Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
16
 

ÇYK/A-18 İlk Duruşma 2/4

 (16 Kasım 1976 Salı)

--Sonra Nusret Abim “Efe geriye yalnız sen kaldın, şimdi beni iyi dinle” dedi. “Dinliyorum Nusret Abi” dedim. Benim sana söyleyeceğim şu. Benim sağlığımda olduğu gibi kahvehane çalışsın. Anamı ziyaret et, ona benim yokluğumu hissettirme. Haftada iki gün gidin ekmeğini pazarını alın, anam garip kalmasın dedi. Harçlık verdiğimiz talebelerin harçlıklarını kesmeyin. Fakir fukarayı kollayın, kimseye zulmetmeyin. Lakin demin dediğim gibi her bedene bir baş lazım. Sana baş ol desem kimse senin sözünü dinlemez, Yanık’a desem yine kimse dinlemez. Sen şöyle Kafası Zeki, Yüreği kavi, bileği sağlam, sözü senet birini bul, mirasçım olsun. Lakin ona en başından peşin peşin söyleyin kahvehanenin adı yerinde kalacak. Kahvehane çalıştıkça adı değişmeyecek. Adı daima “Çatal Yürek Kahvehanesi” olacak. Mirası kabul eden bunu kabul edecek, başka şartım yok”. Sizlerde ona yardımcı olun, yol yordam öğretin. Kimseye yedirtmeyin. Ben neysem o da öyle olsun, onun sözü benim sözümdür, Onun üstüne gelirlerse de koruyun dedi. En son ise “Ah kehribar gözlüm ah” dedi. “ O kehribar gözlerinle bir kere benim gözlerime baksaydın da öyle ölseydim” dedi. “Ben gidiyorum Efe dediğim gibi” dedi, sonra ikimiz beraber kelime-i şahadet getirdik Nusret abimin başı yana düştü, elimi sıkan eli gevşedi. Emaneti sahibine teslim etti. Daha sonra ben de kendimden geçmişim.

--Nasıl kendinden geçmişsin diye sordu.

--Bayılmışım hâkim bey. Kan kaybından her hal dedi.

--Yaz kızım dedi hakim, katibe daktiloya daha bir hazırlandı. Hakim, “Tanık İsmail Abduşoğlu’na soruldu, Tanık İsmail Abduşoğlu verdiği ifadesinde, kahvehane sahibi Nusret Namık Kendircioğlu’nu 1953 yılından beri tanıdığını, onun kahvehanesinde çalışmaya başladığını ve daha sonraları ise fedaisi olduğunu ve birbirlerine çok iyi arkadaş olduklarını ve en son pusuya düştükleri anda da beraber olduklarını ve davaya konu olan Kahvehanenin Tapu sahibi Nusret Namık Kendircioğlu ile birlikte olduklarını beyan etmiştir. Tanık İsmail Abduşoğlu ifadesine Nusret‘in pusuda vurulduğunu ve zamanla çok kan kaybettiğinden kendinden umudu kestiğini ve kendisini yanına çağırarak son isteğinin Kısıklı’da yaşayan anasının ihmal edilmeden haftada en az iki kere ziyaret edilmesini ve ihtiyaçlarının temin edilmesini, Kahvehanenin ise adamlarının birbirine düşmeden eskisi gibi bir arada olmaları maksadıyla başka biri tarafından sadece kahvehanenin adının “Çatal Yürek Kahvehanesi” olarak kalması koşuluyla başka birisi tarafından çalıştırılmasını istediği şeklinde devam etti. Görülen lüzum üzerine tanığa soruldu. Hakim İsmail’e dönerek,

--Madem Nusret Abin sana vasiyetini söyledi, şimdiye kadar neden bekledin?

--Hâkim bey, pusudan sonra ben gözümü hastanede açtım. Bir buçuk ay kadar hastanede yattım. Hastanede hem kurşun yaralarımın tımarı yapıldı hem de zatürre tedavisi oldum. Daha sonra ise hapishanede kaldım. Çıktığım mahkemede ise Savcı 18 kişiyi öldürmekten bana 37 yıl hapis istedi ama İreyis bana 12 yıl verdi, diğer Yanık Mustafaya ise 13 yıl verdi.

--Neden Yanık Mustafa’ya 13 yıl verdi.

--Ben söyleyeyim ama inanmazsınız hâkim bey.

--Sen söyle, inanıp inanmamak bana kalmış dedi. Efe İsmail,

--Peki, sayın hâkimim diyerek başladı anlatmaya. Şimdi biz pusuya hazırlıksız düştüğümüzden yanımızda fazla çekirdek yoktu. Bu nedenle mermimiz iyice azalmıştı. Karşıdan bir ses duydum, birisine soldan çevir diyorlardı. Bunu duyunca ben dikkat kesildim bütün dikkatimi ayak sesine verdim. Her taraf zifiri karanlıktı Zor seçiliyordu. Adam birden yolun üstündeki su çukuruna bastı sövdü. Ben de bastım kurşunu. Adam vuruldu suyun içine düştü. Karşıdan adamın biri “Zora Abi senin gönderdiğin adam suyun içine düştü” dedi. Adam da “o zaman onun yerine sen git” dedi. Ben Nusret abimden izin alarak sağ tarafa doğru sürünerek ilerledim. Diğerlerinin ateş hedefinden iyice uzaklaştım. Gökyüzünde aya baktım az bir süre sonra açığa çıkacaktı.

--Açığa mı çıkacaktı, nasıl yani

--O gece hava çok bulutluydu sayın hâkim bey. Göz gözü görmüyordu. Ay bulutların arasından kurtulduğu kısa zamanlarda ancak aydınlatıyordu. Bu yüzden sık sık bulutlara bakarak yerimizi değiştiriyorduk. İşte yine bulutlara baktım az bir zaman sonra buluttan kurtulacaktı. Bu yüzden ilk anda görülmemek için hemen bir çalının arkasına saklandım. Ben adamın ayak seslerini takip ediyordum. Ay buluttan çıkınca baktım adam yola çıkıyordu, adam kendinden oldukça emindi, yürüyüşünden belli oluyordu.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 37
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

1977 Uşak Endüstri Meslek Lisesi,             2003 Isparta Mes. Yük. Okulu,            TKGM  Taşr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster