Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
35
 

ÇYK/ A-06 Mirasın Kabulü 9/10

       A-06 İlhan’ın Mirası Kabul Etmesi  ( 1976 Yılı Ekim)

--Anacım, Nusret Abimin dediğini ben düşünmem, sadece yap denileni sorgusuz sualsiz yaparım. Sevdiğim güvendiğim birisi bana “git kendini as” dese ben hiç düşünmem asarım. Düşünmek benim işim değil. Benim işim verilen görevi yerine getirmek. Eğer düşüneceksem bu da “Verilen görevimi en iyi nasıl yaparım” diyedir. Eğer İlhan bu mirası kabul ederse ben Çatal Yürek Nusret Abimin mirasıdır derim ve ne derse yaparım. Sonu nereye varacak hiç düşünmem. Onu bana emir veren adam düşünmüştür, derim. Şu anda yemeğini yedim suyunu içtim, sabah ta çorbanı içtim, çayını içtim ama İlhan bana git anamı öldür derse seni öldürürüm. Sonra da oturur senin için ağlarım, dedi.

--Peki, senin bildiğin bazı şeyleri Abin bilmiyorsa yanlış karar veriyorsa ne olacak.

--O da yanlış karar vermesin canım. Karar vermeden önce iyice düşünsün, bilmiyorsa danışsın, karar almak öyle kolay bir iş mi. Herkes görevini yapmalı, bu söz Nusret Abimin.

--Nusret abin başka ne söylerdi, diye gıcıklığına sordu Zeynep kadın.

--Nusret Abim “Her emir sorgulanacak olsaydı, bizler ne Çanakkale’yi kazanabilirdik ne Sakarya’yı ne de Büyük taarruzu, Dumlupınar’ı “derdi. Eğer bizler her emiri sorgulasaydık Müslüman da olamazdık derdi rahmetli.

--Senin Nusret abin kafası çalışan birisiymiş dedi Zeynep kadın. Ama bazen de yapılan işin sonucunun kötü olacağını bildirmekte fayda vardır. Belki daha sonra pişman olacağı bir emir vermiştir.

--Ana, biz kimin nasıl emir vereceğini bilmez miyiz. Ben Nusret abimin ne yapacağını ne diyeceğini kendisinden önce bilirdim. Her şeyin bir geçmişi vardır. Bu günün bütün suçu günahı ya da sevabı dünkü yaptıklarımızdır. Bu gün yediğimiz her lokma dünkü kazandıklarımız değil mi?

--Peki başka biri yok muydu sizden bu işi yapacak da tanımadığı bir delikanlıya bıraktı.

--Bak ana belli ki senin kafanda gezen tilki sayısı kırkı geçmiş. Biz Nusret abimin yanında altı kişi vardık. Ben, Yanık Mustafa, Gakkoş Cahit, Gökgöz Cemil, Ocakçı Ali Canip ve Garson Muammer. Ancak dedim ya Nusret abim ne derse doğrudur diye. Bana son anda söylediği bütün sözler o an aklına gelen cümleler değil. Bu söyledikleri belli ki daha önce defalarca düşünülmüş konular. Bu sözleri ben de hapiste yıllarca düşündüm. Sonuçta karşıma ne çıktı biliyor musun. Eğer birimiz başa geçseydi diğerleri onu kıskanır ve alaşağı etmek için çalışırlardı. Biz birbirimizi yerdik. İkincisi ise daha önemli, biraz önce dediğim gibi karar alacak kişi aldığı karardan önce tüm her şeyi etraflıca düşünecek, tartacak. İyisini kötüsünü, faydasını zararını ölçecek. Sana çaktırmadan senin fikrini alacak. Sonra öyle bir şey söyleyecek ki kimse bir şey söyleyemeyecek. Yani emir edecek kişi, verdiği emirin ne olduğunu bilecek. Hâlbuki biz karar alıp emir etmeye alışmamışız. Biz verilen emri yerine getirmeye alışmışız. Yani bizim Lider, Önder olma vasfımız ya doğuştan yoktu ya da var olsa bile iyice köreldi. Yani bizden lider olmaz ama çok iyi yardımcı adam olur. Hiç birimizden baş olmaz. Sonra birinci adam olunmaz ki, BİRİNCİ ADAM DOĞULUR, Liderlik vasfı geliştirilebilir ama sonradan kazanılmaz. Yapmaya kalkan olursa da Bir kamyonun kasasını çıkarıp ta yerine Tır kasası takılmakla tır olmaz. Her şey baştan doğru olmalı. Benim tanıdığım bir tek lider, önder var, doğuştan lider; Mustafa Kemal ATATÜRK. Kolay olmaz liderlik. Mustafa Kemal bile ben her şeyi biliyorum dememiş hayatı boyunca durmadan kitap okumuş araştırmış. Bu yüzden demek ki Nusret Abim de bizde göremediği ışığı başka birinde olabilir demiştir. Ben böyle düşünüyorum.

--Efe İsmail Abi ben de bu konuyu çok düşündüm ama bir sonuca ulaşamamıştım. Sen söyleyince taşlar yerine oturdu. Kusura bakmazsan bu gün aklıma gelen bir soru daha var. Onu sana sorayım belki sen cevabını biliyorsundur.

--Sor bakalım İlhan kardeş sor.

--Nusret abi sevdiği kadının adını niye öğrenmedi? Ya da öğrendiyse de size neden söylemedi, ya da siz adını biliyor muydunuz?

--İlhan kardeş sen de öyle sorular soruyorsun ki kitabın tam orta yerinden, Nusret abim kadının adını niye öğrenmedi? Öğrenmek isteseydi hemen öğrenirdi, en geç bir günde öğrenirdi. Ama öğrenmek istemedi, bize de söyledi “öğrenmeyeceksiniz” dedi. Hele evli olduğunu öğrendikten sonra ise  “O kadın hakkında bir şey soran adını öğrenmeye çalışan, ya da onun hakkında kötü bir söz söyleyen kimseyi dinlemem vururum” dedi. Bunu da uzun yıllar düşündüm önceki söylediği sözlerle birlikte düşündüğümde ise Nusret Abimin ne kadar ulvi bir insan olduğuna kanaat ettim. Bir gün evlilik hakkında bana  “İki tarafta birbirini severse, isterse mutluluk olur. Bir tarafın istemesiyle, sevgisiyle mutluluk olmaz. Hiçbir şey olmaz, olsa olsa zulüm olur. Hiç kimsenin başkasına zulüm etmeye hakkı yoktur. Kimseden üstün bir tarafı yoktur. Bunu hangi bahaneyle, ne adı altında yaparsan yap zulüm zulümdür. Ben yuva kurmak istiyorum, eski çağlarda olduğu gibi ben harem kurmak istemiyorum. O kadın evlenerek birini seçmiş iyi veya kötü yaşıyor. Ben de bir seçim yaptım onu seçtim, onu sevdim. Benim onu sevmem bana onun üzerinde bir hak kazandırmaz. Onun kurulu düzenini bozamam, insanlığa sığmaz. Banim mutluluğum başka bir insanın mutluluğunu bozmamalı, engellememeli. Başkalarının mutsuzluğu üzerine mutlu bir evlilik kurulmaz.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 39
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

1977 Uşak Endüstri Meslek Lisesi,             2003 Isparta Mes. Yük. Okulu,            TKGM  Taşr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster