Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
24
 

ÇYK/A-16 Cemil Özener’in Gelişi 6/7

(1976 Yılı)   (6/7)

--İnsan bir kere gidip karısını getirmez mi be Gökgöz Cemil.

--Abi dediğin doğru, adam gidip özür diler karısını getirir, ama ben adam mıyım? Ben Hayvanın tekiyim. Karıya bir gün olsun insan gibi davranmadım ki. İnsan olsaydım karıma insan muamelesi yapardım, oysa ben ona hep köle muamelesi yaptım. Eğer bir çocuğumuz olsaydı belki de her şey bir başka olurdu ama Mevla’m bizden bir çocuğu esirgedi.

--Esirgemeseydi ne olacaktı be Cemil. Belki de karınla beraber çocuk ta çekecekti senin çileni. Her neyse şimdi ne yapıyorsun, nerede çalışıyorsun.

--Şimdi de doğru dürüst bir işim yok be İsmail abi, arada sırada torbacılık falan yapıyorum. Yanlış anlama tombalacılık yapıyorum.

--Peki buraya neden geldin, aklına nerden geldi.

--Bir ara kulağıma Çatal Yürek Nusret’in Kahvehanesi açılıyormuş diye bir haber geldi, Bir gidip bakayım dedim, kahvehane ne alemde.

--Eeee sonra,

--Sonrası işte bu gün geldim buraya. Baktım bu delikanlı çıktı kahvehaneden uzaktan takip ettim, bir eve girdi. Bekledim çıksın diye. Beklerken de iyice terlemiştim, yorulmuştum. Neyse delikanlı evden çıktı, elinde bir çıkın vardı. Yaklaştım, buralarda oturup dinlenebileceğim bir kahvehane var mı diye sordum. Delikanlı burayı gösterdi, çayın olmadığını, şansım varsa bir bardak bulabileceğini söyledi. Benim asıl derdim kahveyi kim açıyordu. Yoksa dedim Nusret abimi vuranlar bizim kahveye el mi koydu. Anlamak için inceden sorarken de önce karnıma sonra da çeneye yumruğu yedim. Gerisini biliyorsun dedi.

--Peki nerde yatıp kalkıyorsun bir evin var mı?

--Bir evim var ama benim eve doğru dürüst gittiğim yok ki. Ev sahibi yakalarsa benden ev kirası isteyecek diye ödüm kopuyor.

--Niye, sen kira vermiyor musun? İnsan evinin kirasını da mı vermez be Cemil.

--Abi, ben orda beş altı senedir kalıyorum. Önceleri, yani ilk beş altı ay kadar kiramı zamanında verdim. O sıralarda ev sahibim atmış yaşlarında falan sevimli bir adamdı. Nasıl oldu bilmiyorum öldü. Sonradan öğrendiğime göre sekte-i kalpten gitmiş. Adam ölünce önce evin kime kaldığı belli değildi. O sıralarda ben de kira vermiyordum, tabii kime vereceğim de belli değildi. Önce birisi geldi bana vereceksin dedi. Sonraki ay başka birisi geldi bana vereceksin dedi, Daha sonra da damadı mıymış neymiş kirayı ben alacağım dedi. iki üç ay da ona ödedim. Sonradan diğeri geldi ben alacağım deyince benim de tepem attı. Gelin lan alabilirseniz alın dedim, biraz kızdım bağırdım. Her ay kaç kişi geliyorsunuz lan kira için diye söylendim sonrada kimseye kira falan vermedim. Daha sonradan duydum ki benim durduğum kısım kocakarıya kalmış. Dört beş ay da kirayı koca karıya verdim. Sonra işsizlikten üç dört ay kadar kirayı veremedim. Bir gece içmiş gelmişim koça karı geldi kapıyı çalıyor. Onun çalışını ezberlemişim zaten açmıyorum. Fakat karı da benden daha inat bir türlü gitmiyor, inadına çalıyor. Sinirim tepeme çıktı, birden kapıyı açtım tuttum kolundan çektim içeriye. Sinirim tepemde elimi kaldırdım vuracağım ama korkmuş çipil çipil bakıyor. Vuramadım.

--Vurmadın da ne yaptın, senin sinirin bir bakışla geçer mi ki?

--Geçmedi ki, karı tutturdu kiramı isterim, kiramı isterim. Para yok olsa verip kurtulacağım. Ne zamandır meteliğe kurşun atıyorum. Para yok diyorum anlamıyor, yok diyorum anlamıyor. En sonunda yeter lan karı dedim buna Yok diyorum anlamıyor musun dedim. “Anlamıyorum” dedi. O zaman ben de sana anlayacağın dilde anlatayım kocakarı dedim. Kocakarı dedimse o zamanlar yaşı elliden atmışa doğru gidiyor falan. Yani Cami de yerinde mihrap da. Aldım bunu aşağıya, debeleniyor. Çöktüm üstüne, zaten nasibim ne zamandır kapanmış, gözüm de dönmüş. Ben buna iyice bir giriştim. Debelenmesi falan kalmadı, bana ne dedi biliyor musun?

--Ne dedi lan Gökgöz Cemil.

--Ulan hayvan şimdiye kadarki bütün kira borcunu sildim dedi. Sonra da ayda veya iki ayda bir beni ne zaman evde bulursa kira borcunu tahsilata geldi. Aslında körpe değildi ama tarlada tokatta çalışmadığı için yıpranmamıştı, hala diriydi, öyle pörsümüş falan da değildi. Benim de hoşuma gidiyordu bu şekil ödeşmek. Üstelik de bedavaydı. Arada sırada gelirdi bir sofra kurardı bana, sabaha kadar içer içer ödeşirdik. Bundan bir yıl kadar önce bir kısmeti çıktığını duydum.
Aradan beş altı ay geçmişti, son ödeşmemizde bana söyledi bende “Evlen” dedim. Bana küstü bir süre, sonra bir gece bana geldi. Yanında bütün malzemeyi getirmişti. Yemekleri yaptı, sofrayı kurdu bardakları doldurdu, o gece çeşit çeşit meze yaptı yedirdi bana. Sabaha kadar yedik, içtik, bol bol ödeştik. Sabah giderken bana bir sarıldı, sanırsın kaburgalarımız iç içe geçti. Beni seviyor muydu, canı benimle evlenmek mi istiyordu bilmiyorum. O günden sonra altı aydan fazladır kira falan vermiyorum.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 213
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 31
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Uzun mu yoksa kısa mı olduğunu bilemediğim bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Yol arkadaşlarım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster