Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
47
 

ÇYK/A-13 Arka Odanın Tadilatı 6/9

 (1976 Yılı)    6/9

--Yağ falan değil senin yemeklerinin üstüne tanımam, askerdeyken en çok yemeklerini özledim. Yani senden çok yemeklerini özledim.

--Seni hınzır seni beni kızdırmaya mı çalışıyon sen, dedi ve çorba kâsesini alarak ocağın üstündeki çorba tenceresinin başına gitti ve tahta kaşıkla Mercimek çorbası doldurdu. Getirip masanın üstüne bıraktı ve Sana kuru soğan da keseyim mi diye sordu. İlhan,

--Anam çok iyi olur dedi. Zeynep kadın soğanı sepetten aldı ve tam kesecekken İlhan, yok ana yok kesme dedi. Sonra kızla konuşurken falan ağzım kokar neme lazım dedi.

--İyi oğul gel de çorbanı ye o zaman dedi ve ekmek dolabını açıp içinden ekmeği çıkarıp bıçakla kesmeye başladı.

İlhan masanın yanına gelip sandalyeyi çekti masaya oturdu ve mercimek çorbasını kaşıklamaya başladı. Bir ara başını kaldırıp,

--Eline sağlık anam, çorban çok güzel olmuş dedi. Zeynep kadın da gidip oğlunun başını okşadı, elini saçlarının arasından dolaştırırken,

--Benim asker oğlum da anasının yemeklerini pek beğenirimiş dedi. Gözleriyle oğlunu sevdi ve Bir kase de Efe İsmail’e götürecen mi yoksa boş veeeeer dedi.

İlhan çorbasını bitirmişti bile üstüne de bir bardak suyunu içip “Elhamdülillah” dedi. Anasına dönüp baktı. Anasının sevgi dolu gözleri kendisine bakıyordu.

--Ana, sen bu çorbaya ne katıyorsun da bu kadar güzel oluyor bilmiyorum dedi. İsmail abi de zaten senin çorbalarına bayılıyor, hadi madem bir tas çorba kat da götüreyim de garibin ağzı şenlensin, midesi bayram etsin dedi.

Zeynep kadın yerinden kalktı tabaklıktan çorba kâsesi alırken,

--“Ağzı şenlensin midesi bayram etsin” ha? Nereden de buluyon böyle afilli lafları bilmem ki dedi.

--Bir yerden bulmuyom ana, cebimde hazır bekletiyom, lazım olunca da çıkarıp çıkarıp kullanıyom. Ama esas mesele hangisini ne zaman kullanacağını bilmek dedi.

--Anasını da beğenmezmiş buna da bak hele dedi Zeynep kadın. Kâseyi doldurdu, yanına da bir büyük baş soğan koydu. Sarı bir yağlığın arasına sarıp oğlunun eline verdi. Yolda giderken dikkat et de dökülmesin dedi.

İlhan elinde çorba kâsesi ile evden çıkıp kahvehaneye doğru yola çıktı. Kafasında düşünceler ile kahvehaneye kadar geldi. Kahvehaneden içeri girdiğinde Efe İsmail soğan soymakla meşguldü.

--Selamünaleyküm İsmail abi,

--Aleykümselâm İlhan kardeş gel dedi.

--Abi napıyorsun, anam mercimek çorbası yapmış bir kasede sana getirdim. Üstelik yanında soğanı da var dedi.

--Anamın çorbası varken hiçbir şey yapılmaz da yenmez de dedi Efe İsmail, İlhan’ın masanın üstüne koyduğu sarı yağlığın düğümünü çözdü. Soğanı alıp kenara koyarken,

--Anam çorbayı gönderirken soğanını yanına koyup ikisi iyi gider demek istemiş. O halde bende hazır soyduğum soğanı keseyim de boşa gitmesin dedi.

Efe İsmail soğanı bıçak ile dörde kesti masanın üstüne koydu. İlhan ise ekmeği alıp getirdi ve ikiye ayırıp koydu. İsmail sandalyeyi çekti ve İlhan’a baktı. İlhan da hiçbir hareket göremeyince,

--İlhan kardeş sen gelmiyor musun diye sordu. İlhan,

--Sana afiyet olsun İsmail abi, Ben dayanamadım evde atıştırdım dedi.

--İyi o zaman dedi Efe İsmail.

Kaşığı eline alıp çorbaya girişti. Arada bir de soğan atıyordu ağzına. Büyük bir iştahla yiyordu, İlhan’da Efe İsmail’in iştahlı bir şekilde çorba içişini seyrediyordu. İlhan’ın gözleri Efe İsmail’de iken gönlü başka yerlere uçtu gitti. İlhan’ın gözünün önüne Elvan geldi durdu. Ela gözlerini İlhan’ın gözlerine dikti ve hafifçe gülümsedi. İlhan’ın yüzü de gülümsedi. Uzun uzun Elvan’a baktı. Elini uzatıp elini tutacaktı ama Elvan parmağındaki nişan yüzüğünü gösterdi, nişanlıydı. Yasaktı bu, ayıptı, el alem ne derdi sonra. El âlem, Ayıp ve Günah kelimeleri beyninin içinde dönmeye başladı. Sonra bir araya toplanıp ayrıldılar ama kelimelerdeki harflerin yeri değişmişti. Sonra yine dönmeye başladı kelimeler, derken kelimeler tekrar karıştılar ve yukarıdan aşağıya doğru uzadılar uzadılar ve biraz de genişleyip 25 yaşlarında uzun boylu esmer, Grand tuvalet giyinmiş iki dirhem bir çekirdek olmuş esmer bir adam belirdi. Esmer adam gitti Elvan’ın elini tutu ve kendisine çekti. Elvan’a sarıldı Elvan adamı itti ama fazla direnemedi. Elvan adama küçük küçük karşılık vermeye başladı. İlhan bir köşede elleri kolları bağlanmış kendisini gördü. Ağzı bile pis bir bez parçası ile bağlanmıştı. Ayaklarından pranga ile duvara zincirliydi. Ama zincir şambrelden yapılmış gibiydi. Zincir asılınca uzuyordu ama Elvan’a ulaşamıyor ve çaresizlik içinde kıvranıyordu.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 30
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Gittikçe kısalan bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Ancak beni yol değil yol arkadaşlarım yoruyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster