Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
426
 

Çürük su... / Karartılmış perşembe... / Susmamak!...

Çürük su... / Karartılmış perşembe... / Susmamak!...
 

Türkiye'den ileriye doğru, bu gidişle bir şey olmaz!... Buna artık inandım. 

Sen istersen G-20' de ol ve istersen, Sarkoz'ye inat, onun G-14 önerisinin içine de sakız çiğneyerek girmeye çalış ve istersen genel seçim öncesi G-20 zirvesini İstanbul'da düzenle; boşuna!... 

Eğer sen adalet, adiliyet, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü gibi demokrasinin olmazsa olmazlarıyla ilgili ana konularda, elini yikayacak su bulamayan Afrika'da ki bazı ulkelerden bile geride kalmaya devam ediyorsan, senden bir şey olmaz!... 

Öncü möncü, rehber mehber, olmaz!... 

Hala sen, demokratik değil de, memokratik hukuk devleti olmaya, 28 Şubat' ı üç geçe her şekilde devam edersen!... İnandım, senden bir şey olmaz!... 

Kuzey Afrika'nın, Ortadoğu'nun entelejensiyası, politika insanları sana öykünüyorlar ya; ya da suya düştükleri ya da düşürüldükleri için büyük suyun ardına doğru, bizlere özgü o şark kurnazlığıyla politika yapıp birşeylere sarılıyorlar ya; yanlış yapıyorlar!... İnandım, senden bir şey olmaz!... 

Kaçan ve kirletilen suyun, insani değerlerin, aile mahremiyetinin bu denli yok sayıldığı ve genel seçimlere üç ay kala, ''tükenmez '' bir davayla, siyasi basiretin zorla bağlandığı bir ülke?... İnandım, senden bir şey olmaz!... 

Güneyinde ki ülkelere siyaseten yapmacık gösterişlerle örnek lider olmaya çalışırken, ülkesinde yoksulluğu çoğaltan; varsıllığı arttırıken zengin - yoksul farkını 120 kat arttıran; örgütlenme hakkı gasp edilmiş işçisini asgari ücretin altında çalışmaya mahkum eden abdestli burjuvazi yaratan, milletin ve cumhuriyetin 80 yılda ürettiği tüm mal varlıklarını bir çırpıda ve bir şekilde satmasına rağmen, ilk hükümet yıllarında 1, 5 milyar dolarlık cari hesap açığını 220 milyar doların üstüne çıkarmayı ve ithalatı da ihracatın iki katına çıkarmayı başaran başkan ve hükümeti.!..  

Farklı bir örnekle; dünyadaki enerji savaşlarına ve politikalarına taraf olmayı tercih ederken, gene tercihini 650mılyon megavat ''temiz'' güneş enerjisi potansiyaline sahip bir ulkede(!), nükleerden yana kullanmayı hesap edebilme kapasitesinde bir hükümet!... Ve ilginçtir;2020 yılına kadar Türkiye’nin nükleer kurulu gücünun 10 bin megavat seviyesine ulaşması bu hükümetin enerji hedefleri içinde!... 

Gücü yettiğince kendi dışındaki siyasi ve toplumsal muhalefete yaşam hakkı tanımamaya çalışan ve hızla, sözümona ileri demokrasi yolunda, ''Abdestli Devlet Korparatizmi''ne doğru yol alan!... 

Adam dersini, eğitimini alip Türkiye''ye büyük elçi olarak gelmiş... O günlerin güncelinde, basın özgürlüğü konusunda hem kendi doğrulara hem gerçeğe uygun bir beyanat vermiş; Ankara'da ki hassas karınlara birazcık dokunuvermiş... Elçi melçi olmasa, hali duman!... Bu zihniyetle, paçayı zor kurtaracak!.. 

Ve sanki; ha öyle mi dercesine, gözaltına en son alınan dokuz gazetecinin içinde, dünyada "Basın Özgürlüğü Kahramanlari" arasında gösterilen Nedim Şener' de Ergenekon davasıyla bağlantılı olarak göz altında!... Ergenekon davasini tetikleyen ''Darbe Günlükleri'' ni kamuoyuna ulaştıran basın emekçisi Ahmet Şık' ' da göz altında!... Dünya basınını ve kamuoyunu endişelendirebilecek, bu ne yaman çelişki?... 

Bu süreç içinde, İçişleri bakanımız, Türkiye'de ki basın özgürlüğünün ileri konumuyla birçok batı ülkesinden daha da ilerde olmasına dair kendi teziyle ilgili, kendince haklılığını bir kez daha ısrarla yiinelerken, değerli başbakanımız da, bu son gözaltı süreciyle ilgili işlemlerin hızla sonuçlandırılmasını umduğunu belirterek, bu gözaltı işlerinin kendi talimatları dışında ve yasal prosedüre uygun şekilde nasıl olduğu hakkında halkımızla bilgisini paylaşmaya çalışmakta... 

Bu arada saygıdeğer cumhurbaşkanımız Kahire yolunda, aşiret devleti Libya için olmasa da, demokrasi ülkesi Britanya'nın yüzyıldır sömürgesi olmuş Mısır için, kendi demokrasi tecrübelerini aktarmaktan söz etmekte!... 

Sanırım Mısır entellektüelleri bu aktarımı müstehzi bir biçimde karşılıyacaklar ve ülkedeki son basın operasyonu karşısında da nezaketen dinleyecekler!.. 

Bu arada, Mısır halkı için, olası bir hayal kırıklığından söz ediyor ki, Mısır da hayal kırıklığı falan, artık yaşanmaz!...Ve Mısır , Kuzey Afrika'nın merkezi olarak demokrasi yolunda bizden çok daha hızlı ve fazla bir şekilde ilerlemeye devam eder!... Hem de Mısır ordusunun mevcut ve emekli personelinin siyaset ve ekonomideki yerinin bizdekilerden fersah fersah ilerlerde olmasına rağmen!.. 

Bu Türkiye'de artık iyi bir şeyin olabilmesi için AKP, CHP VE MHP'nin dışındaki, gerek sağ ve gerekse solda, farklı düşüncelere sahip insanların, onların sendikal ve sivil yapılarının ve bunları temsile çalışan partilerin ortak bir platformda toplanıp, küçük şahsi hesaplarından arınmaya çalışarak tek bir hedefe kitlenip bir ''Ulusal Birlik Cephesi '' kurmaları gerekiyor.. Ve biz, bu kitlenin marifetleri varsa, bu ülkede %30 oranında oy alabileceğine inanıyoruz... 

Yoksa bu ülkede, konuşma hakkını kullanmak istemeyen insan da, hukuk ve siyaset de, bu zihniyetle çürümeye devam edecek... 

5.mart.2011 / Tarabya 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

güzel bir yazıydı yine...ampul'e demokrat diyorlar ya ben de gülmekten geberiyorum...hem de kimler kimler...en ileri ilahi komedya'ya geçtiğimiz şu günlerde...eyvallah...

nedim üstün 
 08.03.2011 9:44
Cevap :
Yanlış!... İleri demokrat demeleri lazım ki hep birlikte biz de gülellim!... Avukat Akın Atalay,Ahmat Şık'ın ifade sürecinde ordaymış; savcı, Şık'ın 2009 E.Mavioğlu'yla ortak yazdığı Ergenekon kitabından bihabermiş... Kitabı getirip önüne koymuşlar!... O da;" Ya ben bu son gözaltı ve aramalarda kaç kişi ile ve kimlerle ilgili yakalama ve arama istenildiğini bilmiyorum. Ahmet Bey'in de ismi var mı yok mu dikkat etmedim, biliyorsunuz emniyet bizden talep ediyor, biz de çoğu zaman olduğu gibi imzalayarak mahkemeye havale ediyoruz."demiş!... Avukat arkadaş da; ''İşte, hükümetin yargının tasarrufudur dediği olayın aslı astarı budur...'' diyor... Kızılken, yeşeren elma da ve ülkede durumlar böyle!... Dostça selamlar.  08.03.2011 15:28
 

..noktada sekiz-on saatlik ağır çalışma sonucu tüm enerjisi emilmiş olarak evine dönen ve kendisine kalan kısacık zamanda, eğlenmek ve dinlenmekten başka bir şey düşünemeyen emekçi sınıf ve kesimler,- Gunter Andres'in acılı vurgusuyla söylemek gerekirse- " dünyayla ancak 'dünyaya kapısını kapadıktan' sonra televizyon ekranı üzerinden karşılaşmaktadır. Bu "ikame dünyada" gerçek dünyanın hayaletinin tüketicisi olmakta, penceresiz bir tutsağa dönüşmektedir. Tıpkı satın alamadığı malları ışıltılı vitrinlerde hayranlık -ve ne yapıp ne edip bir gün alabilme hayali ve hırsıyla seyrettiği gibi... O tv.leri de ele geçirir ve yönlendirirseniz her şeyi yapabilir ve tepkileri de en aza indirgemiş olursunuz! Kimse hiç bir şeyin farkına bile varamaz! Ama yine de umut kesilmemeli. Bu yaşamın doğasına aykırı olur. Dostça selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 06.03.2011 23:43
Cevap :
Müstahak olan!... Bu toplumun dinamiklerinde ya da DNA'sında çözümlenmesi gereken sorunlar olduğu kuşkusuz!...Bir bakalım Kuzey Afrika'ya ve sonra da bize... Ordaki entellektüeller ve burdakiler?... Bu 12 Eylül nasıl kırmış geçirmiş bu toplumu; işte ortaya çıkıyor gerçek!... İnsan, ağırlıkla Kürtler mi yapmış eski muhalafeti diye kendi kendine soruyor!...Demokratik örgütlenme ve toplumsal bilincin ayaklar altına alındığı, bir türlü gelişemediği ve hele böylesi dönemlerin iyice kararttığı bir ülke!... Gelen baharı güzel ve mutlu yaşamak varken... Teşekkürlerimle. Sevgiyle, dostça selamlarımla.  07.03.2011 18:47
 

Ülkemizde insan ilişkileri ve toplumsal bağlam içinde eklemlenen kültürel kodlar inanılmaz bir hızla dönüş(türül)müştür! Bu noktada iki önemli vurgu yapmakta fayda var: dayanışma, yardımlaşma gibi toplumsalcı duyguların yitirilmesi ve AÇGÖZLÜ BİR BİREYCİ TOPLUMUN egemen konuma gelmesi.Bu bir.1950' lerin ikinci yarısından sonra gözlemlenen siyasi-toplumsal olayların üç darbeyle noktalanması ve iktisadi bunalımların süreğenlik kazanması. Bu iki. Birinci olgunun, analizi derin olan ekonomik oluşumlar sonucunda, günümüzün, mafya/ sermaye/siyaset ilişkilerini güçlendirdiğini, siyasal ahlakın olduğu kadar 'toplumsal vicdanın'da erozyonuna yol açtığı söylenebilir. İkinci olgunun ise, özellikle emekçi sınıf ve kesimlerle orta burjuvaziye mensup bireylerin depolitizasyonu ve genel umutsuzluğu ile sonuçlandığı öne sürülebilir. Bu geçiş sürecinde toplumun liberalistik rehabilitasyonuna yönelik spotlar da ("yaşasın serbest düşünce/ Yaşasın serbest piyasa" türünden) her yanı kaplamıştı. Gelinen...

Ersin Kabaoglu 
 06.03.2011 23:39
Cevap :
Bu mafya-siyaset ilişkileri bizde Tanzimat'la toprakda mülkiyet değişiyle ve ayan kesiminin toprağı ele geçirmeye başlamasıyla başlar!... Balkan Savaşı sonrasında, İttihak ve Terakki döneminde devam eder!... Teşkilat-ı Mahsusanın mahkumlar dahil, her türlü başıbozuk takımını bazı işlerde kullanmaya çalışmasıyla da devam eder...Savaş ortamındaki bir devlet de bu tür mahlukat boldur... Kurtuluş savaşında bile bu gruplar her şekilde kullanılır...Rus işgali sürecinde de, T.Mahsusa Karadeniz bölgesinde bu tayfalardan ve çetelerden azami şekilde yararlanmıştır...Ayrıca kentte kasabadaki eşraf,ayan çocukları,esnaf, askerlik yapmış halk çocukları, olası büyük işgalde sivil mücadele için bir gelenek şeklinde örgütlenmiştir...Ve milli duyguları yüksek olanlar da titizlikle seçilmiştir.. Bu biçim ve türevleri cumhuriyet döneminde de, Soğuk Savaş sürecinde de hep kullanıldı...Costa Gavras'ın, Z - ''Ölümsüz'' filmini izlediğimde de şaşırmamam belki de bundandı!..Asker-devlet toplumlarda bu var!..  07.03.2011 1:09
 

Egoların "ülke menfaatinin üzerine çıktığı", mantar gibi partilerin "bittiği", ortak çözüm üretmek yerine "kenar mahalle literatürünün akışına kapılıp, aynı seviyeye inmeyi marifet sayanların çoğaldığı, açlığın-şiddetin-işsizliğn ve cehaletin "tavan yaptığı" Türkiye'de bu gidişle "karanlığa hızla yuvarlanışın dışında" bir şey olmaz ! Yazdıklarınıza katılıyorum. Saygılar.

maveran 
 06.03.2011 20:41
Cevap :
Bademlerin hüzünle çiçek açtığı bu günlerde, katılımınız ve değerli yorumunuz için teşekkürler... Sevgiyle ve dostça selamlarımla.  07.03.2011 18:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 164
Ort. okunma sayısı
: 4561
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster