Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
8
 

ÇYK/A-20 Keşif 10/13

--Yazmaya devam edelim, dedi.  Nerede kalmıştık son cümle,

-- Sonradan adının Nusret Namık Kendircioğlu olduğunu öğrendiğim bu adam 1967 yılında bir gün pusuya düşürülerek öldürüldü. Nusret’in ölümünden sonra ise,

--Tamam Turgut Koloz’un ifadesine devam ediyoruz,  Nusret’in ölümünden sonra ise de, yaz. Ocakçi Ali Canip ila garson Muammer burayı bir yıl kadar çalıştırdılar. Bu arada kazandıkları para ile Nusret’in Kısıklı’da oturan anası Seher’e bakıp gözetiyorlardı. Bir de hapishanede mahkûm olan İsmail ile (aklına gelmeyince İsmail’e baktı), İsmail

-- Yanık Mustafa dedi.

--Yanık Mustafa’ya kahvehanenin hâsılatını veriyorlardı. Altı ay kadar bu şekilde çalıştıktan sonra bir gün Kahvehaneye Nusret’in kiraladığı evin sahibinin geldiğini ve Nusret’in eve gelip gitmediğini, kirayı da ödemediğini söylemiş. Ben ocakçı Ali Canip’den duydum. Nusret’in öldüğünü öğrenince de evden eşyaların alınmasını istemiş. O zaman da Ali Canip bana arkaya depo gibi bir şey yaparak Nusret’in eşyalarını koymayı düşündüklerini söyledi. Benden de inşaat işinde yardımcı olmamı istediler. Tanıdığım Laz Dursun adındaki ustaya arka tarafa, kahvehaneye bitişik olarak bir depo yaptırdık. Ali Canip ile Muammer içine Nusret’in evinden gelen eşyaları koydular ve kapısını kilitlediler. Daha sonraları ise birilerinin gece yarısından sonra gelerek Ali Canip ile Muammer’i “ Eğer kapatmazsanız Ölürsünüz” diye tehdit ettiklerini ve bu nedenle de kahvehaneyi kapattılar. O günden sonra ise bu zamana kadar sekiz yıl kimse kahvehaneyi açmadı. Bu yıl bir buçuk iki ay kadar evvel Efe İsmail diye tanıdığımız bu arkadaş ile mahalleden tanıdığım, askerden yeni gelen İlhan Aslantürk açtılar ve kahvehaneyi yeniden sıvayıp boyayarak ve tesisatlarını değiştirerek yenilediler. Ayrıca depo olarak yapılan yeri ve bir göz odalı, mutfağı içinde salonlu ve banyolu bir ev haline getirdiler. Şu anda içersinde İsmail kalmaktadır. İnşaat ustalarını da benim yardımımla buldular. Eve ve kahvehaneye toplam on üç bin beş yüz lira civarında para harcadılar dedi.

Hâkim Turgut amcaya dönerek,

--Turgut bey, senin söylediklerini usulünce zapta geçirdik, şahit olarak söyleyeceğin başka bir husus var mı diye sordu.

--Yoktur hakim bey, bildiğim her bir şeyi anlattım. Yaşlılıktan unuttuğumuz şeyler olabilir ama şimdilik bütün hatırladığım bildiğim bu dedi.

--Tamam dedi hâkim. Katibeye dönerek yazdın mı dedi. Yazdınsa imzalat.

Katibe daktiloyu daha hızlı yazmaya başladı. Hakim tekrar katibeye dönerek.

--Kağıdı daktilodan çıkardıktan sonra imzalat ve aynı şekilde tekrar tak ve kapat dedi. Keşif daha bitmedi. Sonra da fen memuruna şimdi gideceğimiz yerde senin işin yok dedi istersen gelmeyebilirsin.

--Tamam, o zaman ben gelmeyeyim dedi, zaten işim çok fazla.

Katibe hanım kağıdı çıkardı ve masanın üzerinde Turgut Koloz’a imzalatıp kaydırmadan daktiloya tekrar takıp dikkatli bir şekilde kapattı. Hâkim,

--Haydi bakalım dedi dolun arabalara da gidelim. Efe İsmail de İlhan da şaşırdılar. Hâkim Turgut amcaya elini uzatırken,

--Hadi Allahaısmarladık Turgut Bey dedi elini sıktı. Turgut amca da,

--Güle güle hâkim bey dedi.

Efe İsmail hemen arka tarafa giderek kapıyı kilitledi. Sonra hızla kahvehaneye gelerek aralarına karıştı. Sonra iki taksiye doluşurken Turgut amcaya el salladılar.

Pera Palas’ta Keşif(24 Kasım 1976 Çarşamba)

Taksiler hareket ettiler, Üsküdar’a geldiklerinde Fen memurunu indirerek devam ettiler. Sonra da üç yıl kadar önce dünyanın en uzun dördüncü asma köprüsü olarak açılan Boğaziçi Köprüsü’nün bağlantı yollarından geçerek köprü ücretini ödeyip Ortaköy’e vardılar. Uzun bir yolculuktan sonra Beyoğlu/ Tepebaşındaki Meşrutiyet caddesine, Pera Palace oteline gelindi. Taksiden inen Mahkeme heyeti otelin kapısından içeriye girdiler. Mübaşir hemen Resepsiyondaki görevliye giderek Üsküdar Sulh Hukuk Mahkemesi heyetinin geldiğini ve otelin müdürünü çağırmasını istedi. Resepsiyon görevlisi telefonu kaldırdı. Numaraları çevirip birisi ile görüştü. Biraz sonra takım elbiseli, kravatlı, ayakkabıları boyanmış cilalanmış parlamakta olan yeni tıraşlı birisi geldi. Gelirken de elini uzatarak hâkim olduğunu tahmin ettiği kişiye,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 161
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 33
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Uzun mu yoksa kısa mı olduğunu bilemediğim bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Yol arkadaşlarımın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster