Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
17
 

ÇYK/A-16 Cemil Özener’in Gelişi 3/7

(1976 Yılı)  (3/7)

--Bir ruhsat işi kaldı şimdilik dedi İlhan. Onu da alırsak kahvehaneyi açabilecez, Esas iş ruhsatı almakta.

--Hayırlısı ile kahveyi bir açın bakalım dedi Elvan. Açın bakalım ondan sonra rabbim ne gösterecek.

--Sen ne yapıyorsun dedi İlhan. Nişanı nasıl yapacaksın.

--Nişanı ne yapayım dedi Elvan. Kızgınlığı yine artmıştı Ben nasıl yapayım dedi. Adam ne dersem yapıyor. Şunu al diyorum alıyor, bunu al diyorum alıyor. Ben daha ne yapabilirim. Durduk yerde de yüzüğü fırlatıp atamam ya. Yaptıkları o kadar masrafı da göz önüne almak lazım. Madem yüzüğü atıyorsunuz bizim masraflarımızı verin deseler verecek bir kuruş paramız yok. Ben daha ne yapayım. Geçen gün elimi tutmaya kalktı, elimi vermedim. Beni yanağımdan öpmeye kalktı, tokadı yapıştırdım. Bir daha yaparsan nişanı bozarım diye bağırdım. Çocuk özür diledi. Artık iki adımdan fazla yaklaşmıyor. Koskoca mühendis adam kızmayayım diye gözümün içine bakıyor. Ben daha ne yapayım. Gözünün ucuyla İlhan’a bir bakış attıktan sonra, Aslında yaptıkları hoşuma da gitmiyor değil yani. Ağır ağır ısınmaya mı başladım yoksa dedi.

İlhan’ın yüzü önceden bozulmaya başlamıştı ama son söz üzerine iyice bozuldu ve

--Sen şu çocuğun adını bana bir söylesene, şunu sen bana bir göstersene dedi.

--Ne yapacaksın çocuğun adını sen dedi Elvan. Tanımadığın suçsuz günahsız adamı dövecek misin yoksa öldürecek misin? Sen eşkıya mısın?

--Orası hiç belli olmaz artık dedi İlhan, orası hiç belli olmaz derken gözlerini kısmış yüzünün şekli değişmişti. Kafasında bin bir düşünce varmış gibi bir hali vardı.

--Aklını başına topla dedi Elvan. Daha askerden yeni geldin, annen iki yıldır yolunu gözledi. Tam işini kurup aşına kavuşacakken salaklık etme dedi.

--Elvan seni o zibidiye yar etmem dedi İlhan. Sen yeter ki iste, senin uğruna dünyayı yakarım Elvan, seni çok seviyorum dedi İlhan.

Elvan için için gülüyordu. İlhan kendisine iyice aşık oluyordu. Oynadığı oyun meyvelerini veriyordu. İlhan’ı kendine bağlamıştı.

Bu sırada Pangal Bakkalın önüne kadar gelmişlerdi. Önce Elvan girdi bakkala,

--Hoş geldin kızım dedi Bakkal Bayram

--Hoş bulduk dedi Elvan, Ben bir çamaşır deterjanı alacaktım.

--Hangisinden alacaktın kızım diye sordu Bakkal Bayram,

--Persil, Tursil bir şey alacağım dedi.

--Tursil var dedi Bayram bakkal vereyim mi?

--Tamam ver dedi Elvan, Bakkal bayram gidip raftan Tursil alırken sordu,

--Küçük mü olsun yoksa büyük mü olsun,

--Küçük olsun dedi Elvan, Bayram amca elinde küçük Tursil kutusuyla geldi ve masanın üstüne bıraktı. Sonra başını kaldırıp Elvan’ın yüzüne bakarak,

--Başka bir şey lazım mı kızım dedi.

--İki de ekmek dedi Elvan.

--Geçerken dolaptan alıver dedi Bayram Pangal.

--Tamam dedi Elvan, sonra sordu; Kaç para

--Hepsi beş buçuk dedi bakkal Bayram.

Elvan elindeki on lirayı Bayram Pangal’a uzattı. Bakkal dört bucuk lirayı geriye Elvan’ın avucuna verdi. Bakkal İlhan’a dönüp sen ne istemiştin oğlum dedi. İlhan şaşırdı ve,

--Ben, ben bir şey istemedim Bayram amca dedi.

Elvan dışarıya çıkarak filenin içine iki de ekmek koydu ve Bayram bakkala,

--Allaha ısmarladık Bayram amca dedi.

--Güle güle kızım dedi Bayram Pangal.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 179
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 31
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Uzun mu yoksa kısa mı olduğunu bilemediğim bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Yol arkadaşlarımın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster