Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '20

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
27
 

Cumhuriyetin Tefsir Projesi

19’uncu yüzyılda başlayan ıslahat hareketleri çerçevesinde Osmanlı aydınları ve yöneticileri tarafından belirgin bir şekilde başlayan alfabe tartışmaları, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşaması ve sonrasında da Harf Devrimi’ne kadar devam etmiştir.

Cumhuriyetin kurulması ile tartışılan tüm bu konular, Cumhuriyetin kurucu kadroları tarafından hayata geçirilmeye başlanmış, milli kimlik oluşturma ve toplumun kültürel dönüşümünü sağlama yönünde dil alanında önemli adımlar atılmıştır.

29 Ekim 1923’te cumhuriyetin ilan edilmesiyle, yeni rejimin en önemli sorunlarından birisi, dinsel temele dayalı eski kültürel birikimin yerine, Türkiye’de yeni bir cumhuriyet kültürü oluşturabilmekti. İbadet dili hakkındaki fikir ve çalışmalar Cumhuriyet döneminde yoğunlaşmış; başta namaz olmak üzere, bizzat Atatürk’ün girişimleri ve çalışmaları sonunda ibadet dilinin Türkçeleştirilmesi düşünülmüştür.

Mustafa Kemal Atatürk, Diyanet işleri Başkanlığı’ndan Kur’an-ı Kerim’in Türkçe tercüme ve tefsirinin yapılmasını istemiş, Diyanet İşleri Başkanlığı da bu görevi, dönemin büyük din âlimlerinden kabul edilen Elmalılı Hamdi Yazır’a vermiştir. Hamdi Yazır’ın, İslam’ın, her türlü ilerlemenin, bilimin, tekniğin ve medeniyetin yanında olduğu ve cehalete, bağnazlığa, batıl inançlara karşı olduğu ile ilgili fikirlerinin, Atatürk’ün fikirleri ile örtüşmesi, bu görevin Yazır’a verilmesinde önemli sebeplerdendir.

Hamdi Yazır, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Türkçe Kur’an projesine kuşkuyla baksa da diğer İslâmcılara nispetle tefsir konusunda daha millî bir tavır takınmıştır. Onun böyle bir tavır takınması, İslâm dünyasındaki yeni selefi akımlara pek sıcak bakmaması, Ehl-i Sünnet çizgisini esas alan ve aynı zamanda Anadolu-Türk İslâmı’nı da hesaba katan bir anlayışa sahip olmasından ileri gelmektedir. Bu da onun tefsir projesinde yer almasında da etkili olan diğer nedenlerdendir. Atatürk, dini sahada gittikçe yayılan cehaletin belirginleştiğini gözlemlemiştir.

Tefsir projesi ile Kur’an’ı okuyup anlayacak ilim adamlarının günden güne azalmasını engellemeyi hedeflemiş ve özellikle Kur’an konusundaki bilgisizlikten istifade eden, kötü niyetlerle ortaya çıkarılan, bozuk ve yanlış Kur’an tercümelerini ortadan kaldırmayı gaye edinmiştir. Dini değerlerin tekke, zaviye ve medreseler yolu ile istismar edilmesini önlemeyi amaçlamıştır.

Günümüzde halkın büyük çoğunluğu, İslam dinini ve bu dinin kutsal kitabını öğrenme çabasında, resmi Kur’an kursları, resmi camiler ve resmi din görevlileri dışındaki cemaat ve tarikatlara yönelmemektedir. Cemaat ve tarikatların bu minvalde Arapçayı teşvik etmelerinin de etkisi ile Kuran’ı sadece Arapça olarak okumak istemekte ve Arapçayı Kur’an’ın dili olduğu için kutsal saymaktadırlar. Bu da cumhuriyetin ilk yıllarında Elmalı Hamdi Yazır’ın “dönemindeki bilimsel gelişmelere yer veren, akla ve sahih kaynaklara dayalı Türkçe Kur’an tefsiri”nin, beklenen ilgiyi göremediği ve “Türkçe din dili” üzerinden modernite/çağdaşlık/yenilenme algısının,[1] kurucu kadronun resmi din görevlileri kadar köklü ve etkili bir işleve sahip olamadığını göstermektedir.



[1]Bu konuda İzmir/Aliağa’da görev yapan 87 din görevlisi üzerinde yapılan “Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Çalışan Din Görevlilerin Modernite Algısı” üzerine yapılan çalışma oldukça önemlidir. Bu çalışmada, din görevlilerinin modernleşmeyi nasıl algıladıkları, tepkilerinin neler olduğu, modernleşme karşısında uyumlarının ne düzeyde olduğunu ortaya koymak amacıyla araştırmaya konu olan sorulara verilen cevaplardan, modernizme karşı olumlu görüş belirttikleri, din görevlilerinin, toplumun diğer katmanları ile paralel düzeyde modernleştikleri, modernlik denince akılcılığı daha sonra sırasıyla dünyevileşme, özgürlük ve son olarak da bireyselliği anladıklarını ifade etmişlerdir. Bu çalışmaya katılan Din görevlilerinin neredeyse tamamının modernliğe negatif bakmadıkları halde, modernlik-dindarlık ilişkisi bağlamında, katılımcı din görevlilerinin yarıya yakını modernliğin dindarlığın azalmasına sebep olduğu görüşünü ifade etmişlerdir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 853
Kayıt tarihi
: 11.03.20
 
 

Sosyolog ve Araştırmacı-Yazar İnsanoğlunun aydınlanma serüvenine naçizane bir destekte bulunmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster