Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
23
 

ÇYK/A-38 Taylan ve Timur 4/5

A-38 Taylan ve Timur ile Görüşme  4/5

--Niye çekiniyorsun be İlhan kardeş, Efe İsmail doğru adamın sen olduğuna inanmış sen de inan biraz. Efe İsmail’e güven kendine güven, bir şey olmaz.

--Doğru söylüyorsunuz, Ali Canip usta bile iyice kendine geldi. Cemil yine gelmek için ev bakacak da içimde nedenini benim dahi bilemediğim bir şey var. Çatal Yürek Kahvehanesi çalıştırmak büyük bir sorumluluk, bir görev gibi geliyor bana. Ben de sizin cesaretinizin çeyreği kadar bir cesaret olsa iyi de yok işte. Lise de bile herkes benim üstüme gelirdi. Kimseyle kavga etmezdim. Kavga nasıl edilir onu bile bilmezdim. Hep anlaşarak çözüm bulmak daha doğru gelirdi bana.

--Aslında en iyisi anlaşarak çözüm bulmak ama bazen işler öyle yürümüyor, mecbur kalıyorsun sonra da bir bakmışsın ki oyunun kuralını sen değil karşındakiler koymuş sen de o kurallara göre oynuyorsun ve kazanmak zorundasın. Yoksa yok olur ezilir gidersin. Efe İsmail,

--Abi dedi esas konunun biri de bu. Biz kahvehanenin açılışını öyle İstanbul’a duyurmadık. Sadece mahalle halkı duysun diye cama bir yazı yazdık o kadar. Ama baksana nasıl da duyulmuş, sizler bile bizim açılışı gelerek şereflendirdiniz. Sahi Taylan abi nereden duydunuz kahvehanenin açılışını. Timur abi ya siz. Timur,

--Valla nerden duyduk, hakikaten nereden kulağımıza geldi bizim açılış.

--Bilmiyorum ki, ama bir yerlerden geldi herhalde. Neden sordunuz dedi Taylan.

--Abi bizim bu kahveyi açmamızdan rahatsız olanlar var. Bir gün akşam eve geldiğimde evi ve kahvehaneyi açık buldum. Bir şeyler aranmıştı. Hiçbir şey alınmamış sadece aranmış gibi geldi bana. Sonra da o gün söylediğimiz gibi bu Koçakaralı Abuzer’in adamı vardı ya sakallı. O sakallıyla iki kişi daha vardı gelmişler ben hayallere dalmışken içeriye girmişler sonra da bana bu kahve açılmayacak dediler. Şaşırdım bu kahvehane ile kimin ne ilgisi bulunur anlamadım. Zaten Nusret Abimin kızkardeşi bile geldi hayırlı olsun dedi. Bana öyle geliyor ki aslında açılışa falan gelmemişti Koçukaralı. Ama karşısında önce Komiser Tahir’i sonra da sizi görünce iyice tırsarak vazgeçti. Giderken de abidik gubidik laf etti. Abi bu Koçukaralı Abuzer kim, siz tanıyor musunuz.

--Pek tanımıyoruz ama gerekirse tanışırız. Belki de eskilerin yanında yetişen biri falandır.

--Abi bir de yanlış anlamayın ama size bir şey soracağız. Kaç gündür bizim kafamızı kurcalıyor.

--Neymiş kafanızı kurcalayan Efe İsmail, hele söyle bakalım.

--Abi kafamızı kurcalayan konu şu. Siz bizi olmasa bile Nusret abimizi saymış gelmişsiniz. Hoş gelmişsiniz saf getirmişsiniz. Biz sizin hediyelere takıldık abi. Biz onların anlamını çözemedik. Hediyeler bize biraz fazla geldi abi. Anlamını da çözemedik, biz ne anlamamız lazım bilemiyoruz dedi. Sizi de kırmak hiç aklımızdan geçmez ama biz ne yapmamız lazım, dediğimiz gibi biz sadece bir mahalle kahvesi açtık.

Şerbetli Taylan ile Karaşın Timur bir kahkaha attılar, Efe İsmail ile İlhan bu kahkahaya boş boş baktılar. Hiçbir şey anlamamışlardı. Kahkahalar uzun sürdüğünde isi Efe İsmail biraz kızar gibi oldu yüzü kızardı. İlhan ise tamamen gevşemiş bütün gücü tükenmiş gibi hissetti. Neredeyse eriyip sandalyeden akıp gidecekti. Taylan Efe İsmail’in yüzüne bakıp,

--Onlar bizim hediyelerimiz değildi Efe İsmail dedi. İlhan da Efe İsmail de şaşırmıştı,

--Abi peki kimin hediyeleriydi?

--Onlar size Nusret Abinin hediyeleriydi.

Efe İsmail’in gözleri dört açıldı. Sonra da doğrumu duydum diye İlhan’a baktı. Onda da aynı şaşkınlık vardı. Duyduğuna inanamamış ve ne söyleyeceğini bilemeyen gözlerle bakıyordu.

--Abi dalga mı geçiyorsunuz bizle dedi Efe İsmail. Biz de gelmiş size dert yanıyoruz siz bizimle kafa buluyorsunuz, diye sitemde bulundu. Timur ile Taylan birden ciddileştiler ve Taylan,

--Efe İsmail söylediklerimiz şaka değildir, gerçektir. Bu hediyeler size Çatal Yürek Nusret’in hediyesidir. Bu gün günlerden 24 Ocak 1977 Pazartesi bundan tam on yıl önceydi. 1967 nin şubat ayının 24 veya 25 olacaktı. Nusret bizi buraya topladı. Rahmetlik burada oturmayı severdi bilirsin. Bu hediyeleri o gün burada bize verdi ve “Peşimde birileri var ama kim olduklarını tam çözemedim. Yakında bunlar beni harcarlar. Bir gün benim kahvehane tekrar açılırsa bu hediyelerimi benim kahvehaneyi açanlara verin. Kahvehaneyi mutlaka benim tanıdığım birileri açacaktır, bunlar da onlara harçlık olsun”dedi. Bizlere bu paraları verdi ve “piyasadaki en büyük paralardan birer deste olmak üzere dört deste para veriyorum, gerekirse harcanırsınız, eliniz genişlediğinde de yerine koyarsınız”dedi. Biz de şimdi size piyasadaki en büyük paralardan dört deste para verdik ama diğerleri Nusret’in kendi eliyle o gün bize verdiği emanetlerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 281
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 30
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Gittikçe kısalan bir yolun sonuna adım adım yürüyorum. Ancak beni yol değil yol arkadaşlarım yoruyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster