Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
9
 

ÇYK/A-20 Keşif 9/13

--Ocakçıyla garson Muammer düşünmüşler, durulmayan eve bir sürü kira verecekler. Demişler ki bu eşyaları zaten kim arayıp soracak, ama Nusret ağabeylerinin eşyaları olduğu içinde kıyamamışlar. Derken akıllarına arkadaki eski depo gelmiş. Ama eski depo sağlam bir şey değil. Orayı yıktırıp yerine eşyaları koymak için sağlam bir depo yapalım, kira da vermeyiz demişler. Beni de inşaat ustası için arıyorlar. Ben de benim evin işlerini yapan Laz Dursun’u çağırdım. Dedim ha buraya bir depo gibi bir şey yapacaksın. Fakat çok sağlam olacak. Temelini sağlam atacaksın, hasır betonunu çok sağlam atacaksın içindeki eşyalara zarar gelmeyecek dedim.

--Sonra ne oldu, depoyu yaptınız mı?

--Yaptık Hakim Bey çok sağlam bir depo yaptık. Bir pencere koyduk, demirden bir de kapı yaptık. Sonra da Muammer ile Ali Canip Nusret’in eşyalarını getirip içeri koydular. Demir kapısını da kilitlediler. Kira derdi de bitmiş oldu. İşte o sıralarda paralar harcandığı için Efe İsmail’e demek ki az para vermişler.

--Anlaşıldı da Efe İsmail kim?

--Benim hakim bey, Nusret abim bana hep Efe derdi, ben egeli olduğumdan, serde biraz da efelik vardı. Bir de her şeye birden sinirlenip kalkardım, Nusret abim “Efe sakin ol” derdi rahmetlik.

--Peki bir de şu yapılan depoyu görelim diyerek kapıya yöneldi hâkim.

Diğerleri de onu takip ettiler. Efe İsmail öne düşerek tahta kapıdan geçirdi ve arka tarafa geldiler.

--Hakim bey benim ev işte şurası diye kendi evini gösterdi Turgut amca.

--Çok iyi dedi Hakim, Depo derken arkasını dönünce şaşırdı. Depo burası mı diye sordu.

--Hakim bey, depo burası ama biz kahvehane tadilatından önce burayı yaptırdık. İçini böldük ve bir oda, mutfak ve banyo yaptırdık dedi Efe İsmail.

--İçeriye girebilir miyiz diye sordu hakim. Efe İsmail,

--Hay hay hakim bey dedi şimdi kapıyı açıyorum.

Kapıyı açtı ve içeriye girdi. Arkasından da hâkim ve diğerleri girdiler. Ayakkabılarını çıkarak hâkim her tarafı gezdi. Gördükleri karşısında çok memnun olmuş gibi başını sallıyordu. Sordu.

--Nusret’in eşyaları bunlar mı?

--Hayır dedi Efe İsmail. Yani hem evet hem de hayır. Şu sedir, gardırop, sandık Nusret abimin sağlam kalan eşyaları. Sedirin üstündeki minderler de yatağından kurtarabildiğimiz pamuklarla yaptırdığımız minderler. Gelin bakın dedi,  hakimi odaya sokup gardırobun kapısını açtı, sonra da sandığın kapağını kaldırdı. Bunlar da Nusret abimin elbiseleri bunlar da gömlekleri. Hiç birine kıyamadım. Hakim bey işte şu da Nusret abimin Radyosu bunu beraber almıştık dedi.

Efenin gözleri yaşlandı, geri dönerek arka cebinden çıkardığı mendili ile gözlerini sildi. Hâkimin de gözleri akmak üzereydi. Elbiselerin ütüleri bile bozulmadığı dikkatinden kaçmamıştı.

--Peki bu hale getirmek için buraya ne kadar harcadınız. Efe İsmail,

--Hakim bey, ben hapisten çıktım geldim, Bu İlhan kardeş oturuyordu. Beraber kilidi açıp içeri girdik sildik süpürdük. Ben o gece sandalyelerin üstünde açıkta yattım. Ertesi günü İlhan kardeş bana bir yastık ve yorgan verdi. Gene kahvede sandalye üstünde yattım. Ne zaman ki İlhan kardeş mirası kabul etti o zaman beraber gidip yatak yorgan yastık, kap kacak, piknik tüp yiyecek bir şeyler alıp gelip kahvehanede yatıp kalkmaya başladım. Turgut abimin de yardımı ile bir usta bulup burayı bu hale getirttik. On beş gün sürdü ama deydi. Masraf içinde İnşaatçı ustasına sekiz bin lira ve elektrik ile su ustalarına da bin sekiz yüz lira verdik.

--Yani toplam dokuz bin sekiz yüz sen şuna düz on bin de, Baya masraf yapılmış dedi.

--Kahvehane için Cengiz’e üç bin dört yüz lira verdik, elektrikçiye altı yüz lira, sucuya da altı yüz lira verdik. Toplam dört bin altı yüz de kahvehaneye harcadık, ama güzel oldu.

--Toplam on dört bin dört yüz lira para harcamışsın dedi hakim. Çok para.

--Hâkim bey kahvehaneye ruhsat alırsak bir de televizyon alınacak en az beş bin beş yüz lira tutar her halde. Bir de su kazanı alacağız o ne kadar tutar bilmiyorum dedi.

--İsmail Bey siz bu kahvehaneye neredeyse yirmi bin lira gömmüşsünüz, hem de alıp almayacağınızı bile bilmeden. Çok büyük para bu dedi.

Beraberce evden çıktılar ve ön tarafa kahvehaneye geçtiler. Kâtibe yine daktilonun başına oturdu ve hâkim de kâtibeye

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 163
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 33
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Uzun mu yoksa kısa mı olduğunu bilemediğim bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Yol arkadaşlarımın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster