Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
7
 

ÇYK/A 23 Pazar Günü 3/7

ÇYK/A 23 Pazar Günü 3/7

Hızla geriye giden başı, sırtında olan adamın burnuna çarparak onun da burnunun kanayarak dağılmasına sebep oldu. Adam refleksle Efe İsmail’i hızla itti. Yumruk atmaya hazırlanan adam Efe İsmail’in kendisine çarpması yüzünden dengesini kaybetti ve ikisi beraber yere yuvarlandı. Burnu kanayan adam sağlam eliyle burnunu tuta tuta kapıdan hızla dışarı çıktı. Dışarı çıkarken her adımda burnundan akan kandamlaları tahta zemine düşüyordu. Artık Efe İsmail beraber düştüğü adamla başa baş kalmıştı. Düşerken kafasını sandalyenin arkalığına hızla çarpan adam sol eli kafasının arkasını tutarken kalkmaya çalışıyordu. Efe İsmail ise artık hiçbir acı duymuyordu ve adama gözlerini dikmiş acı acı tebessüm ediyordu. Adam daha fazla korkarak telaşlandı, geri geri giderek kalkmaya çalışıyordu. Ondan önce kalkan Efe İsmail adamın sağ elinin üstüne basarak sigara izmariti ezer gibi ezdi. Adam çığlık atıyordu ama yardıma gelen yoktu. Sonra adamın başına sert bir tekme savuran Efe İsmail savrularak ileriye düşen adamın yakasından tutarak kapıya doğru çekerek sürükledi. Ayağına sert bir şey çarpınca eğilip baktı, Bu bir tabancaydı ama kimden düştüğü belli değildi. Eğilip eline aldı adama çevirdi. Adam oturduğu yerden ellerini hızla havaya kaldırırken gözleri fal taşı gibi açıldı. Kendisine dehşet dolu bakan gözlere aldırmayan Efe İsmail adamın yakasından yine tutarak kapıya kadar götürdü ve öne doğru sürdü. Adam can havliyle dışarıya,

--Karakaş abi benim, ateş etme diye bağırdı.

Efe İsmail adamı kendisine siper edip elindeki tabancayı da adamın çenesinin altında tutarak dışarıya çıktı. Dışarısı karanlıktı. Ön bahçeyi sadece kahvehanenin pencere ve kapısından gelen ışık aydınlatıyordu. Efe İsmail gür bir sesle,

--Atın lan silahları, yoksa bu adamın kafasını uçururumdiye bağırdı. Sesinde hiç bir titreme heyecan ve telaş yoktu. Efe İsmail’in kendinden emin konuşması adamların bütün cesaretlerini kırıp yok etti. Sakallı adam elindeki tabancayı isteksizce atarken kolundan ve bacağından tornavida ile yaralanan adam sol eli bununda iken çekerek arkasından acı içinde beline götürüp tabancayı usulca çıkarıp bıraktı.

--Arkanızı dönüp defolup şimdi lan dedi Efe İsmail. Sonra da ben size “sizi buraya gönderen çakal kendisi gelsin söylesin derdini” demedim mi? Kim gönderdi lan sizi diye sertçe sordu Efe İsmail.

--Koçukara’lı Abuzergönderdi dedi sakallı adam sert sert bakarak.

--Defolun gidin şimdi dedi Efe İsmail. Adamlar geriye geriye korka korka bahçe kapısına kadar gittiler. Sakallı adam tam kapıdan çıkarken,

--Şimdi gidiyoruz ama yine geleceğiz buraya, bunu unutma dedi yüksek sesle.

Sakallının sesi gecenin karanlığında kaybolup giderken, Efe İsmail ancak onların duyabilecekleri kadar sakin bir sesle,

--Bunu saymayız bir daha bekleriz. Önceden haber verirseniz baklava börek yaparız dedi.

Adamlar arkalarına baka baka caddedeki otomobillerine kadar geldiler. Sakallı adam ve diğer tornavida yiyen adam topallayarak ve yalpalayarak otomobile kadar gittiler. Üçüncü adam ise onlara destek oluyordu. Sakallı otomobilin sol ön kapısını açtı ve şoför koltuğuna oturmaya çalışırken tornavida saplanan yerin üstüne oturunca birden acıyla bağırdı ve sağ kalçasını zaten dar olan otomobilin ortasındaki vites koluna doğru hafifçe çıkardı zorlukla kapıyı kapattı. Elinin biriyle direksiyonu tutarak oturabildi. Sağ omuzu ve sol bacağına tornavida yiyen adam ise ön tarafa zorla oturdu. Tornavida yemeyen ama tabancasını düşürüp Efe İsmail’e kaptıran adam da arka koltuğa geçip oturdu.

Kahvehaneye dönen Efe İsmail kendi kendine, “Şimdi ben bu durumu kime anlatsam bana inanmaz dedi. Zaten önceki duruşmalarda da hâkimlere meramımı anlatamadım. Boşu boşuna dokuz yıl hapiste kaldım şimdi bu tabancaları bu kanlı gömlekleri gören hiç kimse bana inanmaz. Hatta İlhan bile inanmaz” diye düşündü. ”İnşallah İlhan bu gece gelmez” diye dua ediyordu. “Benim de şu suç aletlerinden ve lekeleri temizleyip yok etmem lazım” dedi kendi kendine. Kahvehanenin ışıklarını söndürmeden evvel dışarıya çıkarak adamların yere attıkları tabancaları yok etmesi gerekiyordu. Hem de üzerlerindeki parmak izlerine zarar vermeden yapmalıydı. Arka tarafta, evde bulunan naylon torbaya koyabilirdi. Gazete alarak iki tane çift yaprak hazırladı. Tabancaların horozları kalkık olabilirdi. Bu yüzden dikkatli olmalıydı. Dışarı çıkarak çay kaşığı ile tetik muhafazasından kaldırarak gazetenin içine koyup tabancayı sardı. Onu götürüp masanın üzerine kahvehaneye bıraktı sonra da diğer tabancayı aynı şekilde tetik muhafazasından kaldırarak gazeteye sardı. Efe İsmail tabancaları bir saldırı olursa gerektiğinde kullanabilecek şekilde saklamalıydı. Bu nedenle de hiçbir alet kullanmadan az bir çabayla ulaşabileceği bir şekilde koymalıydı.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 178
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 31
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Uzun mu yoksa kısa mı olduğunu bilemediğim bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Yol arkadaşlarımın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster