Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
3
 

ÇYK/A-22 Kurban Bayramı 6/7

--Fırın zaten bu gün kapalıymış, ekmek bulmak için caddeye inmekten başka çare yok dedi.

--O zaman biz de caddeye bakarız dedi Efe İsmail,

Pangal Bakkalın önünden aşağıya inen caddeden yürüyerek inerlerken caddenin diğer tarafına çıkan ara sokakta dışarıya ışığın yansıdığı bir yer dikkatlerini çekti. İçlerinde bir “acaba” ile yöneldiler. Yaklaştıklarında akşam karanlığında zor fark edilen bir “Bakkal” tabelasıyla karşılaştılar. İçeride müşteriler vardı. Sıranın kendilerine gelmesini beklediler. Efe İsmail,

--Bana iki paket birinci sigarası dedi.

Bakkal hemen arkasındaki sıra sıra dizilmiş sigaralar arasından iki paket “Birinci” sigarasını masanın üstüne koydu. İlhan ekmek dolabı için etrafına bakınırken sordu,

--Sizde ekmekte var mı diye sordu. Bakkal dükkânını işleten kadın,

--Ekmek kalmadı ama dedi, size kendi ekmeğimden bir tane verebilirim.

--Bana da bir tane ekmek lazımdı, evde hiç ekmek kalmamış. Bir tane daha bulabilir misin?

--Birisi beş tane ayırıp parasını vermişti, ama daha gelip almadı. Acaba bir tanesini size versem kızar mı acaba. Bunlar beş ekmeğin hepsini şimdi mi yiyecekler ki?

--Beş tane ekmeği ne yapacaklar ki bu saatte dedi. Bunların evde on kişi mi var acaba?

Kapıyı açıp içeriye birisi içeriye girmişti, Adamı görünce Bakkal kadın, ekmeklerin sahibi geldi dedi. Sonra da adama hitaben,

--Ben sizin ekmeklerden birini bu delikanlıya sattım, siz hepsini bu akşam yiyecek miydiniz?

--Yok dedi hepsini bu akşam yimeyecez, yarısını da sabah için aldıydım.

--Yarın sabah için mi? bunlar dünkü ekmekler, yarın yeni ekmekler çıkacak dedi. Yarına kadar daha fazla sertleşir bayatlar. Yarın sabah taze ekmek alırsın dedi, Bakkal kadın.

--Tamam, öyle yapalım o zaman ben yarın da ekmek çıkmayacak sandım onun için beş ekmek aldım dedi adam. Yarın sabah ekmek çıkacaksa mesele yok dedi. Satabilirsin, hatta birini değil ikisini sat o zaman. Bayat ekmek yemektense tazesini yemek daha iyi olur dedi. Efe İsmail,

--Çok sağ ol birader dedi, sen olmasan biz ekmek diye dolanıp duracaktık çok sağ ol. Elini uzatarak, bu arada Kurban Bayramında Mübarek olsun dedi, adamla tokalaştılar. Bakkal kadına dönüp, o halde iki tane olursa daha iyi olur dedi.

Kadın sigara parası ile birlikte iki de ekmek parası aldı Efe İsmail’den, bir paket kimyon ile bir ekmek parası da İlhan’dan aldı. Ekmekleri gazete kağıdına sararak koltuklarının altına koyup dükkandan çıktılar.

--Burası herhalde yeni açılmış dedi, daha önceden hiç görmemiştim.

--Ben de görmemiştim dedi efe İsmail, Belki yeni açılmıştır belki de hiç bu caddeden geçmediğimiz için fark etmemişizdir dedi.

Caddeye çıkarak tekrar yukarıya doğru yürüdüler, daha sonra da bir ara sokaktan Kocayol caddesine çıktılar. Kahvehaneye yaklaştıklarında İlhan,

--İsmail abi, sen o ekmeklerden birini eve bırak eve gidip akşam yemeğimizi yiyelim, dedi.

--O zaman biraz bekleticem dedi. Hadi eve gel de şu sobayı doldurup yakayım. Sabahtan beri yanmadığı için evin içi buzhane gibi dedi.

Beraberce tahta kapıyı açıp arka tarafa geçtiler. Evin kapısını açıp içeriye girdiler. Efe İsmail ekmeğin birisini tahta dolabın içinden çıkardığı sofra bezine sararak yine dolaba koydu. Sonra da sobada yarım kalan işine döndü. Kül kovasını dışarıya koydu ve kömür kovasını getirip sobaya boşalttı. Kömürün üstüne de parmak kalınlığında kesilmiş odunlardan gelişi güzel koydu. Arasına biraz gazete kağıdı va küçük bir parça da çıra koyarak gazeteyi çakmağıyla yaktı. Sobanın kapağını kapattı. İki üç dakika sonra çıra ince odunları da tutuşturunca sobadan pap pap pap pap diye sesler gelmeye başladı. Efe İsmail gelerek sobanın kapağını biraz kapattı, sobanın sesi biraz kesildi. Daha sonra ellerini yıkamak için banyodaki lavaboya giderek soğuk su ile ellerini sabunladı. Ellerindeki sabunu durulamak için ellerini çeşmeden akan suyun altına tuttu ve ovuşturmaya başladı. Yıkama işi bittiğinde, elini havluyla kuruturken,

--Arkadaş bu ne soğuktur yahu, ellerim suyun altında dondu, dedi.

--Evet İsmail abi buraya gelirken bende yıkadım, kömür karası kolay çıkmıyor yıkadıkça da insanın parmakları donuyor. En iyisi elleri fazla kirletmemek dedi.

--Çok doğru dedi Efe İsmail, demir ile sobanın kapaklarını ayarlarken.

İlhan kapıdan çıkarken koltuk altında iki ekmek vardı. Arkasından da Efe İsmail ayakkabılarını giyerek çıktı ve kapıyı kilitledi, anahtarını da cebine koydu. Elleri cebindeyken pek aldırmazdı ama soğuk en çok ellerini üşütüyordu Efe İsmail’in.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 180
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 31
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Uzun mu yoksa kısa mı olduğunu bilemediğim bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Yol arkadaşlarımın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster