Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
23
 

ÇYK/A-36 Kubilayın Cevabı 5/5

A-36 Kubilay Beyin Cevabı   5/5  

Elinde ne zaman yaktığını bilemediği ve unuttuğu sigara bitmiş ve sönmüştü. Ama elini yakıp yakmadığını hiç hissetmemişti. Elindeki izmariti atarak yerine paketten bir sigara daha aldı yaktı. Gökyüzüne baktı tek tük yıldız görünüyordu. Sigaradan bir nefes daha çekti ve üfürdü. Sigaranın nefesi ağzının içinde hoşlandığı fakat sağlıksız bir tat bırakmıştı. Sigarasından bir nefes daha çekti ve ciğerlerinin bronşlarını dolaşan dumanı burnundan ağır ağır bıraktı. Sonra da ağzını her yana oynatarak tükürük bezlerini çalıştırdı, ağzında biriken tükürüklerle ağzının içini yıkayıp temizlerdi ve yere tükürdü.

Sezmişti de ne olmuştu. Hiçbir tepki vermemişti kadın. Hiçbir şey olmamış gibi kahvesini yudumlamış ve fincanı tepsiye koymuştu. Sonra da yerinden kalkarak fincanları tepsiye koyarken sanki kasten yapmış gibi nasıl da eğilmişti. Sanki bak işte deminki delici gözlerle baktığın şeylere yakından bak der gibi gözlerinin önüne sermemiş miydi? Sermişti ama belki de farkında değildi, beklide hiçbir amacı yoktu fincanları toplarken. Beklide kendisi on yıla yakındır bir kadına eli değmediği için öyle gelmişti. Yok yok hiçbir kötü niyeti olamazdı kadının. Tüm kötülük kendisindeydi. Sadece iki üç kez bilemedin dört kez gördüğü namuslu bir kadın için böyle düşünmekle zaten kötülüğün en büyüğünü içinde taşıyordu. Evet, aynen böyleydi, de neden fincanları götürürken kendisinin gözünü ve gönlünü de beraberinde götürmüştü. O nasıl yürüyüştü öyle, daha önce hiç görmediği bir yürüyüştü. Bir yanı “manken yürüyüşü”diyordu diğer yanı ise hayır diyordu manken yürüyüşü falan değil. Genç bir kızın sevdiği oğlana “peşimden gel yürüyüşü”ydü bu. O gece o sarhoş kafayla gidip de hiçbir şey dememiş olmasına, hiçbir harekette bulunmamasına şükretti. Her şey tamam da geri içeriye gelince o koltuğa oturuşu, elbisenin eteğinin ta nerelere kadar güya kazaen sıyrılması ve tam o sırada da gözünün ucu ile bakıyor mu diye, canı istedi mi diye kontrol etmesi ve sonra dan da geç fark etmiş gibi eteğini aşağıya çekiştirmesi. Hepsini de bir kenara koysak bile İlhan gelince yüzündeki ifadeyi birden bire değiştirmesini de görmüştü. Hepsinden ziyade içini yakan şey ise Zeynep kadının çay için içeri çıkıp tekrar geldiğinde hiçbir hareketini kaçırmamak için gözlerini dizlerinin üstündeki elbisenin eteğinin oralara aç kurtlar gibi bakarken yakaladığında hin gülüşünü hiç unutmuyordu. Ama kendisi de intikamını nasıl almıştı, konuşurken gözlerinin içine kadar bakarak nasıl da “Zeynep Ana”demişti. Bunu duyduğunda ise yüzünün eğlenceli hali birden bire giderek bütün yüzü bir anda nasıl da kızarmıştı. O zaman da kendisi gülmemek için zor tutmuştu.

Gecenin karanlığında kendi kendine yine güldü, dışarıya ne için çıkmıştı aklı nerelere gitmişti. Şimdi de yine gecede tek başına ve elinde kaçıncı olduğunu bilemediği sigarası ile baş başaydı. Sigarası bitince çok üşümüş olduğunu duydu, parmakları bile neredeyse artık kendisine itaat etmiyordu. O soğukta orada ne kadar kalmıştı, bilmiyordu. Hemen içeriye girmek üzere hareketlendi. Tam da bu sırada karşıdan bir ışığın parladığını gördü. O tarafa tekrar dikkatle baktı, fakat bir şey göremedi. Caddedeki cılız ışığın altında bir taksi duruyordu. “Karanlıkta uzaklardan gelen küçük bir ışık çarpıp yansımıştır”diye düşündü ve içeriye girdi.

İçeriye girdiği sırada aklına daha kahvehane açılmadan önce bir gün gece geç vakit eve döndüğünde evin içini dağılmış bir şekilde bulmuştu. Kahvehanenin durumu da farklı değildi. Bütün çekmeceler karıştırılmış ve kapı da açık bırakılmıştı. Daha sonra da Koçukara’lı Abuzer’in gönderdiği sakallı ve iki arkadaşı vardı. Şimdi de karşıda karanlığın içinde parlayan bir ışık vardı. Yaklaşınca da bir taksinin durduğunu görmüştü. Ama içini kontrol etmemişti. Aklına bir şüphe düşen Efe İsmail çekmecede duran tornavidayı aldı ve sağ kolunun gömleğinin içine gizlice yerleştirdi. Acaba eve gidip de tüfeği alsa mıydı karar veremedi ama kahvehanenin kapısından çıktı. Bir sigara daha yaktı. Bu sırada karanlık caddeden ayak sesleri geldi. Gecenin sessiz karanlığı içinde sol taraftan yaklaşarak gelen ayak sesleri geldi ve taksinin yanında durdu. Taksinin kapısı açıldı taksinin içindeki ışık yandı, takside kimse görünmüyordu. Adam içine bindi ve çalıştırdı, farları yakıp hareket etti. Uzaktan taksinin plakasını okuyamamıştı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 269
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 30
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Gittikçe kısalan bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Ancak beni yol değil yol arkadaşlarım yoruyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster