Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
42
 

ÇYK/A-09 Sandıktaki Gizli Bölme 4/4

(1976 Ekim)

--İsmail abi anahtarımız hazır ama kilit nerede bir de onu bulmamız lazım dedi.

İlhan el feneri ile sandığın altını tekrar incelediğinde iki kavela deliğinin arasında gözüne bir parlaklık çarptı.  Bu küçük bir deliğin içinden gelen bir parlamaydı. İki çekmecenin ortasına gelen bir kısımdaydı. Ucuca ekleyerek oluşturduğu anahtarı biraz zorluk çekmesine rağmen deliğe isabet ettirerek sol tarafa çevirdi. Anahtar iki kere döndüğünde hiçbir değişen şey olmadı. Otomatik olarak açılan hiçbir şey olmadı. İlhan elini tekrar içeri sokarak sandığın içindeki tabanı itti. Sandığın içinde arka taraftaki üç tahta hareket etti. İlhan kolunu biraz daha sokup biraz daha itti, tahtalar beş santim kadar açıldı. Efe İsmail’in gözleri de iyice açıldı. İlhan diğer tarafa geçerek tahta kapağı ayırdı. İçersinde etrafı süngerlerle sıkıştırılmış kalın ciltli bir defter vardı. Defteri çıkardı Efe İsmail’e uzattı. İsmail defteri aldı kapağını açtı baktı. Anlamadığı anlamsız bir sürü yazı yazıyordu. Harfler ve rakamlar birbirine karışmıştı. Defterin yanında ise yine deftere bitişik olarak duran ve içinde sıvı bir şeyin olduğu ince camdan bir tüp gibi bir şey vardı. Komik olan ise bu tüpün içinde de yine küçük bir tüp daha vardı. İsmail tüpü eline alınca burnuna götürüp kokladı. Yüzünü buruşturarak

--Ne pis kokuyor bu ya dedi. Götürüp pencerenin içine bıraktı.

İlhan Tüpleri görünce önce bir çeşit kum saatine benzetti. Fakat hiç ilgisi yoktu. İlhan diğer kapağı da açtı bu bölmede ise yine süngerlerle sıkıştırılarak sabitlenmiş bir kutu vardı. Kutuyu çıkardı, açtı. İçi kadife kaplı kutunun içinden pırıl pırıl bir tane daha Smith Wesson 357 lik Magnum duruyordu. Silah kutusunun yanında da sandığın içinde buldukları mermi kutularından iki tane duruyordu. Mermi kutularının yanında bir başka kutu daha vardı. Kutuyu açan İlhan,

--Abi gel dedi bir hazine de buradan çıktı.

Gerçekten de kutunun içinden on ve yirmi liralık banknotlardan oluşmuş bir deste, Elli liralık bir deste, yüz liralık bir deste, beş yüz liralık bir deste ve bin liralık bir deste olmak üzere beş deste para yerleştirilmişti. İlhan,

--Abi buradan da yüz altmış altı bin beş yüz (166.500) lira çıktı dedi. Sanki Nusret Abi bir şeye karşı hazırlık yapmış gibi. Bana öyle geliyor ki sandığın içindeki tabanca kutusu ve mermiler kolay ulaşılan ve kolay bulunabilen yerdeydi. Yani sanki diğerini saklamak için bunun bulunmasını istemiş gibi. Ya da şöyle söyleyeyim birisini korumak için birini feda etmek gibi bir şey. Bir de bunlar Nusret Abinin odasında olursa daha da bir düşünmek lazım dedi.

--Çok haklısın İlhan kardeş, Ben kaç yıldır Nusret Abinin yanındaydım, kendime sağ kol diyordum ama ben bile senin kadar tanıyamamışım. İlhan hani sen bana sormuştun Nusret Abi neden sizden biri değil de bir yabancı diye, hatırlıyorsun değil mi?

--Evet, sormuştum.

--İşte cevabını yine kendin veriyorsun. Demek ki bizler onu çok iyi tanıyamamışız. Sen üç günde bizden iyi tanıyorsun. Demek ki Nusret abi bizlerde o ışığı görememiş, bu nedenle de emaneti bize vermemiş.

--Mübalağa etme İsmail abi dedi İlhan. Esas olarak sizin birbirinize düşmemeniz için bu yolu seçmiştir gibi geliyor bana.

--Mübalağa falan ettiğim yok, hakikat bu dedi efe İsmail. Sonra devam etti. Şimdi hepsini yerine koyalım ve diğer eşyalara bakalım dedi.

--Tamam İsmail abi ben hemen hepsini eski haline getiririm. Defteri de yerine koyalım mı?

--Koyalım İlhan, hepsini yerli yerine koyalım, şimdiye kadar bulunmadığına göre en iyi yer yine kendi yeri galiba.

--Dediğin çok doğru İsmail abi,en iyi yer yine kendi yeri. Yardım edersen hemen yerine yerleştiririm dedi.

İlhan hemen kalın defteri sol tarafa koydu etrafını süngerle doldurdu sonra da pencerenin kenarındaki kum saatine benzettiği içi sıvı dolu ince camdan yapılmış tüpü getirip usulca koydu onun da etrafını yine süngerle besleyerek sabitledi. Sonra da diğer tarafa önce tabanca kutusunu sonra mermi kutularını ve sonra da paraları aynı şekilde koyup süngerle sıkıştırdı.

--Abi demek ki Nusret abi bunları süngerle sıkıştırdığı için biz evirip çevirirken içerden ses gelmedi. O defterin yanındaki cam tüpün içindeki sıvıda da bir numara vardır mutlaka.

İlhan bunları söylediği sırada kapakları tekrar kapatmıştı. Anahtarla tekrar kilitledi ve anahtarı oluşturan parçaları da deliklerine sokup uçlarını kavelalar ile kapattı. Kızaklı ara tahtaları da geriye çevirmeye çalıştı fakat tahtalar yerine oturmadı. İlhan eliyle kontrol ettiğinde ise üst taraftaki tahtada kabaralı raptiye olduğunu gördü. Demek ki ilk defa tahtaları çekmeye çalıştığında bunun için çıkaramamıştı. Tahta oturduğunda ise raptiyenin altına gelen yerde bir çukurluk olmalıydı. Kızaklı tahtayı iyice çevirince raptiyenin yerleştiği çukuru gördü.  Efe İsmail’e dönerek,

--İsmail abi yine yardım etmen lazım dedi.

Efe İsmail geldi ve tahtaları yine ayırdı. Tahtaları engelleyen raptiye kalkınca tahtayı yerine getiren İlhan iterek kavelayı da oturttu. Sandığı düzelterek çekmecelerini de kızaklarına yerleştirerek yerine taktı. Sonra sandığın içinden çıkan tahta kutuyu, mermileri ve seccade ile içindeki takke ve tespihi öylece bıraktı. Nusret Abinin yazlık gömleklerini yine 7 bir tarafa 7 diğer tarafa yerleştirdi. Üstüne de çarşafları da yerleştirdi. Bu sırada ayak sesleri duyuldu. Efe İsmail hemen kapının arkasına sipere geçti. İlhan’da kapıya doğru hareketlendi.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 39
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

1977 Uşak Endüstri Meslek Lisesi,             2003 Isparta Mes. Yük. Okulu,            TKGM  Taşr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster