Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '08

 
Kategori
Ekolojik Yaşam
Okunma Sayısı
3584
 

Çürükçül mikroorganizmalar

Çürükçül mikroorganizmalar
 

Doğada bir döngü halinde enerji akışı olur. Dünyanın temel enerji kaynağı olan Güneşin ultraviyole ışınları aracılığıyla, yeryüzüne gönderdiği ışık enerjisinin büyük bir kısmı atmosferden tekrar yansıma yoluyla uzay boşluğuna dağılır.

Yeyüzüne ulaşabilen ışık enerjisini canlı sistemlerine taşıyan yegane canlılar da kolorofilleri olan canlılar yani bitkiler ve bazı klorofilli baktarilerdir.
Klorofilleri sayesinde, ışık enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürürler yani bizim bildiğimiz ve adına fotosentez dediğimiz olayı gerçekleştirirler. Işık enerjisi ile su ve topraktan aldıkları diğer inorganik besin maddelerini kullanarak temel besin maddemiz olan glikozu yaparlar. Böylece, Güneşin ışık enerjisi artık, canlılık sistemlerinin kullanabileceği enerji çeşidine dönüşmüş olur. Glikozda depolana enerjiyi gene değişik ve kompleks birbirine bağlantılı kimyasal tepkimelerle tekrar parçalayarak bu kez de kendi canlılıkları için gerekli olan canlılık enerjisi ki yüksek enerjili fosfat bağları içeren (ATP GTP vb.) enerji paketlerine dönüştürürler.
Peki bitkiler güneşten aldıkları ve canlılık enerjisine dönüştürebildikleri bu enerjinin hepsini kullanırlar mı?
Hayır tabi kullanamazlar. Kendi canlılık faaliyetlerinden arta kalan ve gilikozda depoladıkları enerjiyi bu kez depo moleküllerine çevirerek kök, tohum, gövde gibi organlarında ve yapılarında depolarlar.
Kendi besinini yapamayan, yani klorofili olmayan diğer canlılar da, bu depo edilen besinleri beslenmek suretiyle alırlar ve kendi canlılık faaliyetleri olan hareket, büyüme, çoğalma vb. faaliyetlerinde kullanırlar ve bu canlılar da arta kalan enerjilerini depo ederek vucutlarının çeşitli organlarında biriktirirler.
Çürükçük canlılar dediğimiz canlılar ise, ne zaman devreye girer?
Çrükçüller de canlıdırlar. Onların da canlılık faaliyetleri vardır ve canlılıklaırnı devam ettirmek için tüm diğer canlılar gibi beslenmek zorundadırlar.
Bu çürükçüller, ölen diğer canlıların vücut, organ vb. yapıları üzerinde yaşarlar. Örneğin dökülen bir bitki yaprağı, ölen bir hayvanın vucudu gibi. Çürükçüller kendi yaşamlarını idame ettirecek enerjiyi, bu canlılığını kaybetmiş organ veya organizmalardan elde ederler. Onlardaki kimyasal bağları kırmak suretiyle kendi enerjilerini kazanırlar. Ve bu parçalama işleminden arta kalan maddeleri kimyasal bileşikler veya elementler şeklinde doğaya yani hava, toprak ve suya tekrar verirler.
Sonuçta, Topraktan alınan toprağa, havadan alınan havaya tekrar dönmüş olur ki bir başka canlının kullanımı için hazırlanmış olur.
Peki neden çevre kirliliği ve çevresel değerlerin yok edilmesi sorunu yaşanıyor?
Dağol kaynakların bilinçsiz kullanımı denilen şey nedir?
Çok basit bir örnekle, bir anız yakıldğını düşünelim. Anızı yaktığımız zaman, öncelikle toprağa dönmesi gereken maddelerin tekrar toprağa dönmesini engellenmiş hepten ortadan kaldırmış oluruz. Sonra toprakta yaşayan çürükçülleri yakarak ortadan kaldırmış oluruz. Sonra, topraktaki elementleri bitkilere veren, ve gene toprakta yaşayan diğer bakteri ve mantarları topraktan yok etmiş oluruz. Yani toprağımız verimsizleşmiş olur. Yani doğal kaynağımız hoyratça ve bilinçsizce kullanılmış olur.
Verimizleşen bu toprağı daha sonra ne yaparız? Bol miktarda, gereğinden çok fazla kimyasal gübreler vererek zehirlemiş oluruz. Zehirli toprakla, sularımızı, havamızı da kirletmiş oluruz. Yediğimiz besinleri de besin olma özelliğinden çok zararlı olan gıdalar haline getiririz.
Doğa, kendi içinde birçok halkaların birbirine bağlandığı, kendi iç dinamikleriyle birbirine örüntülü bir düzen içinde döngüsüne devam edecek özelliktedir. Doğaya rağmen, onu yok etme pahasına gibi yapılan uygulamaların bizleri de yok etmek olacağı anlaşılır ve doğayla barışık, ona saygı ve sevgi duyarak yaşamaya devam edersek o da bize sağlıklı bir hayat verir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ekolojik sistemi inceleyenler dünyanın ne denli takdire şayan bir organizma olduğunu hayretle ve zevkle izlemekteler. Ancak incelemeyenler de ne yazık ki bu güzelim gezegene hakkını vererek yaklaşamıyorlar. Sanırım insani vicdan bir yana bilgiyi edinmeme ve kullanmama insanlığın en büyük sorunu. Dilerim kendisinde insanlığa aydınlık olabilecek ışığı görenler çalışmalarını daha akılcı ve daha ulaşılır kılarlar.

mrc 
 30.01.2008 12:20
Cevap :
Merhaba, bilgi edinmeme ve kullanmama konusunda söylediklerinize katılıyorum. Galiba temel sorunumuz, doğada sadece biz, insanoğlu var ve diğer canlıların hiç bir önemi yok yaklaşımından kaynaklanıyor. Bilim adamlarının gerçekten daha akılcı ve çalışmalarını toplumun yararına kullanılacak şekle dönüştürmeleri gerekiyor. Katkılarınız için teşekkürler. Sevgilerle...  30.01.2008 22:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 750
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Üniversiteyi bitirdiğimden ve işe başladığımdan bu zamanabir hayli yıl geçmiş:). Bir de baktım ki em..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster