Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
27
 

ÇYK/A-36 Kubilayın Cevabı 4/5

A-36 Kubilay Beyin Cevabı  4/5 

 

--Abi benim ordaki evde kira buraya gelsem de kira. Bu bakımdan ikisi de aynı, fakat buralar biraz daha ucuz olur. Zaten bizi o taraflara bağlayan bir şey yok. Hiçbir hısımımız yok akrabamız yok. Bana kalırsa buralara taşınmak daha iyi ama en iyisini yine karıya sormak lazım. Ne de olsa evde o daha fazla kalıyor. Belki de benim haberim yokken orada kendine komşular, arkadaşlar bulmuştur.

--Bak ne diyeceğim Cemil kardeşim dedi İlhan, her gün sana otobüsle gidip gelmek zor oluyor biliyorum ama senin de dediğin gibi bir de evdeki eşine sorman daha iyi olur, ama sormadan önce müsait bir günde buralara getirip de bir göstersen diyorum. Belki sizin oralar daha lükstür bilemem ama buraların halini de bir görsün dedi.

--İyi dedin İlhan kardeş dedi Efe İsmail, şimdi evi buraya getireceksin sonra da her akşam başında dırdır edecek, burası kötü sen beni buraya niye getirdin diye. En iyisi sen öyle yap, bir gün getir buraları görsün, Zeynep anamla bir tanışsın belki de buralar daha fazla hoşuna gider. Sen de rahat edersin dedi. Biliyorsun buraları da eskisi gibi değil dokuz senede çok değişmiş, güzelleşmiş.

--Ne diyeyim valla ben de buraya gelmek isterim, eskisi gibi artık bekâr da değiliz, işten çıkınca zaten eve gidiyoruz. Burada olursak bir de daha iyi olur gibi geliyor bana da. Tamam abi ben müsait bir gün hanımı çocukları alır gelirim, baksınlar bakalım buraları nasıl bir yer, belki severler dedi.

--Tamam dedi İlhan sen işine bakabilirsin.

Kendisi de Nusret’in masasından kalktı, dışarı çıktı biraz hava almak istiyordu. Askerdeyken hiç bu kadar kapalı bir yerde kalmamıştı. Kapalı yerlerde sürekli kalmaya alışık değildi. Kahvehanenin duvarının dibindeki saçağın altına denk gelen yetmiş santim genişliğindeki betonun üzerinde gidip geliyordu. İçini sıkan bir şey vardı ama neydi, bilemiyordu. Elvan meselesi mi diye düşündü, yok değil dedi kendine. Sonra kafasını zorladı ama ne olduğunu çıkaramadı. Kahvehane az çok kendi masrafını çıkarıyordu şimdilik. Para meselesi de değildi kafasını meşgul eden. Eskisi gibi eve annesine de fazla vakit ayıramıyordu. Sabah erken gelip akşam, akşam değil gece yarısı eve gidiyordu. Birden üşüdüğünü hissetti, aradığı cevabı bulamadan kahvehaneden içeriye girdi.

Efe İsmail kapıdan içeri giren İlhan’a baktı, gözlerinde birden Nusret canlandı. İkisi hemen hemen aynı boydaydı. Gelip koltuğa oturuşunu bile çok benzetti. Oturduğu koltuktan emin olarak kendisini laak diye tereddütsüz bırakıyordu koltuğun üstüne. “O gecede Nusret abim böyle daralmıştı hayırlar olsun kaderi benzemesin”dedi içinden.

Ne olur ne olmaz diye dışarıya çıktı etrafa göz attı, sessizce dinledi dikkat çekecek bir şey yoktu. İçindeki kabaran duyguları yatıştırdı. Yatışmayanların üstüne de bir sigara yaktı. Birinci’nin dumanını çekti ciğerlerine. Üç dört saniye içinde tuttuktan sonra dumanı salıverdi. Ağzından burnundan dışarıya fırladı dumanlar. Bahçenin soğuk ve ıslak atmosferine karışıp görünmez oldular. Ancak parmakları arasındaki sigaradan inceden yükselen duman burnuna doğru geliyordu. Gecenin karanlığının bütün pislikleri örttüğünü düşündü. Gecenin karanlığımıydı pislikleri örten yoksa tam da tersine gecenin karanlığımıydı kötülerin içindeki pisliğin ortaya çıkmasına sebep olan. Hangisinin etkisi daha fazlaydı. Tekrar bir nefes daha çekti sigarasından. Kendi yaşantısını düşündü. Önceden, gençliğinde deli dolu zamanında etrafa zararı olmuştu ama bunun da cezasını çekmişti. Karısını çocuğunu ve evini düzenini kaybetmişti. Yetmemiş abi dediği Nusret’i kaybetmişti. Artık yetişir dedi içinden, bu kadar ceza yeterdi. Bundan sonra ise kaybettiklerini tekrar elde etmek için uğraşması gerekiyordu.

“Yaşım kırk yediye geldi sayılır, fazla geç kalmamalıyım. Belki bir şans daha verir yüce Allah’ım”diye içinden geçirdi. Bundan sonra belki bir daha hiç şansı olmayacaktı. Şöyle eli ayağı temiz, ehl-i namus, yaşı yaşına uygun, yüzüne bakılır, pişirdiği yenilir birisi lazımdı tekrar yuva kurmak için. Bu sözleri söylerken de gözlerinin önüne nedense hep Zeynep kadın geliyordu. Geliyordu ama bu işin mümkünü yoktu. Çünkü hem İlhan’ın anasıydı hem de içinde ne kadar fırtına koparırsa koparsın bir kere “ana”demişti. İçindeki fırtınayı bastıracaktı bunun başkada çaresi yoktu. Arka tarafta evi temizlemeye geldiğinde sandalyenin üstüne çıkarken göz ucuyla bakmıştı. Sonra da elindeki temizlik bezini sıkıp temizlemek için kovaya eğildiğinde de bakmıştı, hem de tam o anda bakmıştı. Yok, dedi kendine sadece tesadüf bunlar. Hem bir ana evladına mahrem değimli. Ben oğluna kardeşdedim kendine de anadedim. O da beni evladı olarak kabul ediyorsa niye sakınsın ki? Bir de İlhan’la ilk içtikleri gece vardı. Kahve içmek için içeriye davet etmişlerdi, kahve içmeden önce gidip elbisesini değiştirmişti. Ne var bunda değiştirir tabii, evine misafir gelmiş, pasaklı elbiselerle mi çıksın karşılarına. Sonra, sonrası de kafa bulandırıyordu. İlhan lavaboya gittiği zaman gözleriyle kapıya kadar geçirmişti ama kapı kapandığında bakışları kesişmişti. Ama her ikisi de bakışlarını çevirmemişler sanki ilk hareketin karşıdan gelmesini bekler gibi boş boş bakışmışlardı. Sonra gözlerinden itibaren aşağıya kayan bakışlarından hiç de rahatsız olmuş gibi bir hali yoktu. Gözlerinden dudaklarına, oradan da çenesinden gerdanına boğazına, biraz daha aşağıda kalan göğüslerine kaymıştı bakışları. Bakışları göğüslerini mi delecekti yoksa göğüsler bakışları mı deliyordu anlaşılamadı. Belinden aşağıya kaymıştı bakışları, fazla oyalanmadan açıkta kalan diz kapaklarında dolaşmıştı da hiç kimse de bu bakışlara itiraz etmemişti. Fakat Zeynep kadının yüzünde çok kısa bir süre hüküm süren bir pembeleşme dalgasını sezmiş gibiydi. Ama hiçbir utanma sezmemişti.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 269
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 30
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Gittikçe kısalan bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Ancak beni yol değil yol arkadaşlarım yoruyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster