Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
44
 

ÇYK/ A-10 Hey Gidi Günler Hey 5/10

(1976 Ekim )

Erkekler yatsı namazındayken avluya atladı, gelin gece yatmadan önce helaya gitmek için evden çıktığında usulca helaya yaklaştı ve geline saldırdı. Bir eliyle belinden sarıp kendi vücuduna bastırdı, öpmek için yüzüne boynuna hamle yaptığında diğer eliyle de bacak arasını yokladı. Gelin çırpındıkça iştaha geldi. Elini şalvarın içine daldırdığında sıcak yapışkan bir şey eline bulaştı. Elini geri çekip ne olduğunu anlamaya çalıştığı sırada ise kasığına yediği bir diz darbesi ile helânın kapısından dışarıya yuvarlanmıştı. Apar topar sağ eli bacakları arasındaki hayâlarını tuta tuta duvardan atlayıp kaçmıştı. Ama gelin de çok güzeldi, dayanamamıştı. Yeni gelindi, başında etrafı beyaz boncukla örülmüş kırmızı bir başörtüsü vardı ve altından kınalı kâkülleri sarkıyordu. Hele zülüfleri yay gibi kıvrılmıştı. Yanakları da tam ısırmalıktı. Adına türküler yakılan kınalı gelinlerdendi. Karanlıkta onun kim olduğunu bilmemişlerdi ama İsmail sonradan içinde bir pişmanlık duymuştu. Sonraları biraz daha durulmuştu. Daha sonra ise İstanbul’a askere gelmişti ve geri memleketine dönememişti. Geri dönmek için kendisinde cesaret bulamamıştı. Haydi kızlara neyse de evli geline niye saldırmıştı. Öptüğü bir gerdan ellediği bir memeydi ama karşılığında ise az daha tüm erkekliğinden olacaktı. Kadından dayak yemek de cabasıydı. Pis yerlerde yuvarlanmayı da hiç hesaba bile katmıyordu. Zaten bundan önce de bir kıza yine böyle helâya giderken sarılıp öpmeye okşamaya çalışmıştı da kız fırsatını bulunca elindeki küçük çakıyı kaba etine sokmuştu. Kaba etinde çakı ile kaçmış ve evdekilere de bir şey söyleyemediği için iki gün hastayım bahanesi ile yataktan çıkmamıştı. Daha sonra ise büyük abdestini bozarken az mı acı çekmişti. Bu olaydan sonra ise bir daha kimseye sarkıntılık etmeye cesaret edemedi. Elini cebine attı ve küçük çakıyı çıkardı, okşadı ve cebine koydu. Kendi kendine “Delikanlılık bu mu dedi. Benim yaptığım düpe düz delilik, bunun kanla ilgisi yok” diye düşündü. Yaptığının ahlaksızlık, namussuzluk olduğunu ve delikanlılıkla hiçbir ilgisinin olmadığını, delikanlı adamın herkesin namusuna saygı demek olduğunu Nusret abisinden öğrenmişti.

İlhan selam vererek kapıdan girdiğinde titreyerek kendine geldi ve başını kaldırarak selamını aldı. Kalktı kahvehaneden çıkıp arka tarafa geçti önce WC ye girdi çıktı ve ellerini çeşmede yıkayıp geldi. Ellerini kuruladı ve başını İlhan’a doğru çevirerek,

--Sen ne kadar yersin kaç tane yumurta kırayım, ben iki tane yerim dedi. İlhan da,

--Anam kızartma yapıyordu, bir tabak ta bize gönderdi. Kendisi gelmedi ama bizi çay içmeye çağırdı. Ben bir yumurta yerim de sen iki kır, biraz da anama götüreyim. Üstelediğim zaman madem“sen git orda ye madem gelirken de ekmeğin köşesinden küçük bir parçaya tadımlık olarak koy bana da getir” dedi. Gelirsin değil mi çay içmeye diye sordu. Efe İsmail,

--Madem anam çağırmış gitmemek olmaz dedi. O zaman sen yarım ekmeğin arasını hazırla, biz yedikten sonra da onunkini pişirelim de sıcak götürelim dedi.

Önceki gün aldıkları tavayı çeşmenin altına tutup biraz su doldurdu sonra ocağın üstünde suyu ısıttı. Sabuna sürterek köpürttüğü bir bezle tavayı yıkadı, duruladı. İlhan ise Efe İsmail’e bakıyordu. Efe İsmail tavayı duruladıktan sonra iki üç kez sertçe sallayarak sonra ters kapattı. Bu sırada sucuğu çıkarttı ortadan ikiye kesti. Yarısını iç kısmından bıçakla çizerek sucuğu soydu, tavayı çevirerek içine doğradı. Tavaya biraz da ayçiçeği yağı kattı ve ocağa koyup altını çakmak ile yaktı. Birkaç dakika sonra yağ cızırdamaya başladı. Derken sucukların etrafında hava kabarcıkları toplandı. Sonra cızırtı sesi çoğaldı çoğaldı, ortalığı koyu bir kızarmış yağ kokusu ve sucuk kokusu sardı. Kokuyu duyan İlhan’ın ağzı sulandı ve yutkundu. Masanın üstüne bir gazete serdi. Tezgahın üstündeki temizlik bezini getirdi ve masanın ortasına gazetenin üstüne koydu. Efe İsmail kızaran sucukların üstüne dört tane yumurta çaktı, üstüne biraz de tuz ekledi. Bir dakika içinde yumurtalar sertleşti. İsmail ocağın altını kapatarak tavayı İlhan’ın hazırladığı temizlik bezinin üstüne koydu.

Kahvehanenin içi sucuk ve yağ kokusu ile dolmuştu. İsmail gitti kapıyı açtı. İlhan Ekmeği elleri ile bölerek tavanın iki yanına koydu. Efe İsmail geldi İlhanın karşısına sandalye çekerek oturdu. İki erkek büyük bir iştahla sucuklu yumurtaya saldırdı. On dakika sonra tavanın içinde hiçbir şey kalmamıştı, en son İsmail ”sünnetlemek sevaptır” diyerek bir parça ekmekle tavanın içini iyice sıyırmıştı. Tava neredeyse yıkandığı andaki kadar temizdi.

--Çok özlemişim be İlhan kardeş dedi. Kül tablasını önüne çekerek cebinden çıkardığı birinci sigarasını yaktı. Sigarının ucundan ve ağzından gri beyaz bir duman çıktı.

--Bende çok özlemişim, asker ocağında bulgur çorbasıyla patates, patlıcan yemekten bıkmıştım dedi.

--Ben de şu tavayı bir elden geçireyim dedi İlhan ve içinde su ısıtarak tekrar yıkadı. Suların sızması içinde ters kapattı.

Bu sırada Efe İsmail’de sigarasını bitirmişti, izmariti küllüğe basarak söndürdü. İlhan’a,

--Ne yapıyorsun, İlhan dedi.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 32
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

1977 Uşak Endüstri Meslek Lisesi,             2003 Isparta Mes. Yük. Okulu,            TKGM  Taşr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster