Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
18
 

Cümlelerin Arka Planı

Cümlelerin Arka Planı

            Cümleler, özne, tümleç, yüklem görevlerini yüklenen, üç-beş kelimenin bir araya geldiği sözcük dizimi midir yalnızca. Cümledeki her sözcüğün bir anlamı vardır da, asıl anlam kelimelerin bütünüyle yani cümlede çıkar.

            Peki, cümlelerin anlatmak istedikleri sadece gözüken anlamı mı, bu cümlelerin hiç mi arka planı yok? Mesela; babama, beni seviyor musun diye soruyorum ki ara sıra sorarım bunu babama, sevdiğinden kuşku ettiğimden değil de, duymak istiyor insan bazen. Bu sefer aldığım cevap ilginç, maalesef, maalesef ki seviyorum. Bu cümlenin ardında, evladımsın, sevmeyip de ne yapayım yatıyor galiba.

 

Adınızı soyadınızı Salın Artık

           “Bu gizlilik niye?” başlığıyla sordum neokur arenasına: “Bazılarınızın sayfalarını açayım dediğimde, "Bu hesap gizli" diye gözükmüyor. Takipçi sayısına bakıyorum, hayli yüksek. Gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Neden bu gizlilik?” Aldığım cevaplar ise, beni tatmin etmedi nedense. Eğer sayfanı ve raflarını göstermek istemiyorsan, neden kitaplarla ilgili bir sosyal paylaşım sitesindesin?

            Adı soyadını söylemek imzası olmalı bir insanın. Bir kişilik markasıdır ad-soyadı, kişinin bunu saklamasına, rumuz kullanmasına anlam veremiyorum. Saklanacak bir şeyim mi var? Ad-soyadı yazılmamış yazılar, bende kuşku uyandırıyor, bunu gizleyen insanın samimiyete güvenemiyorum nedense.

 

Uzun Uzun Yazamıyorum

            O değil de, yazarlar nasıl sayfalar dolusu –tamamen kurgusal- roman yazabiliyor? Bu nasıl bir yetenek ise, bende ondan yok maalesef.

            Bir konu hakkında uzun uzun yazamıyorum, çünkü hemen aklıma söz etmem gereken başka bir şey geliyor, Ben de daldan dala atlayarak yazıyorum yazılarımı. Kafamdan çok şeyler geçtiğinden sanırım, bir türlü toplayamıyorum fikirlerimi tek bir noktada.

            Şükür gene de, tek satırlık cümleleri geride bıraktım, birkaç paragraf da olsa, yazabiliyorum düşündüklerimi. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi veya her yazarın bir yazım tarzı vardır diyeceksiniz, ama estağfurullah ben kendimi yazar kategorisinde saymıyorum henüz, biliyorum ki daha on fırın ekmek yemem lazım. Umarım bir gün benimde yerine oturan bir edebi kalemim olur.

 

İLHAM Büyük Mesele

            “Bundan sonra bana eziyet edenleri Hayvan Hakları’na şikayet edeceğim.“ diyerek, son yılbaşı kararımı bildirmiştim 31 Aralık’ta neokur üyelerine. Birisi de “Yanlış mı yazdınız acaba?!” diye sorunca, ona yanıtım: “Hayır. İnsan olmak konusunda başarısız. Sahip çıkılmıyor insanlığımıza. Hayvanlar daha değerli, onlar bizden çok daha merhametli, çok daha anlayışlılar. Ben gurur duyuyorum hayvanlığımla. İnsanlığımızdan utanılacak çok fazla şeyler yapıldı 2019da. Engin Geçtan herkesin içinde bir hayvan vardır diyor. YAŞASIN HAYVANLIK.” şeklinde oldu. Bir daha da ses çıkmadı kendisinden, gerisini ben de anlamadım.

 

Eleştiri Dozunu Ayarlayalım

            Gerek sinema, tiyatro gibi sanat, gerekse edebiyat, politika, moda dünyasında olsun eleştiri yaparken, biraz dozunu kaçırıyoruz. O zaman da eleştiri, eleştiri olmaktan çıkıyor, karalamaya dönüşüyor.

            Eleştiri, sadece övgü veya yergi değildir. Yine TDK’ya başvurduğumuzda, eleştiri, birinin veya bir şeyin kusurlarını ortaya koymak yani yermek amacıyla yapılmaz, tam tersine “bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi”dir. Aslında o şeyin daha iyi anlaşılmasını sağlamak için yapılır ve bir tür kıymetlendirmedir.

            Abim kütüphaneden, okumak istediğim kitabı rahat temin etsin diye, neokur da kitap listelerine bakıp, hazırladığım listeyi veriyorum eline ki bulabildiklerini bana getirsin. Bazen orada öyle kitap incelemelerine rastlıyorum ki, uzun uzun yazmış, neredeyse kitabın özeti, ama bir eleştiri de asıl olması gereken hiçbir şey yok. Eser, kısa bir metin de değerlendirilmişse okumam benim için faydalı yoksa okumadan geçiyorum valla.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 51
Kayıt tarihi
: 19.04.18
 
 

1980 Adana doğumluyum. 13 yaşında friedreich ataksisi hastası olduğum ortaya çıktı. İlköğrenimi A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster