Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
348
 

Çünkü o yeşil gözler açık gitti

Çünkü o yeşil gözler açık gitti
 

Fotoğraf: AYŞE SORUCU


Hayatımda hiç gitmediğim bir semt değildi orası. Belki daha önce o ışıklarda karşıdan karşıya geçmiştim. O apartmanın kaldırımına adım atmıştım. Üniversitemin olduğu bir ilçede; bir sokak, bir cadde, bir yol, bir apartman ve bir daire bahsettiğim. Bir de sadece gazete sayfalarında okuyarak, televizyonda izleyerek, birkaç Galatasaray lisesi önündeki toplanmalara şahit olarak öğrendiğim dram vardı. Bu sokakta bu dramı görmek evet gerçekten acıydı.

İşlek bir caddenin sonundaki bir apartmandan içeri girdim. İkinci kata çıktım. Açık olan kapının önünde beni bekleyen 5 kişi vardı. İçeri girdiğim an da şu zamana kadar okuduklarım, dinlediklerim bir yana sadece dramı teneffüs ediyordum. O an ne yapılanları konuşmak istedim ne de siyasi boyutu. Hümanist duygularla sadece bakılmalı, düşünülmeli ve ağlanmalıydı diye düşünürken etrafıma bakıyordum. Duvarlarda portrelerin, masaların üstünde çerçevelerin içi, taburenin üstünde raporu gözümü nereye çevirsem Cemil Kırbayır bana bakıyordu. Okuduğum 33 yıllık süreci  Kırbayır aile üyeleri ile oturup konuşmaya başladık. Gözyaşı dinmeyen Kırbayır aile üyelerini dinledikten sonra şimdi söz onda dedim ve çıktım odadan. Acaba söz söyleyecek hali kalmış mıydı bilmiyorum.

Berfo Ana…
Cam kapıyı açtım küçük bir odaya girdim. Duvarda bir çerçeve asılıydı.  Altında Mustafa Sarıgül’den sevgiler yazan karakalem bir portreydi bu. Berfo Ana’nın yüzüydü kaleme alınan. Diğer duvarda ise tuvale bastırılmış siyah beyaz bir fotoğrafta bize bakan Cemil Kırbayır vardı. Bir başka köşede küçük bir vitrin ve çok sayıda ‘Yılın annesi ödülü’… Ortada ise bir yatak ve kat kat yorganlara sarılmış yatan bembeyaz bir kadın. Yavaşça yaklaştım ’Berfo Ana’ dedim açtı yemyeşil gözlerini. İlk cümlesi ‘oğlum’ oldu. Ardından başladı kesik kesik konuşmaya. “Oğlumun kemiklerini getirin bana, Oğlum gelmeden ölmem. Kenan Evren” dedi ve uykuya daldı tekrar. Bir süre baktım uyuyan haline. Yüzündeki çizgileri inceledim. Yazılanları hatırladım, videolarını gözümün önünde canlandırdım sonra tekrar baktım o çizgilere ve çıktım. Eve geldiğimde aklımda bana bakan bir çift yeşil göz vardı. “Ağlamayı bıraktığım zaman bu mesleği öğrenmeye başlayacağım” diye düşünerek uykuya daldım. Ertesi akşam Berfo Ana’nın durumu ağır diye yazdım birkaç satır ve uyudum. Saat 5 buçuktu telefonum çaldı.  Sadece bir cümleydi duyduğum; “Berfo anayı kaybettik.”


Ne o duvardaki karakalem resmin, ne de o yılın annesi ödüllerinin kısacası ne yazılanların ne de çizilenlerin hiçbir önemi yoktu o an. Artık benim yazımın ara başlığı bile olamamalıydı.
Çünkü Berfo ananın ömrü adaletin yerini bulmasına yetmedi.
Çünkü 105 yaş ve 33 yıllık bir mücadele sonuçsuzdu.
Çünkü o yeşil gözler açık gitti.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Damla, çok güzel ve bir o kadar da duygulu yazı yazmışsın. Berfo Ana gözleri açık gitmiştir, bu duyduğumuz daha duyamadığımız sesini duyuramayan anneler, hepsinin ellerinden öpüyor, çabaları Berfo anne gibi karşılıksız kalması diyorum.Sevgiler

Sündüs Akkaya 
 24.02.2013 15:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 361
Kayıt tarihi
: 31.07.12
 
 

Milliyet gazetesi haber araştırma servisinde muhabirlik yapıyor. 'Mağdurun yanında Damla' esp..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster