Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Temmuz '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
20
 

ÇYK/A-31 Açılış 5/9

Sencer Sayak gittiğinde akşam namazını kılan cemaat Camiyi terk ediyordu. Artık kahvehanede mahalleli de olsa kimse kalmamıştı. Müşteriler akşam yemeği için evlerine gitmişlerdi, onlar için de tam yemek zamanıydı. Aslında kimsenin canı yemek istemiyordu, yorgunluk hepsine fazla gelmişti. Fakat yine de bir şeyler yemek gerekiyordu. İlhan’ın aklına yine anası geldi acaba bir çorba yapmış mıydı? Ne güzel olurdu.

--Ben bir eve gidip geleyim dedi İlhan. Kahvehaneden çıktı, akşamın alaca karanlığında eve doğru giderken kendisinde bir değişiklik hissetti. Değişen nedir diye uzun uzun düşündü ama bir farklılık göremedi kendinde. Ama değişikliği ruhunda bile hissediyordu. Kapıyı çaldı, anasının ayak seslerini duydu, geldi kapının arkasından “Kim o”diye seslendi. İlhan da dışarıdan ”benim”dedi.

İçeriye girerken Kim Ove Benimkelimelerini düşündü. Aslında baktığın zaman Kim O sorusuna verilecek en komik cevap “Benim”cevabıydı. Bu cevap herkesin vereceği bir cevaptı. Kendi kendine güldü ve “Benim”dedi. Zeynep kadın merakla oğluna baktı ve

--Nasıl oğlum açılış iyi oldu mu, çok müşteri geldi mi? diye soru yağmuruna tuttu.

--İyiyim ana sağ ol dedi. Çok merak ettin demi, biliyorum benden çok meraklısındır. Neyse gece geldiğimde anlatırım, sende yiyecek bir şey var mı hepimiz açız valla kurt gibi dedi.

--Oğlum öyle pek yemek yok, benim de aklıma gelmedi sizin aç olacağınız. Meraktan aklıma yemek mi geldi benim? Öğlen yaptığım yemekten arda kalan var.

--Neydi öğlenki yaptığın yemek diye sordu.

--Kendi kuruttuğum biber ve patlıcan dolması vardı.

--Epey var mıydı bari dedi, kaç tane vardır içinde diyerek hemen mutfaktaki tencerenin kapağını kaldırdı. Tencerenin içinde dört beş kişiye rahat yetecek dolma vardı.

--Size bir de çorba yapayım mı hemen diye sordu Zeynep kadın. İlhan,

--Sana kurban olurum anam dedi, yap ana yap sabahtan beri üç dört kuru pastayla ayakta geziniyoruz valla, senin çorban bize ilaç gibi gelir dedi.

Zeynep kadın hemen tencereye su doldurup ocağa koydu ve tarhana kavanozunu alıp geldi ve eline aldığı toz tarhanayı ağır ağır suya saldı. Saldığı tarhanalar suyun içinde top top olmasın, erisin diye bir eliyle de karıştırıyordu. On beş dakika sonra tarhana çorbası hazırdı. Dolmayı da usulüne uygun olarak biraz ısıttı. Zeynep kadın çorba tenceresinden bir kâse çorba ayırdı. İlhan yağlığın içine çorba tenceresini koydu dört tane tabak kapattı tencerenin üstüne dört de kaşık koydu. Dolma tenceresini de başka bir sofra bezine koydu ve kahvehanenin yolunu tuttu. Zeynep kadın arkasından övünçle baktı.

İlhan kahvehaneye geldiğinde bir iki kişi gelmişti. Tencereleri görünce Efe İsmail İlhan’a,

--Anam çorba da yapmış mı diye sordu.

--Çorbayı yeni yaptırdım İsmail abi dedi. Çorbayı dikkatli içmek lazım ağzınız yanabilir.

--Cemil haydi sen fırından bakkaldan ekmek bul getir de yemeğimizi yiyelim. Müşteriler gelince yemek ayıp olur dedi.

Efe İsmail sözünü bitirdiğinde Cemil kahvehanenin kapısından çıkmıştı. İçinden eskisi gibi dedi yalnız üç eksik var diye düşündü. Ne günlerdi eski günler, bol gırgırlı bol şamatalı. Bu düşünceler ile Pangal bakkal’a giden Cemil Bayram bakkaldan üç ekmek istedi. Bayram bakkal Cemil’in yüzüne baktı baktı ve bir şey demeden ekmeğini verdi. Cemil ise içinden “tanıyamadı”diye gülümsedi. Parasını ödeyip kapıdan çıkarken başını geriye çevirip,

--Tanıyamadın mı dedi. Bayram bakkal tekrar baktı, başını iki yana sallarken,

--Tanıyamadım dedi, tanıyacak gibi oluyorum ama çıkaramıyorum dedi. Sen buralardan mıydın?  Kimlerdendin sen diye sordu.

--Ben Cemil’im dedi, Çatal Yürek kahvehanesinden Cemil. Nusret’in oradan.

Bayram bakkal Cemil’e şaşkın şaşkın baktı ve

--Sen Cemil misin dedi. Sen çok değişmişsin. O zaman delişmen bir şeydin, şimdi çok oturaklı akıllı uslu biri olmuşsun dedi.

--Çok uzun zaman oldu Bayram amca dedi Cemil, Önce askere gittim iki yıl yoktum, sonra geldim iki üç ay kadar sonra bu olaylar oldu. Nusret abim gidince de dayanamadım buralarda duramadım çekip gittim. Şimdi Efe İsmail beni buldu geri çağırdı. Bende kahvehaneye geri döndüm dedi. Yakında bu taraflardan kiralık bir ev bakarız artık. Kulağın delik olsun.

--Olur olur dedi, hoş geldin Cemil hoş geldin. İnşallah sana bir ev buluruz buralardan dedi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 31
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Gittikçe kısalan bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Ancak beni yol değil yol arkadaşlarım yoruyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster