısıyla bir toplumun sosyal dokusu ile oynamadan önce, bunun uzun vadeli yansımaları çok iyi hesap edilmelidir.

1789’da Fransa'da başlayan “Devrimci İhtilal” sonucunda “Yeni Dünya Düzeni” kurulurken, sistem dünyaya "armağan" (!) olarak nurtopu misali iki Dünya Savaşı hediye etmiştir. Yaklaşık 100 milyon insanın ölüm ve sakatlanmasına sebep olan bu paylaşım savaşları, bir “Cumhuriyet - Demokrasi zaferi” midir ?

Toplumlar, “Cumhuriyet-Demokrasi getirilerek, iktidar halka teslim ediliyor !” adı altında (belki de maskesi ile) toplumun köleleştirilmesi - soyulması için (küresel) sermayeye (silah üreticilerine-bankerlere) teslim mi edildi ?

Veya :

- “Cumhuriyet - Demokrasi” ile hızla sanayileşildi (modernleşildi) de ne oldu?

- İnsanlar daha mı mutlu?

Örneğin; otomobiller insanları ne sağladı?

- Uçaklar, hızlı trenler hayatımıza kolaylıklar mı getirdi?

- Televizyonlar, bilgisayarlar, mobil telefonların yararı nedir?

- Ok ve Yay'ın yerini, yüksek teknolojik ve nükleer silahların alması savaşları mı önledi?

Neticesinde dünyada açlık-kıtlık bitti ve tüm insanlar refaha mı kavuştu?

Bakalım, kavuşmuş mu?

...

Dağılan Sovyetler Birliği’nin son devlet başkanı olan Gorbaçov anlatıyor :

Soğuk savaş döneminin bitmesiyle, gelişmiş ülkelerin silahlanma yarışı için harcadıkları dev paraların, kısmen de olsa, dünyadaki fakirliğin ortadan kaldırılması amacıyla kullanılacağını sanıyordum. Hristiyan değerler üzerine inşa edilmiş medeniyetler, dünya üzerindeki 800 milyon insanın aç, 1 milyardan fazla insanın da içecek sudan mahrum kalması, 2 milyardan fazla insanın elektrik şebekesiyle henüz tanışmamış olması ve dünya nüfusunun yarısı olan 3 milyar insanın da temel ihtiyaç maddelerinden yoksun durumda bulunmasına asla tepkisiz kalmazlar ve içlerine sindiremezlerdi…

Küreselleşme, vaktiyle kapalı 'medeniyet alanlarına' da nüfuz ederek, bazı toplumların gelenek ve temel taşlarını da yerinden oynatmaya, toplumları bozmaya ve hatta imhaya kadar götürebilmektedir…" (1)

...

Gorbaçov'a "Günaydın !" demek gerekir...

Neyi öğrenmiş ? "Toplumların gelenek ve temel taşlarını yerinden oynatılmaması"nı.

...

Medeniyet, Modernlik, Aydınlanma (!) nedir?

- Zenginin yoksulu soyması,

- Güçlünün zayıfı ezmesi,

- Tok olanın, açın elinden olmayan parasını da alması.

İşte Dünyanın en büyük silah satıcıları...

Elbette bu rakamlara el altından, kayıtdışı olarak satılanlar dahil değildir.

Aşağıda verilenler, resmi olarak bildirilen rakamlardır :

...

"2010-2014 yılı sürecinde pazar payı ağırlıklarına bakıldığında ise, ABD ve Rusya Federasyonu’nun diğer üretici ülkelerden silah ticaretinde uzak ara önde olduğu...

1) ABD'nin %31'lik payı,

2) Rusya Federasyonu'nın %27'lik payı,

3-4-5) Fransa, Almanya ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin de %5’lik pazar payları ile bu iki ülkeyi takip ettikleri görülmektedir.

6) Birleşik Krallık (İngiltere'nin) %4’lük payı,

7-8-9) Ukrayna, İspanya ve İtalya’nın %3'lük payları,

10) İsrail'in ise % 2’lik pazar payı" (2)

...

Yukarıdaki tabloya baktığımızda, kendilerini “Çağdaş-Modern (!)” olarak tanıtan toplumların ekonomileri ne üzerine kuruludur ?

- Sömürü (petrol-ucuz hammadde),

- Terör (silah satışı, başka ülke yönetimlerin kontrolü),

- Kan ve gözyaşı (çıkartılan iç savaşlar sonucu ülkelerinden kaçmaya zorlanan insanlar).

Peki, bu (modern !) ülkelerdeki “Aydınlar, kanaat önderleri, gazeteciler, insan hakları savunucuları, çevreciler, daha bilmem neciler" nerededirler ?

Cumhuriyet, Demokrasi, Hukukun Üstünlüğü" vb. konularındaki toplantılarda konuşmacı olarak kamuoyuna öğüt vermektedirler !

...

Yukarıdaki örneklerde anlatılmak istenen şudur :

Batı Medeniyeti'nin (sözde cumhuriyet - demokrasilerinin) göstermelik, sahte ışıklarla parlatılmış refah vitrininin mutfağına girildiğinde, görülecek olan parçalanmış insanlar ve insan iskeletleridir.

İnsan düşünen varlıktır.

Çünkü ancak, düşünen insan farkında olabilmektedir.

 

Devam edecek...

Sonraki yazıda : “Demokrasinin beşiği (!)” olduğu iddia edilen İngiltere’den, "Sağır ve Körler" için bir ibret hikayesi...

 www.canmehmet.com

 

  • KAYNAKLAR :
  • (1) YERKÜRE MANİFESTOM. Mihail Gorbaçov.
  • (2) Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2014 yılı "Dünya Silah Ticareti" verileri.
Yorum Dükkanı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Selamlar Canmehmet bey. Netameli konular hakkında yazmama kararı almıştım ama son günlerde o kadar bunalmıştım ki "Mizah" kategorisinde yazdığım ama "Güncel" kategoride yayınlanan http://blog.milliyet.com.tr/cumhuriyet-mi--demokrasi-mi-/Blog/?BlogNo=613482 bbloğumda, aslında sizin de amaçladığınız; okuyanların muhakeme etme dürtülerini harekete geçirebilmekti. Malum "İnsan okuyan, okuduğunu muhakeme eden ve sonuç çıkarabilendir" veya sizin söyleminizle "İnsan düşünen varlıktır. Çünkü ancak, düşünen insan farkında olabilmektedir." Serinin devamını da merakla bekliyor olacağım... Sağlıcakla Kalın...

Yorum Dükkanı 
 14.11.2019 19:21
Cevap :
Değerli “Yorum Dükkanı”, Bilirsiniz, “sanayileşme-modernleşme, vb” gündeme geldiği zaman genelde akla : “Gelişmişlik-teknoloji-bilgiden bilgi üretimi” gelmektedir. Gerçeğinde tezgahlar (robotlaştırılır) geliştirilirken; araştırmacılar, insan beyninin nasıl yönlendirileceğini öğrenmişler, bunu ürün satışlarında (moda vb.) sıkça kullanmışlardır. “Cumhuriyet-laiklik”; Fransız devriminin değil, Krallık-Papalık çatışmasının (sermaye lehine) sonucudur. Fransız devrimi ile sermaye: Krallığı ve kiliseyi (kimi yerlerde) etkisizleştirerek, yönetimde tek söz sahibi olmuştur. Şimdi Cumhuriyet için ABD’yi örnek verelim: Başkan adayı, medya/büyük sermayenin desteği ile seçilmekte, seçilmenin bedelini de; yoksul-zayıf ülkeleri soydurarak ödemektedir. Türkiye’nin seçilmiş hükümeti, ABD’nin istediklerini yapmadığı için: “ekonomisinin yerle bir edilmesi ile” tehdit edilmekte değil midir. Bu nasıl, Cumhuriyet-Demokrasi-insan hakları hukuk anlayışıdır? Teşekkürler, Sağlıcakla kalınız  15.11.2019 14:18
 

Merhaba Canmehmet Bey...Tarihte yer almış sosyal ve kültürel kaynaklı medeniyetlerin hepsinde "din" faktörü yoktur. Ama yakın çağımızda ve çağımızdaki en büyük medeniyetlerde "din" faktörü, medeniyetlerin mayası ve harcı olmuştur. Mehmet Akif Ersoy'un "tek dişi kalmış canavar" diye tanımladığı -herhalde batı medeniyeti- medeniyet "Hristiyanlık" tabanı üzerinde yükselmiştir. Mehmet Akif Ersoy, "Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar / Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" demesine rağmen, bu tek dişi kalmış canavar, bir zamanların İslam Medeniyeti'nin üzerine çöreklenmiş; "İslam'ı" boğamamış ama, medeniyetini ortadan kaldırmıştır...Bugün, bu tek dişi kalmış canavar, dişlerine "implant" yaptırmış, önüne geleni ısırmaktadır...Dünya, sizin de dediğiniz gibi, "güçlünün güçsüzü sömürdüğü", bazen de "aç bıraktığı" bir hale gelmiştir...Selamlar

cdenizkent 
 14.11.2019 16:51
Cevap :
Değerli cdenizkent, Adaletin hüküm sürmediği, insanların aç olduğu yerde barış olmaz. Bir Medeniyet : Hem insanlar arasında adaleti, hem de paylaşmayı esas kılarak büyük servet oluşumunu engellemelidir. Sanayileşmeden önce: insanlar topraktan ve dokuma tezgahlarından kendilerinin ve çevresinin ihtiyacını karşılamaktadır. Bu yaşam şekli hem açlığı, hem de işsizliği büyük ölçüde önlemektedir. Sanayileşme ile, üretim ve işsizlik artmış; fabrika sahipleri ile çalışanlarının zenginlikleri arasında uçurumlar oluşmuştur. Bugün Batıda gelirin, yüzde 60-70’lik bölümü, yüzde yirmilik dilime gitmektedir. (Bizde de çarpıktır) Yeni bir sistem kurulurken, toplumun temel yapısı dinamitlenmemelidir. “Modernlik-medeniyet”: İnsanların birbirlerine ve haklarına saygılı olmaktır. Bu, günümüzde güçlünün zayıfı ezmesine dönüşmüştür. “Cumhuriyet-Demokrasi”, Gerçekte halk iktidarı ise, servet neden azınlık tarafında birikmekte; zayıf ezilmektedir? Bunlar sorgulanmalıdır? Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.   15.11.2019 12:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1097
Toplam yorum
: 2702
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1725
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster