Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
17
 

ÇYK/A-24 Duruşma Heyecanı 1/8

ÇYK/A-24  Duruşma Heyecanı (14 Aralık 1976 Salı)

14 Aralık günü öğleden sonra İlhan ile Efe İsmail kendileri için demledikleri çayı içiyorlardı.  İkisi de ertesi günün stresi içindeydiler. İkisinin de aklı yarınki duruşmada olmasına rağmen kimse diğerine bir şey söylemiyordu. İkisi de için için yanıyor fakat dumanı tütmüyordu. Buna rağmen ağızlarından ertesi günü için bir kelime çıkmıyordu. İkisi de birbirlerine çok rahatmış gibi davranıyorlardı.

Efe İsmail ile İlhan’ın rahat görünmesine sebep on gün kadar önce Üsküdar Polis karakolundan geldi. Komiser Tahir Özdemir on gün önce kahvehaneye gelerek Nusret’in kız kardeşi Esmahan’ın ve kocası Selahattin Yoncalı’nın adresini tespit ettiklerini ve en kısa zamanda giderek mahkeme celbini götüreceklerini ve duruşmaya gelmeye davet edeceklerini söyledi. Ancak o günden sonra neler oldu hiç belli değildi. Bu nedenle de duruşmanın nasıl geçeceği hakkında bir fikirleri yoktu.

--Çayı tazeleyeyim mi İsmail abi dedi İlhan. Efe İsmail,

--Olur, birer bardak daha içelim dedi. Bu beşinci bardak oluyor, çay daha bitmedi mi?

--Bu bardakları da içersek bitecek dedi İlhan.

İlhan boş bardakları alarak çay ocağına götürdü, ocağın üstünde kaynamakta olan demliği alarak bardaklara dem koydu ve üstüne de su çekerek demini ayarladı. Tabaklara koyarak yanına da şeker koydu ve getirerek masada oturmakta olan Efe İsmail’in önüne bıraktı. Diğerini de kendi önüne bırakarak sandalyesini çekti. Şekerini koyup karıştırdı. Hiçbir şey düşünmemeye çalışıyordu ama beceremiyordu. Aklının arka taraflarında unutmaya çalıştıkları düşünceleri uyutamıyorlardı. Sürekli olarak gözlerini kaçırıp birbirlerinin yüzüne bakmadan konuşuyorlardı. En sonunda İlhan dayanamayarak,

--İsmail abi, yarın ne olur dersin, işler yolunda gider mi acaba dedi.

--Ne bileyim dedi Efe İsmail, Tahir de başka haber getirmedi ki bilelim.

--Belki o da bilmiyordur, bilse gelirdi her halde değil mi? Biraz duraksadıktan sonra,

--İstersen çayı içtikten sonra bir dolanıp gelelim, ne dersin?

--Olur valla, ben iyice meraklandım, içim içime sığmayıp dışarı taşıyor.

Efe İsmail bir sigara yaktı ve elindeki bardaktan bir yudum daha çekti ve

--Benim de senden kalır yanım yok ama ne yapayım aklıma getirmemeye çalıştıkça aklımdan gitmiyor dedi.

Bardaklarından son yudumları aldılar ve tabaklarına bırakırken ayağa kalktılar, Efe İsmail Kahvehanenin kapısını kilitledi ve tuvalete gitmek için tahta kapıyı geçip arka tarafa gitti. İlhan ise sabırsızlıkla Efe İsmail’i bekliyordu. Efe İsmail ellerinin suyunu akıtarak geldi, ellerini sallayarak fazla suları attı. Hava çok soğuktu ve su ise çelik gibiydi. Musluktan akarken soğuk insanın elini deliyor gibi oluyordu.  Elini pantolonunun arka cebine götürdü ve bir mendil çıkardı. Mendilin bir ucundan tutup sertçe salladı ve mendil açıldı. Sonra da ellerini sildi, katlayıp tekrar arka cebine koydu. Parkalarının fermuarlarını çekerek kapattılar. İkisi beraber hızlı adımlarla kahveden caddeye çıkarak Kocayol‘dan Şemsettin Günaltay Caddesine kadar yürüdüler. Yeni yapılan Emin Ali Paşa Camiinin önündeki otobüs durağında on beş yirmi dakika kadar bekledikten sonra gelen belediye otobüsüne binerek Üsküdar’a gittiler. Otobüsün içi nispeten sıcaktı. Otobüsten indikten sonra hızlı hızlı yürüyerek Polis karakoluna geldiler ve kapıda elinde otomatik silahla nöbet tutan, fakat soğuktan elleri ve yüzü kızarmış olan polise Tahir komiseri göreceklerini söylediler. Polis memuru onlara,

--Komiser Tahir hasta olduğu için bir haftadır raporlu olduğundan göreve gelmiyor, evinde yatıyor, dedi.

Bunun üzerine Efe İsmail ile İlhan nöbetçi polise,

Verşan Gür bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 269
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 30
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Gittikçe kısalan bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Ancak beni yol değil yol arkadaşlarım yoruyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster