Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
31
 

ÇYK/A-09 Sandıktaki Gizli Bölme 3/4

(1976 Ekim)

Efe İsmail iki bardağa çay doldurdu, birisine bir tek şeker atarak karıştırdı.

--İlhan kardeş buyur beraber kahvaltı yapalım dedi.

--Ben kahvaltımı yaptım İsmail abi, sen buyur dedi. Ben yanında bir bardak çay içerim.

İlhan masanın karşısındaki sandalyeye oturdu, Efe İsmail’in doldurduğu bardağı önüne çekti ve içine iki tane şeker koyup karıştırdı. Bu sırada Efe İsmail kahvaltıya devam ediyordu. Birinci bardak çaylarını bitirince İlhan bardakları ikinci kez doldurdu. Sohbet ederek kahvaltıyı bitirdiler. Efe İsmail Kül tablasını önüne çekerek bir birinci sigarası yaktı, sigaranın yanan ucundan kirli beyaz koyu gri arası bir duman tütmeye başladı. Efe İsmail,

--İlhan kardeş şu dediğin sandık işine bir bak bakalım Nusret abimin hatırasına halel getirmeden nasıl açabiliriz.

--Sigaranı bitir de gidip bir bakalım dedi İlhan. Belki de kolay açılır.

--Haydi gidelim o zaman dedi Efe İsmail.

İkisi beraber kalktılar, masanın üzerindeki kahvaltı tepsisine dokunmadan kahvehaneden çıktılar, İsmail kahvehaneyi kilitledi. Beraber arka tarafa geçtiler. Efe İsmail demir kapının asma kilidini açtı, içeri girdiler. İlhan,

--İsmail abi şu sandığı aydınlık bir yere çekelim dedi.

Sandığın iki tarafında bulunan taşıma kulplarından tutarak ikisi beraber sandığı pencereye daha yakın bir yere çektiler. İlhan sandığın kapağını kaldırdı, elleriyle tüm tahtaları kontrol ederek hareket edip etmediklerine baktı. Sandığın kenarlarını oluşturan tahtaları tek tek inceledi. Çivi deliklerine kadar kontrol etti. Hiçbir iz, işaret bulamadı. Sandığı yan çeviren İlhan yine kontrol etti. Tüm yanlarının üstüne yatırdığı sandığın tahtalarını dikkatlice kontrol etti ama bir sonuç alamadı. Sandığın kapağını kapatıp Kapağının üstüne çevirdiler. Hiçbir ipucu bulamadı İlhan. Zaman geçtikçe sabırsızlanıyor ve kızıyordu. En son olarak çekmeceleri çekerek kontrol etti. Elini çekmecelerin olduğu bölüme sokup kontrol etti tahtaları itip çekerken yoruldu. Bu sırada sıkılan Efe İsmail bir sigara daha yaktı. Sigara dumanları ağzından çıkarak havayı yükseldi. Sandığın alt kısmında iki çekmece vardı ve bu çekmecelerin kayması için de iki taraflarında kızaklar vardı. Çekmecelerin kenar tahtalarının dış kasımlarında bulunan iki kanal bu kızaklara geçiriliyordu. İki çekmece arasında ise çekmece boyunca uzanan bir tane tahta vardı. Çekmecelerin kızakları bu tahtanın iki tarafına çakılmıştı. İlhan sandığın alt kısmında bu tahtayı sabitleyen çiviye baktı, bir tane çivi çakılmıştı. O da sandığın ön taraflarına oldukça yakındı. Sandığı kaldırıp içinden baktı, iç kısımdan bu tahtaya bir çivi çakılmıştı. Alttaki çivi ile üstteki çivi tahminen aynı eksende çakılmıştı. Zaten sandığın iç tabanındaki tahtalar uzun kenara paralel olarak çakılmıştı. Bu tahtalar orta kısımda ince bir çizgi halinde birleşiyordu. Üstelik de iç taban tahtalarının üzerine sağ ve sol tarafta olmak üzere kenar tahtalarına bitişik olmak üzere 2cm ye 2 cm kare kesitinde çıtalar konulup bu çıtalar da dış taraftan estetik bir şekilde çiviler ile çakılmıştı. Çivilerin hepsi aynı hizada asker gibi sıralanıyordu.

İlhan’ın kafasında bir şeyler oluşmaya başlamak üzereydi. Ancak tam olarak bir şeyi çözebilmiş değildi. Ama doğru yolda olduğunu hissediyordu. Sandığı tekrar kapağının üzerine çevirdiler. İlhan elini yine çekmece yuvalarına soktu ve tahtaları tek tek yoklamaya başladı. Bir sonuç alamayınca da son olarak çekmecelerin ortadaki kızaklarının olduğu yeri inceledi. Gözüne çekmecelerin ortasındaki tahtanın ön kısmında çok hafif olarak dairesel bir sürtünme izleri takıldı. İyice baktığında bu izlerin merkezinin kızakların olduğu tahtayı alttan ve üstten sabitleyen çivilerin olduğunu anladı. Aradaki kızak tahtasını ön kısımdan iki tarafa hareket ettirmeye çalıştı. Hiçbir hareket olmadı. Tekrar denedi yine bir hareket olmadı. Sonra bütün hırsı ile tahtayı yakaladığı gibi dışarıya doğru asıldı. Sonra tekrar asıldı yine boşunaydı. Efe İsmail’e seslendi,

--İsmail abi hele bir dakika gel. İsmail sigarasından son nefesi çekip izmaritini ayağıyla ezdikten sonra odaya girerek sandığın başına gitti.

--Ne oldu İlhan kardeş dedi.

--Abi önce şu sandığı sırt üstü bir çevirelim de dedi.

İkisi beraber sandığı sırt üstü çevirdiler. Çekmecelerin bulunduğu kısım yukarıya gelmişti.

--İsmail abi şu tahtayı yerinden söküyormuş gibi yukarıya çeksene diye tarif etti.

İsmail denileni yaptığında İlhan da ortadaki tahtanın çivili olduğu tahtaları iki ayrı yöne asıldı. Rahatlayan ortadaki tahta da iki üç santim kadar dışarı çıktı. İlhan,

--Tamam abi dedi, bırakabilirsin.

İsmail tahtaları bıraktı. İlhan elini sokarak kızaklı tahtayı bir tarafa doğru açtı. Efe İsmail ise gözlerini dört açmış İlhan’a bakıyordu. İlhan tahtayı yarım tur çevirerek uzun kısmını dışarıya çıkardı ve arka taraflarına baktı. Tahtanın arkasında 1,5-2 cm uzunluğunda iki tane kavela vardı. Bu kavelaları çekti ve zorlukla yerinden çıkardı. Kavelaların çıktığı yerlere baktığında içlerinde metal çubukların olduğunu gördü. Tahtadaki kavelaların olduğu deliklerden iki çubuk çıkardı. Birisinin ucuna anahtar kaynak edilmişti. Diğer ucu ise kare şeklindeydi. Diğer çubuğun ucunda ise kare şeklinde bir delik vardı. İlhan iki çubuğu birbirine yerleştirdi. İç içe geçmiş iki çubuğun uzunluğu 16-17 santim kadar vardı. Çubukların anahtarsız diğer ucu ise mafsallı bir şekilde başka bir parçaya tutturulmuştu. İlhan bu küçük parçayı çevirerek anahtarı oluşturdu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 37
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

1977 Uşak Endüstri Meslek Lisesi,             2003 Isparta Mes. Yük. Okulu,            TKGM  Taşr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster