Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
12
 

ÇYK/A-20 Keşif 6/13

--Neden kızdın, adam Atatürk’ün fotoğrafını asmış, Türk bayrağını takmış sonra da Fener flamasını asmış sen neden kızdın ki Turgut amca.

--Neden olacak ben koyu Galatasaraylıyım, ondan kızdım.

--Ondan sonra ne oldu, Turgut amca? Kahvehanede başka neler oldu.

Bu sırada Efe İsmail İlhan’a işaret etti, İlhan arkaya geçerek kaynamış olan çaydanlığı alıp geldi. Kahvehanedeki ocağın üstünde deme bıraktı.

--Nusret şaşkın bakışlar arasında koltuğuna oturdu ve ceketin cebinden çıkardığı tapu senedini göstererek“Bundan sonra bu kahvehanenin sahibi benim, Şevketten satın aldım, buda tapusu” dedi. “Şimdi bir çay verin de içeyim” dedi. Tapu senedini açtı masanın üstüne yaydı. Garson çayı getirdi “Hayırlı olsun ağam” dedi. Nusret elini uzattı garson öptü ve başının üstüne koydu. Bunu gören Ali Canip de geldi Nusret’in elini öptü başının üstüne koydu. Garsonla  Canip geri çekildiler ve “emret ağam biz ne yapalım” dedi Canip. Nusret tapu senedini katladı defterin arasına koydu ve çekmeceyi iteledi.  Sonra da çayına bir şeker atıp karıştırdı. Bir yudum çekti. Kalın bir defter getirmişti, çekmeceden çıkardı defterin kapağını açtı ve içine bir şeyler yazdı. Sonra da masanın çekmecesine koydu. “Bu defter burada kalacak kimse onu kurcalamayacak” dedi. ” Eğer ki birisi alıp kurcalayacak olursa, okumaya kalkarsa onu kimse benim elimden alamaz” dedi. Çekmeceyi yerine itip, “sizler burada çalışacak mısınız, eğer çalışacaksanız geçin çalışın, çalışmayacaksanız o zaman gidin eğer alacağınız da varsa gidin Şevket’ten alın” dedi.

Hem ocakçı Ali Canip, hem de garson “Siz uygun görürseniz çalışırız abi” dediler. O günden sonra buranın durumu değişmeye başladı. Önce her zamanki uğultulu gürültü kesildi. Sonra burada artık hiç kimse parasına kâğıt, tavla falan oynayamıyordu. Eskiden sık sık kavga olurdu kavga da kesildi. Daha sakin bir hale geldi. Buraya her gün iki gazete gelirdi. Ben de buraya gazete okumaya gelirdim. Bir de bulmaca çözmeye. Nusret bu kahveyi aldıktan sonra mahallede çok şey değişti. Biri paraya sıkışsa Nusret’e gelirdi. Birinin başı belaya girse Nusret’e gelirdi. Birinin oğlu bir kız mı seviyor, kız istemeye Nusret giderdi. Nusret mahallenin babası olmuştu. Allah gani gani rahmet eylesin.

Turgut amcanın gözleri dolmuştu. Ortalığa 5-6 saniye süren bir sessizlik hakim olmuştu. Sessizliği Efe İsmail bozdu,

--Hakim bey çayları doldurayım mı diye sordu.

--Doldur İsmail doldur da içelim dedi. Ve arkasından demek ki kabadayı diye bilinen Kısıklı’lı Çatal Yürek Nusret mahalleye babalık yapıyordu ha dedi.

--Hayır dedi Efe İsmail, yok öyle değil. Nusret abim sadece mahalleye babalık yapmazdı. Tanıdığı tanımadığı herkese babalık yapardı.

--Nasıl yani dedi Hakim, herkese nasıl babalık yapardı?

--Hakim bey bizim adını sanını bilmediğimiz lise üniversite talebelerimiz vardı, el altından yardım yapılırdı. Parayı bizim verdiğimizi ne talebeler bilirdi ne de biz kime para verdiğimizi bilirdik. On beşle yirmi arasında talebe okuturdu Nusret abim. Bir gün “ Abi niye bizi bilmiyorlar kendilerine kimin yardım ettiğini bilsinler” dedim. Bana “Efe dedi, eğer bizi bilirlerse, bize karşı minnet duyarlar” dedi. Bende “iyi ya işte abi, ne var bunda” dedim. “Bu talebeler yarın öbür gün devlet işine girerler, yükselirler, biz de karşılarına çıkarsak doğru hakkaniyetli iş yapamazlar” dedi. “Bizim yüzümüzden başkalarının hakkını yirler, devlet işleri doğru düzgün gitmez, adalet olmaz“ dedi.

Sulh Hakimi dudağını büktü ve başını salladı fakat bir şey söylemedi.

--Başka yardım ettiği insanlar var mıydı diye sordu hakim? Efe İsmail,

--Hakim bey Nusret abim kapısına gelen herkese yardım ederdi dedi.

--Peki bu kadar yardım ediyordu bunun hepsi kahvehaneden olmaz dedi, nereden geliyordu bu derenin suyu? Babasının fabrikaları mı vardı.

--Hakim bey şimdi doğruyu söylemek gerekirse sadece kahvehanenin parasıyla olmaz tabii, Nusret abimin bir de kumarhanesi vardı, Beyoğlu’nda bulunan bu kumarhaneyi Nusret abim pek sevmezdi. Oraya gidip oturmazdı da. Biz sadece oraya aylık hasılatı almak için giderdik. Birimiz içeriye girerdi getirirdi, ya da kumarhanenin sorumlu müdürü arabaya getirirdi.

--Peki ne oldu o kumarhaneye? Polis dağıttı mı?

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 164
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 33
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Uzun mu yoksa kısa mı olduğunu bilemediğim bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Yol arkadaşlarımın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster