Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
137
 

Cümleleri durdurmak!

Cümleleri durdurmak!
 

Cümleleri durdurmak benim tarzım kesinlikle değil. Ben kelimeleri –yüklemleri, sıfatları, zarfları, zamirleri- seven birisiyim.

Duygularımdan arındığım da olmuştur ama bu benim isteğimle değil, halkın önerisiyle olmuştur. Oysa ben halk için mi yaşarım yoksa kendim mi? Ailem der ki halkı gözet, devleti gözet ki onlar senin geleceğini belirleyecektir! Öyle mi?

Demin kendimi bir Türk Sanat Müziği bestelerken buldum. Evet, ilahi bile bestelediğim olmuştur ama Türk Sanat Muzikisi ilk defa oluyor!

Çocukluğumda, arabanın olup müzik sisteminin olmadığı zamanlarda, annemle beraber az mı söylerdik; “Gündüzün Seninle”, “Mihrabım diyerek” “tenennni”... Evet, hepsi de ağır şarkılar ama hepsini söylerken yüreğimden söylerdim. Aynı şekilde dualarımın Arapçasını kulağımda dinleyerek ve hocanın söyledikleriyle karşılaştırarak namaz kılardım ilkokulda!

Hem dindar, hem laik, hem de modern nasıl olunabiliyordu Türkiyem'de! Yıllarca böyle bir sınıflandırmanın olmadığını gördüm! Ne garip değil mi? Günah işlemek için değil, hiç günah işlemeyeyim diye Allah’a sığındım ben! Şeytanı o kadar defa taşladım ki yanımda her daim susuz kaldı bu kötü melek!

Cümlelerim sanatsal olduğu kadar gerçekçi de olabilir ve bu yüzden edebiyatta hiçbir zaman Romantizm akımını seçmedim ben! Karacaoğlan gibi de Güzelleme yapmadım. Ama çokçana Hüsnü Talil yaptım. Bütün bunları bilerek mezun oldum liseden ben.

Ben bilinci çok küçükken beynime soktum, koynuma aldım, pislik insanlardan uzak durmayı destur bildim. Evet, biçare Yunus gibi yaşadığım zamanlarım oldu ya da Salvador Dali gibi coştuğum anlar! Bir gün Moskova’da kendimin portresini çizebilecek yetenekte ressam aradım ve bulduğumu sandığım anda ondan daha iyi ben çizebileceğimi fark ettim. Bir yetenek avcısı ben, kendi yeteneğime yenilecektim. Yıllarca beyhude olarak iyi bir Türk ressamı aradım ve Bedri Baykam saçmalığına kaptırmış buldum ülkemi! Yetenekli boş adam! Ve bunun gibi bir sürü adam yetenekli olduğu söylene, söylene dolaşıyordu ortalıkta ama gördüm ki her şey söylenenle ilgiliydi, adamlarla kesinlikle değil!

Nice 10 Kasım’larda Atam için ağladığımı hatırlarım. Çok isterdim onun gibi kahraman Türk olabilmeyi. Gerçekten çok istedim, çok!

Ernest Hemingway gibi aşık olabilmek, onun kadınlarının tadına bakabilmek, ya da Conan’a aşık bir Red Sonja’yı çırılçıplak görebilmek için neler vermezdim. Ve bütün bunların cinsellikle ilgisi yok, sadece duygularla ilintili!

Cümleleri severim ben çok ve hiçbir zaman onların efendisi olmak istemem. Onları serbest bırakmayı yeğlerim, her türlü şekilsellikten uzak! Evet, kesinlikle şekilci değilim. Sanatçı ruha saygım çok!

Bazen, evet, bazen o kızıl saçlı kadının yeşil gözlerinde kayboluyorum. Tıpkı dün gibi, öyle bir baktı ki bana, yüreğimi deldiğini hissettim. Ona karşı nefret ve aşk doluyum. Canını yakmak ve aynı zamanda altımda ezmek istiyorum. Bu kesinlikle zayıflığımla ilgili! Yoksa ona yapacağım şeyler öpücüklerden ibaret ve bunu da biliyorum! Ne kadar zayıfım Allah’ım!

Rüyamda upuzun bir demire boylu boyunca metrik ölçek yerleştirmeye çalışıyordum. Hem hiza, hem de yapıştırma sorunu çektim. Sonrasında milim milim kazımaya başladım. Hayat oysa ki böyle bir dengedir; milimetrik!

Geçen hafta Anıtkabir’de Ata’nın huzurunda hayata karşı dilendiğimi hissettim. Evet, mutluydum çok ama niye o mutluluk ülkeme ait bir parçam değildi! Mutluluk sadece bana ait olmamalı, kamusal olmalı!

Türkünün yarını olmaz, bugünü ve geçmişi olur. Ben en çok uzun hava severim. Aşka dair çığırırdım; Yunus Türkileri gibidir hayatım, hiç yüksünmeden söylerim hayata ve bağırırım aşkı çelimsiz ve zayıf karakterimle!

Sığındığım ağaçların altında yapraklar üstümde yatarım tıpkı kılıç yarasından ölmüş gibi ve gökyüzüne bakıp gözlerim kapalı ağlarım geleceğimize!

Ve ben cümlelerimi durduracak kadar güçlü biri değilim!

Ve ben, cümleleri severim!

 

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tüm duygularınızın harman olma şekliydi, çok da güzel. Kutlarım yürekten saygılarımla yazarım..

gülsen tunçkal 
 09.06.2015 22:50
Cevap :
Ve tabi ki çok az kişi anladı. Şiirsel ve bütünsel anlatımlar her zaman tehlikeli; anlayan anlayabildiğini anlıyor! Tıpkı Mevlana'nın söylediği gibi ne kadar bilirsen bil, bildiklerin karşıdakilerin anlayabildiği kadardır. Beğenmenize çok sevindim, nitekim ben de çok beğeniyle yazmıştım... Saygılar  11.06.2015 8:04
 

Ve ben cümlelerimi durduracak kadar güçlü biri değilim ! Ve ben cümleleri severim ! çok şey anlatmış cümlelere dair..

Tülay EKER 
 31.05.2015 22:53
Cevap :
Aslında hepimiz için geçerli söylemler. Zaten bu yüzden de yazıyoruz... Bu arada ülke gündemi bizleri yazılardan koparmışa benziyor. Hem yazılarımız azaldı, hem de duygularımız!  03.06.2015 7:04
 

Başlarda duygular karışmış gibi geldi yani bir anda bir sürü şeyi bir arada düşünmek, yargılamak,yorumlamak,sevmek gibi...final de bir bütün ve ses güçlü , güç duygusal geldi...selamlarımla :)

Tülay EKER 
 31.05.2015 22:52
Cevap :
Bu yazı ilhamla yazılan yazı yani kurgulamadan kendi doğasına bırakılarak yazılıyor. O kadar çok şey ifade etmek istiyor ki o an ki ben, üstü kapalı ancak bu kadarı ifade edilebiliyor. Yoksa bıraksam sabaha kadar yazacak kadar duygu ve düşünce seline kapılmış. Gerçek olan tek şey varsa; yazmayı seviyorum ve bunu engellemem imkansız! Doğru teşhisler! Sevgiler  03.06.2015 7:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1636
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 275
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster