Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
13
 

ÇYK/A-20 Keşif 3/13

Kahvehaneden içeri girildi. İç cephelerin de yeni sıvalı ve boyanmış olduğu, girilen kapı ve pencerenin ise eskiden kalan kapı ve pencere olmayıp değiştirilmiş olduğu anlaşıldı. Bir kahvehanede olması gereken su kaynatma kazanının olmadığı, sorulduğunda ise 8-9 yıldır kullanılmadığından küflenerek çürüdüğü için atıldığı söylendi. Ocağın ise temizlenerek boyandığı ve yeni bir bağlantı hortumu ile usulüne uygun olarak tüpe sıkıca bağlı olduğu ve sıkma kelepçelerinin iyice sıkıldığı görüldü. Kahvehane de önceki dönemden kalan beş adet masa ve sandalyelerin ise iyice silinip temizlendiğini ve Muris Nusret Namık Kendircioğlu’nun kendisi için almış olduğu küçük bir yazıhane masası ve koltuğunun ise aynen muhafaza edildiği ve temizlendiği görüldü. Masanın hemen kenarındaki ayaklı askıda ise bir paltonun asılı olduğu görüldü. Lüzum üzerine paltonun kime ait olduğu soruldu; Paltonun kahvehanenin sahibi Nusret Namık Kendircioğlu’na ait olduğu anlaşıldı. Çay ocağı tezgâhının bulunduğu yerin yakınında üstü ters kapatılmış çay bardakları ile sıralanmış (tahminen seksen adet bardak) dört sıra raf olduğu görüldü. Rafların da yeni olduğu tespit edildi.

Tanık ve bilirkişi ifadelerine geçildi. Hazır olan fen bilirkişisine soruldu;

--Dava dilekçesinde belirtilen ve dosyada mevcut tapu senedinde belirtilen gayrimenkul burası mıdır? Tapu haritasındaki yeri ile kahvehanenin yeri aynı yer midir? Gayrimenkulün cepheleri haritasındaki ile uymakta mıdır? Bu konudaki tespitlerinizi daha sonra bir rapor halinde duruşma gününden evvel mahkemeye sunması için mehil verildi.

--Efendim dava dilekçesinde bahsi geçen tapu senedinde yazılı olan bilgiler, şu anda  üzerinde keşfini yaptığımız taşınmazdır. Tapu haritasında belirtilen cadde, sokak adları ve taşınmazın haritasındaki şekli birbirine uygundur, Zaten tapu senedinde taşınmazın cinsi de Kargir kahvehane olarak geçmektedir ve kahvehanenin boyutları da haritasına uygundur dedi.

Hâkim daha sonra Efe İsmail ile İlhan’a dönerek;

--Burayı önceden de bilen bir şahidiniz var mı diye sordu. Efe İsmail,

--Sayın Hakim Bey arka taraftaki komşu Turgut amca bilir dedi. İsterseniz çağırıp geleyim. Bu arada birer bardak ta çay içer miyiz? Çay koydurayım mı, kahvehaneye kadar gelip de çay içmeden gidilmez dedi. Sulh Hakimi,

--Onu çok iyi söyledin İsmail dedi, kahvehaneye gelip de çay içmemek olmaz. Tanık olacak komşuyu da çağır gelsin dedi.

--Hemen çağırıyorum dedi.

Efe İsmail ve kahvehaneden çıktı.  Yan taraftaki tahta kapıdan geçti ve evin kilidini açarak çaydanlığı ocağa koydu. Demliğin içindeki çayı da çöpe döktü ve içini yıkadı, içine yeni çay atarak çaydanlığın üstüne koydu. Dışarı çıkarak aradaki duvara kadar gitti ve “Turgut Amca” diye bağırmaya başladı. Üç dört bağırmadan sonra komşunun arka bahçeye açılan kapısı ağır ağır gıcırdayarak açıldı. Kapının aralığından Turgut Koloz’un akça pakça ve zayıf yüzü göründü. Turgut Koloz ağır ağır kapıyı kapattı ve duvara doğru gelirken,

--Selamünaleyküm İsmail oğlum beni sen mi çağırdın.

--Ben çağırdım Turgut amca, nasılsın dedi.

--İyiyim İsmail oğlum, ben de İsmail bizi unuttu diyordum.

--Ben sizi unutur muyum Turgut amca, eskilerden kim kaldı ki. Ben şimdi çay demliyorum, Kahvehanede misafirlerim de var, Sen de gel çay içelim. Misafirim dediysem Mahkeme keşif heyeti. Sen de bizim şahidimiz ol dedi.

--Tamam dedi, Turgut Koloz, ben ön kapıdan dolaşıp geleyim dedi ve içeriye girdi.

Efe İsmail çayın suyuna bakmak için eve girdi. Ocağın üzerindeki çaydanlığa baktı, suyun kaynamak üzere olduğunu gördü. Biraz daha bekledikten sonra gitmenin daha uygun olacağını düşündü. İçinden “Zaten Turgut Amca da anca gelir” dedi. İsmail Efe bir sigara yaktı, sigaranın yarısına geldiğinde suyun kaynadığını gördü. Sigarasından bir iki nefes daha çekti ve küllüğe basarak söndürdü. Çaydanlıktaki kaynayan suyu demlikteki çayın üstüne boşalttı. Sonra çeşmeden tekrar çaydanlığa su doldurdu ve ocağın üstüne koydu. Demliği de çaydanlığın üzerine oturttu. Hızla çıkarak kapıyı kapatıp ön tarafa geçti. Turgut Amca yan sokaktan caddeye dönmek üzereydi. Efe İsmail kahvehanenin kapısı önünde Turgut amcayı karşıladı ve elini öptü. Beraberce kahvehaneden içeriye girdiler.

Kahvehanenin içindekiler Turgut amcayı görünce “Hoş geldin“ diyerek ayağa kalktılar ve yaşı nedeniyle saygı gösterdiler. Sulh Hakimi Efe İsmail’e sordu;

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 258
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 30
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Gittikçe kısalan bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Ancak beni yol değil yol arkadaşlarım yoruyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster