Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
37
 

ÇYK/A-12 Elvan’la Tanışma 5/5

(1976 Yılı)   5/5

--Neden yüksekliği artırmamız lazım İsmail abi.

--Rutubeti kesmek için betonun üstüne tekrar beton atıp topraktan yirmi- otuz santim kadar yukarıya çıkmak gerekir. Duvarlar da zaten alçak yapılmış, iki metreden biraz fazla. Taban otuz santim yükseltilirse başımız tavana çarpar sonra dedi Efe İsmail.

--Doğru söylüyorsun İsmail abi de benim aklıma bir soru takıldı.

--Nedir takılan soru İlhan kardeş

--Aklıma takılan soru şu İsmail Abi. Tamam, sen burada kalacaksın, ama ne zamana kadar? Sen hep bekar mı yaşayacaksın. Senin de bir yerde seni bekleyen bir kısmetin vardır, evlenip ev bark sahibi olman lazım. O zaman da burada kalamazsın, hiçbir kadın kahvehanenin arkasındaki böyle tek gözlü bir evde yaşamak istemez dedi.

--Doğru söyledin gene İlhan kardeş, ama benim gibi geçmişi karanlık birini kim kabul eder ki. Hem ben nasıl derim şöyleyim böyleyim diye. Benimle evlenecek olan benim her şeyimi bilmeli ve ona göre kabullenmeli dedi.

--Kör satıcının kör alıcısı vardır derler be İsmail abi, sen içini ferah tut, seninde bir yerlerde bir nasibin vardır mutlaka. Belki de vuslat zamanı daha gelmemiştir, dedi.

--Sen de şimdi din hocaları gibi konuştun, nasip kısmet vuslat falan.

--Ne diyeyim abi, her şeyin bir yeri bir zamanı var, bir de kader denilen şey var. Önüne geçilmez derler. Önüne geçersen Ezer Geçer, arkasında durursan da Bırakır Gider herhalde dedi. Belki de ondan derler.

--Evet, İlhan kardeş doğru dersin de eğer biz böyle konuşmaya devam edersek çaylar iyice soğuyacak karnımız da aç kalacak dedi.

İlhan kafasında Elvan kızın görüntüsü ile hayallere daldı. Efe İsmail kahvaltısını yaptı, bitirdi. Sonra bardakları alıp İlhan’ın soğumuş çayını döküp yenisini doldurdu. Kendi çayını da yeniledikten sonra İlhan’ın çay bardağını getirip önüne bıraktı. Ancak İlhan’ın onu gördüğü falan yoktu.

--İlhan kardeş, çayını soğutmadan iç dedi. İlhan hiç oralı değildi.

Efe İsmail kahvaltı malzemelerini kaldırdı, götürüp eski gazoz kasalarının üstüne bıraktı. İlhan çayını hala içmemişti, yanına gitti ve omzuna vurarak,

--İlhan kardeş önce çayını iç, sonra derdini dök dedi.

İlhan kendine geldi, elini bardağa götürüp aldı ve çayını tek dikişte içti.

--Zaten soğumuş dedi. İsmail abi odanın planı nasıl olacak iyice düşündün mü diye sordu.

--Düşündüm dedi Efe İsmail, kömürlük tarafına bir banyo ile mutfak gibi bir şey yapalım, sağ tarafa da oda yapalım diyorum. Sen ne düşünürsün?

--Dediğin gibi olabilir İsmail abi. Fakat bu işlerin uzmanı Cengiz usta ne der bu konuda esas ona sarmak lazım. Mesela banyonun suyu nasıl tahliye olacak, banyoya ve mutfağa su boruları nasıl çekilecek, bunlara göre davranmak lazım. Bir de demir kapının mutlaka salon kısmında kalması lazım. Öyle değil mi. Eğer her şeyi yıkıp yeniden yapılacak olursa o zaman istediğin gibi olur ama şimdi zor dedi.

--Neyse akşama Cengiz usta gelsin de ona göre karar veririz dedi. İstersen şimdi arka tarafa biraz gidip bakalım dedi Efe İsmail.

İkisi beraber kahvehaneden çıkarak arka tarafa geçtiler. Demir kapıyı açtılar ve içeri girdiler. İçerisinin rutubet kokusu henüz tamamen çıkmamıştı. Duvarlardaki rutubet izleri de açık seçik görülüyordu. Ortaya yakın bir yerde demir kapı vardı.  Diğer tarafta bir pencere vardı. Her ikisi de hiç konuşmadan sessizce burası nasıl olmalı sorusunun cevabını aradılar.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 163
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 33
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Uzun mu yoksa kısa mı olduğunu bilemediğim bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Yol arkadaşlarımın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster