Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ALİ GALİP AKYILDIRIM

http://blog.milliyet.com.tr/aligalip

26 Nisan '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
66
 

Çürümüşüz!

Artık o özendiğimiz gelişmiş ülkelerde ne varsa ülkemizde de var.
Yollar, köprüler, havalimanları, metrolar, AVM’ler…
Her şehrimiz farklı bir gelişmişlik göstermektedir.
Türkiye krizlere rağmen büyüyor!
Sokaklardaki pahalı otomobil sayısında patlama yaşanıyor.
Evlerin yerini villalar alıyor.
Kale gibi sağlam siteler, rezidanslar hızla çoğalmakta..

Peki ya güven?
Güven duygusuna ne oluyor?
Bunu sorguluyor muyuz?

Yarının büyükleri çocuklarımızı nasıl yetiştiriyoruz, onları nasıl ortamlarda büyütüyoruz?
Bir taraftan masalsı bir yaşama kavuşurken neler kaybettiğimizin farkında mıyız?
Çünkü sokaklar güvensiz, sokaklarda kötü niyetli insanlar var.
Çocuklarımızı gözümüzden kaybetmemeye özen gösteriyoruz.
Mahallerimiz de artık çocuğu da, yetişkine de güven verecek bir şeyler kalmadı.

Oysaki bir zamanlar yoksul mahallelerde çocuklarımızı güvenle büyütürdük.
Önce analar emzirirdi çocukları, sonra mahalleler.
Herkes bilirdi ki, iyi bir çocuk bir mahalleyi cennete çevirir.
Kötü bir çocuk, ülkeyi cehenneme çevirir.
Bundan dolayı mahalleli model olurdu geleceğin büyüklerine.
“Küçüklerimizi korumak” temel ilkemizdi.
Pencereden bakardı anneler, ne kuşkuları olurdu yabancılar için.
Ne aklı kalırdı çocuklarında.
İnsanlık ölmemişti daha, dimdik ayaktaydı.
Mahallelerimiz iyilik ve güzellikleri yaşatmak için vardı.
Aslında çocuklar için vardı.

Küçükler saygıda kusur etmezdi, büyükler sevgide kısır davranmazdı.
Her şeyin bir ruhu vardı.
Kapıların önünde çocuklar. Pencerelerde çiçekler…
Yüzü güneş yanığı, aydınlık çocuklar akşam geç saatlere kadar koşar oynarlardı.
Komşuluk dediğin zaten bir dede yadigârı eşya kadar değerli…
Yoksulluk kol geziyordu ama herkesin onurlu bir duruşu vardı.

Yıllar yılları kovaladı, o siyah beyaz yıllar yavaş yavaş yerini renkli tabir edilen yıllara bıraktı.
Sonra bir şeyler oldu bu ülkeye.
Önce ekmekler bozuldu, sonra insanlar…
Bir zamanlar haksızlıklar için mahalleleri ayağa kaldıran delikanlılık sistem tarafından tehlikeli görüldü.
Darbeler ve baskılar gençleri de susturdu, mahalleliyi de.
O gençler susturulduktan sonradır ki sadece mahalleler değil ülke bozuldu.
Uyuşturucu sattılar küçüklere.
Genç kızları fuhuşun kucağına ittiler.
Namussuzluk geçim kaynağı oldu.
Yerden biter gibi yap satçılar türedi.
Her mahallenin altı üstüne getirildi.
Böylece mahallelerin ne onurlu duruşu kaldı ne de güveni.
Bahçeli evler kale gibi sitelere dönüştürüldü.
Artık bu saatten sonra sitenin dışında her türlü tehlike mevcuttu.
Kimse kimseyi tanımıyordu.
Kimse kimseye merhaba bile demiyordu.
Bu puslu havayı seven ve bekleyen sapıklar, şerefsizler çocuklara karşı,  genç kızlara karşı her türlü sapıklığı yapmaya başladılar.

Bir zamanlar kapıları açık evlerden, şimdi "kapıyı kim çalarsa çalsın, açmayalım" moduna girdiysek, içinden çıkılmaz bir güvensizliğin merkezindeyiz demektir.

Yani belli bir zenginlik içine çürümüşüz ama farkında değiliz.
Nasıl olsa “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” havasındayız.
Önlem alınmadığı takdirde o yılanın bir gün herkese musallat olabileceği gerçeğini de unutmamak lazım.

Ülkelerde de insanlarda da zenginlik te olur zaman zaman yoksulluk ta olur.
Para bulunur, yoksulluk giderilir ama insanlığımızı kaybedersek işte onu bir daha bulmamamız mümkün olmayabilir.
Değerlerimizin daha fazla çürümesine izin vermeyelim.
Çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak için çalışalım.
Yoksa kaybettiklerimizi bir daha bulamayacağız.

Ali Galip AKYILDIRIM
 

bengi satır bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 306
Kayıt tarihi
: 28.07.14
 
 

1959'da doğdu. Sınıf Öğretmenliği okudu.1979'da Öğretmenlik görevine başladı. Hayatın; okumak, ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster