Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
56
 

ÇYK/A-14 Eve Yerleşme 4/8

(25 Ekim 1976)  4/8

--Hadi bul bakalım, nasıl bulacaksan dedi Zeynep kadın.

İlhan hemen uçtu, kapıdan dışarı çıktı ve ön tarafa gitti. Efe İsmail İlhan’ı görünce el salladı. İlhan sevinçle Efe İsmail’e,

--Piyango vurdu abi dedi, anam bize yardım edecek.

Bu haber Efe İsmail’i de çok sevindirdi. Yemeği daha bir iştahla yemeye devam etti. İlhan elinde banyo kazanıyla eve girerek anasının karşısında durdu.

--Ana işte sana su doldurulabilecek bir kap. İstediğini alabilirsin dedi. Ana, yalnız sen Cennet teyzeye gitmeyecek miydin?

--Gidecektim oğlum ama sizin bu kadar işiniz olduğunu görünce geceye kalmamanız için yardım etmeye karar verdi. Biraz da senin yüzünden. Oğluma nasıl temizlik yaptırayım, ben buna dayanamam. En iyisi hep beraber temizliğe girişmek, dedi.

İlhan kazana ve kovaya su doldurdu. Zeynep kadın suyun içine temizlik için biraz deterjan kattı. Sonra kovayı alıp kapıları temizlemeye başladı. Kapının birini sildiği sırada üst kısımlara erişemeyince ilhan’a,

--Oğlum hadi bir tane sandalye al gel dedi.

İlhan kahvehaneden bir tane sandalye almaya gitti. Geri döndüğünde Efe İsmail de kahveyi kilitleyip gelmişti. Üçü birden giriştiler. İlhan ve İsmail birer pencere temizliyorlardı. İç kısmı silen dış tarafını da siliyordu. Efe İsmail salon penceresinin camını dışarıdan silerken Zeynep kadın da oda kapısının üst kısımlarını silmek için sandalyenin üstüne çıkıyordu. Elbisesinin eteği biraz dar olduğu için sandalyeye çıkarken eteğini dizinin biraz daha üstüne çekmiş ve sandalyeye öyle çıkmıştı ki bu hareket de Efe İsmail’in görüş alanı içindeydi. Efe İsmail İstemeden de olsa Zeynep kadının uyluğunun üst kısımlarına kadar görmüştü. Efe İsmail’in yüzü birden limon gibi sarardı. Beyninin içinden bin fotoğraf geçti. Zeynep kadına ana demişti, İlhan’ın anasıydı, Nusret Abisinin yerine koyduğu İlhan’ın anası. Diğer yandan da bir keresinde bir bakışını yakalamıştı sanki karısının bakışı gibiydi. Aslında kendisinde de bazı dürtüler vardı, beynini rahatsız eden dürtüler. Dokuz yıldır mahkûmdu, mahpustu. Kadın tenini, kokusunu değil gölgesini bile duymamıştı dokuz yıldır. Ne vardı İlhan’ın babası sağ olsaydı, hiç olmazsa şimdi böyle bir derdi olmazdı. Efe İsmail en sonunda bütün bunların kendi beyninin oynadığı bir oyun olarak kabul etti. Ne de olsa dokuz yılın açlığı vardı hücrelerine hükmeden. Tam “yok yok olamaz bu bir yanılma, yanlı ve yanlış anlama. Bu mümkün değil” diye düşünürken Zeynep Kadın kovada yıkadığı bezi sıkarak aynı sandalyeye yine aynı şekilde çıktı. Efe İsmail’in gözü ikinci defa yandı.

Zeynep kadının üç kapıyı deterjanlı suyla silmesi ve duru suyla da durulaması toplam 25-30 dakika ancak sürmüştü. Bu süre zarfında Efe İsmail pencereleri silip parlatmıştı İlhan da mutfak dolaplarını temizlemişti. Şimdi sıra yerdeki çam karoları temizlemeye gelmişti.

Kova ve leğendeki suları temiz su ile değiştirip yer karolarını temizlemeye üçü ayrı ayrı yerlerden başladılar. Yarım saat kadar sonra karoları temizliği de bitmişti. Ama iyice de yorulmuşlardı. Karolar kuruyuncaya kadar bir demlik çay olsaydı çok iyi olur diye düşündü Efe İsmail ve

--İlhan kardeş iyice yorulduk, bir demlik çay olsaydı içer miydik diye sordu.

--Sen ne diyorsun İsmail abi çok iyi olurdu dedi İlhan. Ben hemen bir çay koyup geleyim diye de çıktı.

İlhan gidince Zeynep kadın temizlik bezini tekrar sıkıp,

--Şu kapının üstünü silmeyi unuttum dedi.

Gitti sandalyeyi alıp açık banyo kapısının önüne koyarak üstüne çıkıp kapının üstünü sildi. Fakat yaptığı tüm hareketlerde bir gözünün ucu sürekli olarak Efe’deydi. Zaman zaman İlhan’a kızıyordu, Efe İsmail’i eve getirdiği için. Fakat Efe eve gelince de içine bir heyecan doluyordu. Taaa orta mektebi bitirdiği yıllardaki gibi. O zamanlar genç bir teğmen vardı. Mahallede herkes ona “Kore Kahramanı” derdi. Evlerinin önündeki sokaktan geçerdi. O geçecek diye bir gözü saatlerce pencerede olurdu. Onu gördüğü zaman ise içindeki heyecanla sevinç çılgınca dans ederdi. Fazla yakışıklı değildi ama sanki şeytan tüyü var dediklerindendi. Bütün kızların gözü ondaydı. Teğmen Kore savaşına katılmıştı ve savaş bitince gelmişti. Ütülü asker üniformasını giyip boyalı iskarpinleri ile yürüdüğünde tüm kızların gönlünü sızlatırdı. Teğmeni gördüğü zamanki heyecana benzer bir şeydi bu yaşta içini ürperten şey. Ama elinde değildi, engel olamıyordu. Eğer oğluyla arkadaş olmasaydı, bir yabancı olsaydı, bir de komşular falan bulmuş olsaydı olurdu. Eve geldiği akşamlar yatağa yattığında aklından çıkmıyordu. Uzun bir süre uyku da tutmuyordu. Sağa sola dönmelerle başlayan pandomim en son yastık ve yorganla boğuşmaya kadar varıyordu. Bu boğuşmaların sonunda da iyice yorulup, terleyip bitkin bir vaziyette sırt üstü hareketsiz kalıyordu.

Birden sürekli kapının üstündeki aynı kısmı sildiğini fark etti. Gözünün ucuyla Efe İsmail’e baktı. Efe İsmail de kendini sakınıyor ve bakmak istemiyordu ama arada sırada gözlerini kaçırıyordu. Bakışları hiç karşılaşmadı. Zeynep kadın tam sandalyeden inerken İlhan kapıdan içeriye girdi. Elinde kahvehaneden getirdiği masa vardı.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 39
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

1977 Uşak Endüstri Meslek Lisesi,             2003 Isparta Mes. Yük. Okulu,            TKGM  Taşr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster