Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
28
 

ÇYK/A-13 Arka Odanın Tadilatı 2/9

(1976 Yılı)   2/9

İsmail eliyle yan taraftaki tuvaletin olduğu yan tarafı gösterdi. İlhan duvarın dört parmak kadar yanına kazmayı indirdi. Arkasından bir daha bir daha bir daha. Sonra da çıkar toprağı atmak için küreği kullandı. Yarım saat kadar sonra toprağın atmış santim kadar aşağısına inmişti. Kazmanın ucu ile çukurun etrafını biraz genişletti ve duvarın olduğu kısımdaki toprağı da atarak temelin görünmesini sağladı. Temel daha aşağıya iniyordu. Efe İsmail İlhan’a,

--Hele şu kazmayı bir de bana ver dedi.

Kazmayı İlhan’ın elinden alan İsmail bu kez de pencerenin hemen altındaki kısımda bir çukur kazmaya başladı. Yarım saat kadar sonra İsmail de çukuru genişletip duvara yaklaştırdı. Temel’in durumu aynıydı, Atmış santimden fazla olduğu halde temel daha aşağıya iniyordu. Turgut amca,

--Demiştim size dedi, burası yapılırken ben hep bu bahçede kontrol ettim, temel en az seksen santim aşağıya kadar iniyordu.

--İsmail abi kazmayı ver de bir tane de şuraya kazalım diye İlhan kömürlüğe yakın bin yeri gösterdi. İsmail’den kazmayı alan İlhan kömürlüğe bir metre mesafeye kazmayı vurdu. Çukur açma işini bitirdiğinde İlhan kan ter içinde kalmıştı. Ama çukuru bu kez çok daha fazla derin kazmıştı. Çukurun etrafını biraz genişleten İlhan kürek ile çukurun içindeki toprağı da dışarı attı. Bahçeden aldığı bir dal ile çukurun derinliğini ölçen İlhan çubuğu götürüp bahçe duvarını oluşturan briket duvara tuttu ve,

--İsmail abi temelin derinliği seksen santimden fazla görünüyor dedi. Efe İsmail,

--Çok iyi dedi, duvarları yıkmayacağız demek ki dedi. Yüzü biraz gülmüştü.

--Şimdi bir de içerdeki taban betonu delmemiz kontrol etmemiz lazım dedi. Ama onu da Cengiz usta geldikten sonra yapalım, o bir kolayını biliyordur belki dedi. Turgut Koloz,

--İsmail oğlum burayı Laz Dursun usta yapmıştı, parayı çok severdi, pahalı yapardı ama işini de çok sağlam yapardı. İsterse kırmadan önce ona bir sorun belki hatırlar nasıl yaptığını dedi.

--Peki nerde buluruz bu Laz Dursun’u Turgut amca dedi İlhan.

--Şimdi çalışmıyor artık, yaşlandı iyice evde oturuyordur heral dedi.

--Peki evi nerede Turgut abi biliyor musun dedi Efe İsmail.

--Pangal bakkalın dört beş ev ilerisinde, sorarsan bakkal da gösterir dedi. Efe İsmail,

--Turgut baba bir çay yapsak içer miyiz dedi. Turgut Koloz,

--Efe oğlum içeriz niye içmeyelim dedi. Efe İsmail,

--Haydi o zaman kahvehaneye geçelim, ya da sandalye getirip bahçede mi içsek dedi. İlhan,

--Bahçede içelim dedi, daha güzel olur, Teyze de içer belki dedi.

İlhan’ın bu sözü Turgut Amcanın da çok hoşuna gitmişti.

--Mektep yüzü görmüş, mürekkep yalamış insanlar bir başka oluyor Efe oğlum dedi. Benim aklıma gelmedi ama bak İlhan’ın aklına geldi Türkan teyzesi.

İlhan takdir edilmenin ve beğenilmenin verdiği gururla kimseye belli etmeden biraz kabardı.

--Ben gidip çay koyayım o zaman dedi.

Elindeki kazma ve küreği odanın duvarına dayadı. Acelesiz adımlar ile giderken Efe İsmail’e,

--Kapı açık mı İsmail abi dedi.

--Kapı açık ama dedi Efe İsmail, Çakmağı al da git dedi.

Çakmağı vermeden önce de bir sigara yaktı. Çakmağı İlhan’a verdi. İlhan hızla kahvehaneye gitti. Kapıyı açıp içeri girdi, çaydanlığa su doldurdu. Ocağın üstüne koydu, gazı açtı ve çakmağı çaktı. Gaz alev aldı ve daire şeklinde mavi ve sarılı bir ateş yandı. Çaydanlığı üzerine oturttu. Kapıyı kapatarak arka tarafa geçti.

Efe İsmail ve Turgut Koloz aradaki duvarın iki yanında yine eski günleri yad ediyorlardı. Türkan teyze ise içerdeydi. İlhan bir süre odanın içinde dolandı, gözlerinin önüne bitmiş halini getirdi. Hoşlanmadığı yerlerini değiştirdi tekrar gözlerini kıstı. Yüzünün hatlarından yine hoşlanmadığı anlaşılıyordu. Sonra çıkarak kahvehaneye gidip çayla ilgilendi. On beş dakika sonra elinde tepsi üzerinde şekerlik ve dört bardakla geldi. Tekrar gidip çaydanlıkları getirdi. Duvarın üzerinde çayları doldurdu. Kendisi de bir bardak aldı ve bir tane şeker atıp karıştırdı. Turgut amca içeriye girerek Türkan teyzeyi çağırdı geldi. Hep beraber çay içtiler. Türkan teyzeyle konuşmakta biraz zorlandılar ama Turgut amcanın yardımıyla güzel vakit geçirdiler. Saat on ikiye doğru Turgut amca ve Türkan teyze evlerine girdiler. Ama bu konuşmadan çok memnun olmuşlardı. Zaten konuşma sırasında “Günlerdir kapımızı çalan kimse olmadı” demişti Turgut amca. Efe İsmail bu sözden “bizi bu gün memnun ettiniz, bundan sonra da memnun edin” sonucunu çıkardı. Zaten yıllardır bir büyük eli öpmemişti, bir hayır duası almamıştı. İçinde bir şeylerin kıpırdadığını hissetti. Burada kaldığı zamanlarda Turgut amcayla Türkan Teyzeyi ziyaret etmeye karar verdi.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 34
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Uzun mu yoksa kısa mı olduğunu bilemediğim bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Yol arkadaşlarımın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster