Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Temmuz '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
38
 

ÇYK/A-14 Eve Yerleşme 3/8

(25 Ekim 1976)    3/8

Efe İsmail birden heyecanla ayağa kalktı ve,

--Anam geldiyse bize oturmak yakışmaz dedi ve anahtarı alarak dışarı çıktılar.

Efe İsmail,  Zeynep kadının yanına giderek elini öpmek için eğildi ve,

--Hoş gelmişsin anam, elerinden öperim dedi.

Zeynep kadın ellerine sarılan İsmail’e elini öptürmemek için elini arkasına saklamaya çalıştı. Efe İsmail vazgeçmiş gibi yaptı ve sonra Zeynep kadının diğer elini iki eliyle ve iki üç kere öpüp alnına koydu. Sonra da,

--Gel anam bizim evi bir de sen gör bak bakalım. Nasıl olmuş, iyi mi kötü mü bana söyle. Biz erkek halimizle pek bilemiyoruz dedi.

Üçü birden arka ara tahta kapıyı geçerek arka tarafa geçtiler. Zeynep kadın arka taraftaki küçük evi görünce turkuaz yeşili duvarları ile çok şirin buldu. Kapı ve pencerelerin de kırmızı pembe arası kiraz kırmızısı rengi Zeynep kadının gülmesine yol açtı. İlhan anasına,

--Ana niye güldün ki deyince de, Zeynep kadın,

--Oğlum şu turkuaz yeşili duvarlar güzel de kapı ile pencereler hiç de uygun değil. Gerçekten de erkekler bazı konulardan hiç anlamıyorlar dedi.

--Ana biz erkekler renkler konusunda pek müşkülpesent değiliz, pek önem vermiyoruz dedi. Ama dediğin gibi burada da renkler birbiri ile kavga ediyor dedi.

--Renkler kavga ediyor da ne demek dedi Zeynep kadın. İlhan,

--Yani renkler uyuşmuyor, anlaşmıyor. Uygunsuz demek ana, şimdi ben uydurdum dedi.

Zeynep kadın ile Efe İsmail birden kahkaha ile gülmeye başladılar. Bir taraftan da “Renkler kavga ediyor ha” diyorlardı. Bu gülme arasında Efe İsmail giriş kapısını açtı ve buyur etti. Önce Zeynep kadın arkasından da İlhan ve en arkadan da Efe İsmail içeriye girdiler. Zeynep kadın salona girince ilk dikkatini çeken şey mutfak tezgahı ve üst kısmındaki dolaplar olmuştu. Alt kısmında da dolaplar vardı ve üçlü ocağın konulacağı yerin bir tarafında ocak hortumunun tüpe ulaşmasını sağlayan bir delik vardı. Ocağın üst kısmında bir soba deliği vardı. Mutfak kısmında yerde, tezgahın önünde 70-80 santim genişliğinde beton fayans vardı. Diğer taraflar ise çam parke ile döşenmişti ve çok güzel görünüyordu. Pencerelerin içerdeki rengi de dışarısı gibi Kiraz kırmızısıydı. Zeynep kadın odaya geçti odanın da tabanı parkeydi ve pencere yine aynıydı. Ancak oda çok şirin görünmüştü gözüne. Odadan çıktığında tam karşısındaki ocağı ya da sosyete adıyla Şömineyi görünce daha da hayret etti Zeynep kadın. Çünkü şömineli evleri eskiden beri çok severdi ama bir türlü nasip olmamıştı. Hele ocağın üstündeki ocağı çevreleyen düz şerit şeklindeki boşluğa küçük biblolar koyduğunu hayal edince bir başka oldu. Sonra da banyoya yöneldi, banyo da normal banyoydu. Pek bir şeyi yoktu.

--Siz burayı mı temizleyeceksiniz diye sordu.

--Evet dedi İlhan burayı temizleyeceğiz.

--Oğlum siz burayı temizleyinceye kadar yatsı ezanı okunur. Sonra ne zaman taşıyacaksınız eşyaları dedi. Hem tahtaların üstü de baya boya olmuş. Eğer boya yağlı boyaysa temizlemesi de zor olur dedi. Bir de kurumuştur şimdi boyalar.

--Yok ana yağlı boya değildir her halde dedi İlhan. Sonra Efe İsmail’e dönerek, Abi istersen sen yemeğini hemen ye, daha fazla soğutma dedi. Efe İsmail,

--Tamam ben gidiyorum dedi. Siz, nasıl olursa daha güzel olur diye kararlaştırın dedi.

Efe İsmail evden çıkıp gitti. Zeynep kadın oğluna,

--Gerçekten çok güzel ve şirin bir ev olmuş dedi. Ah bir de arka bahçeye değil de yola falan baksaydı daha da güzel olurdu dedi.

--Ana şimdilik Efe İsmail kalsın burada da sonra Allah ne gösterir bilinmez. Belki bir nasibi falan çıkar evlenir. O zaman burası küçük gelir başka bir yere, belki de kiraya çıkarlar dedi.

--İlhan oğlum hemen burayı temizlemeye başlamalı, yoksa kolay kolay bitmez dedi. Önce sen şu kovayı bir doldur bakalım. İlk kapıdan ve pencerelerden yani yükseklerden başlamak lazım dedi. Keşke bir kova daha olsaydı dedi. Bende şu dolapları siler temizlerdim daha erken biterdi.

İlhan’ın gözleri parladı birden, bu hiç beklemediği bir ikramiye gibiydi. Anasının eli hızlıydı. Bir şeye el atınca normalden yarı yarıya daha önce biterdi iş. Küçüklüğünde babasından “Ananın eli makine gibidir. Herkesten önce yapar bitirir” diye çok dinlemişti. Hemen atıldı,

--Ana sen yardım edeceksen ben bir şey bulurum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 39
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

1977 Uşak Endüstri Meslek Lisesi,             2003 Isparta Mes. Yük. Okulu,            TKGM  Taşr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster