Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
13
 

ÇYK/A-38 Taylan ve Timur 2/5

A-38 Taylan ve Timur ile Görüşme 2/5

İlhan’ın kafasının arkasında herhangi bir art düşünce olmaksızın samimiyetle söylediği bu cümleleri ve sesindeki titreşimler masadakiler tarafından içlerinden de olsa takdir ettiler. İlhan’ın hiçbir kötü niyet taşımadan geldiğini anladılar. Bu nedenle de Karaşin Timur bakışını masanın arkasında ellerini kavuşturmuş adamına kaldırınca Adam hemen elini kaldırarak garsonu çağırdı. Garson masanın gerisinde el pençe divan durduğunda Timur,

--Bize rakı getirin dedi. Sonra da yanındakilere dönerek arkadaşlar dedi ben size danışmadan söyledim ama iki kadeh parlatırız değil mi dedi. Eski dostlara kavuşmanın yeni dostlar edinmenin şerefine sizce de iyi gitmez mi?

--Nasıl gitmez Karaşın dedi Taylan, Hem iyi gider hem de güzel gider.

Garson zaten soğuk olan havada soğutulmuş rakı şişesini getirip masada açtı. Kadehlere ağır ağır boşalttı. Kadehler yarıya yakın bir seviyede dağıtıldı. Rakıya su koyanlar işaret ettiler ve garson üstüne su koyarak bardakları doldurdu. Rakı bardaklarını servis ederken yanında birer bardak ta su bardağını servis etti ve masadan geri geri giderek ayrıldı. Şerbetli Taylan kadehini kaldırarak,

--Bizi bırakıp giden sevgili dostumuz Nusret Abimizin hatırasına ve ondan hiç ayrılmadan son nefesine kadar yanında olan Efe İsmail’e, aramıza yeni katılan arkadaşımız İlhan kardeşimizin şerefine kaldırıyorum dedi.

Masanın etrafındakiler bu dileğe kadehlerinin dibini birbirine vurarak eşlik ettiler. Rakı bardakları hep birden dikildi, en önce İlhan indirdi. Rakıyı fazla içmediğinden alışık değildi. Diğer yandan da içindeki tedirginlik hala varlığını koruyordu. Rakıdan sonra hemen suya sarıldı. Su bardağının yarısını içti. Taylan da Timur da Nusret’in sayesinde bu alemde var olmuş kişilerdi. Nusret’i hem çok sayarlardı hem de çok korkarlardı. Efe İsmail,

--Evet dedi, Nusret abimin yanından hiç ayrılmadım ve son nefesine kadar yanındaydım. O gece kalleş pusuda emanetini benim kucağımda teslim etti. O gece son nasihatini de son vasiyetini de bana verdi dedi. Bunları söylerken gözleri yine dolmuştu. Şerbetli Taylan,

--O gece Nusret abi sana ne söyledi Efe İsmail dedi.

--O gece pusuda iyice vuruştuk. Düşmanlarımızın sayısını bile bilmiyorduk. Ama öleceğimizi bile bile vuruştuk kimseye aman demedik dedi. Cahit zaten en başında gitmişti, yanıktan ise hiç ses soluk çıkmıyordu. Vakit epey ilerlemişti her tarafımız sızlıyordu ve kan akıyordu, Nusret abim de iyice umudunu kaybetmişti. Artık ateş bile edecek gücü kalmamıştı. Bana dedi ki; “Benim sana söyleyeceğim şu. Benim sağlığımda olduğu gibi kahvehane çalışsın. Anamı ziyaret et, ona benim yokluğumu hissettirme. Haftada iki gün gidin ekmeğini pazarını alın, anam garip kalmasın dedi. Harçlık verdiğimiz talebelerin harçlıklarını kesmeyin.Fakir fukarayı kollayın, kimseye zulmetmeyin”dedi.

İsmail gözlerini kapatmıştı, iki gözünün kirpikleri arasında göz yaşları parlıyordu, konuşmaya devam etti.

--Ben de “sen neden böyle söylüyon abi, hele bir buradan kurtulup gidelim hep beraber yapalım bunları”dedim. Nusret abim bana tekrar ”komik olma Efe, benim buradan kurtulmam olmaz. Bu yaralardan kurtulamam gayrı. Sana, benim intikamımı yerde koma, mutlaka al demiyorum. Lakin demin dediğim gibi her bedene bir baş lazım. Sana baş ol desem kimse senin sözünü dinlemez, Yanık Mustafa’ya desem yine kimse dinlemez. Sen şöyle Kafası Zeki, Yüreği Kavi, Bileği Sağlam, Sözü Senet birini bul, mirasçım olsun. Lakin ona en başından peşin peşin söyleyin kahvehanenin adı değişmeyecek, yerinde kalacak. Kahvehane çalıştıkça adı değişmeyecek. Adı daima “Çatal Yürek Kahvehanesi” olacak. Mirası kabul eden bunu kabul edecek, başka şartım yok. Sizlerde ona yardımcı olun, yol yordam öğretin. Kimseye yedirtmeyin. Ben neysem o da öyle olsun, onun sözü benim sözümdür. Kalırsa kumarhane çalışsın bir müddet sonra isteyen olursa devredin. Bu işlerden çıkın, gayrimeşru işlere girmeyin. Kumarhanenin parasıyla mahalleye bir fırın yapın. Fırın çalışsın, parası olmayandan para almayın, Hiç olmazsa fakir fukaranın, gariplerin karnına sıcak ekmek girsin. Sizler de kahvede ve fırında yardımcı olun. Onun üstüne gelirlerse de koruyun”dedi. Efe İsmail o geceyi yine yaşadı ve kirpiklerinin arasındaki damlalar gözlerinden aşağıya akarak boşaldı. Karaşin Timur,

--Efe İsmail eğer başka bir laf etseydin kesin inanmazdım. Ama bu dediğin sözler kesin olarak Nusret’in sözleridir. Her kelimesinin onun olduğuna hayatımı koyarım dedi. Şerbetli Taylan’da,

--Zaten böyle sözleri ancak Nusret gibi her şeyi önceden görüp düşünen biri söyleyebilir. Ben kesinlikle inanıyorum dedi. Karaşin Timur,

--Ben de inanıyorum, bu sözler hiç tereddütsüz Nusret Abime aittir.

--Eee, sonra noldu? Efe

--Nolacak Taylan Abi, Nusret abim emaneti teslim ettikten sonrasını ben de hiç hatırlamıyom. Sonrasında gözümü hastanede açtım. Doktorlar bana soğuktan ve kansızlıktan az daha ölüyordun dediler. Bir ay hastane sonra da hapishane. Nusret Abimin vasiyetini yerine getiremedim uzun zaman. Sahi Nusret Abimle bizi nasıl buldular bilmiyom. Nusret abim nasıl defnedildi? Kaç çekirdek çıkmış? Hiç birini bilmiyom. Düşündüm durdum ama kimselere soramadım. Taylan,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 269
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 30
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Gittikçe kısalan bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Ancak beni yol değil yol arkadaşlarım yoruyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster