Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
34
 

D''okunulmamış'' Satırlar

Hepimiz zamanında bizi mutlu eden şeylerin, zamanla edemediği hatta üzdüğü hissine kesinlikle kapıldık. Mutlu olmamızın ya da üzülmemizin arkasındaki en temel sebep ise bizim biz olmamız. Yani zevklere, fikirlere, duygulara, güdülere sahip olmamız. Tüm bunlar herkesin sahip olduğu nitelikler ve kimse aynı biçimde hissedemez, duyamaz, tadamaz. Bu yüzdendir ki 'herkes özeldir' denir. Herkes özeldir çünkü herkesin tüm bu niteliklerden edindiği doğruları ve yanlışları vardır.

Kendimi bildim bileli, sorduğum sorulara cevap bulmayı değil aramayı tercih ettim. Cevap isterseniz bir tane, aramak isterseniz bin tane bulursunuz. Bu bulduğum binlerden birinde, insanın mutlu olmak için yaşadığını gördüm. Başta çok bencilce gelse de aslında durum bir o kadar da diğerkâmlık taşıyor. Mutlu olmanın, mutlu etmekle mükemmel bir ilişkisi olduğunu farkettim. Ama sorun tam da burada başlıyordu. Mutlu edip mutlu olmayı beklemekle, mutlu olup mutlu etmek arasında çok fark vardı. Nasıl yani? Ne demek istiyorum? Durum şuydu; eğer ben karanlık istemiyor da her yer aydınlık olsun istiyorsam ya bir ışık kaynağı bulacaktım ya da ışık kaynağı olacaktım. Işık kaynağı bulduğumda o kaynağa bakan tarafımın aydınlık, bakmayan tarafımın karanlık olduğunu gördüm. Diğerinde ise durum oldukça farklıydı, kaynak ben olduğumda karanlık bir tarafım yoktu, ve nereye gidersem orası daha aydınlık oluyordu. Bu durum hoştu ben de önce kendim yanmalıyım ki etrafı aydınlatmalıyım dedim. Bunu henüz olmayan tecrübeme dayanarak söylüyorum, hayat da tam olarak buydu. Sen yandıkça, başkalarının yağmurlarına yakalanırsın.

Tüm bu yanma, aydınlatma olayının içinde zamanla nereyi aydınlatmam gerektiği ve gerekmediği hakkında fikir sahibi olmaya başladım. Bunlar bir anlamda, benim doğrularım ve yanlışlarım oldu. Ve işte tam da burada başkalarının yanlışlarının benim doğrularımı götürmemesi gerektiğine inandım. Belki üfleyerek yedim ama yoğurdu yemekten vazgeçmedim. Benim için doğru olan neyse onu yine yaptım. Olayın içine isteklerim girince durum bayağı karışık bir hâl aldı. Doğru olanı istiyordum ama bu sefer sorun her istediğimin doğru olmayışıydı. Sonra da buna istemediğim doğrular eklendi. Yapmak zorunda olduklarım. Yanlış yapmaktan asla çekinmedim. Üç yanlış yaptıysam en azından bir doğru getirdim. Bazen ise insan bu doğru yanlış kavgasından öylesine sıkılıyor ki çözüm olarak istediğini yapmaya başvuruyor.

Hiç kimsenin , hiçbir canlının olmadığı bir ormanda yanan ışığın anlamı nedir? Anlamı her ne ise, bu ormandan başlamak lazımdı. Ne de olsa önce ağaca, sonra meyvesine ışık veririm. Tabi unutmadan ışık için yanmak lazımdı.

Kendi ateşimizi bulma umuduyla...
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 65
Kayıt tarihi
: 02.01.19
 
 

Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İktisat 2.sınıf öğrencisi. Ekonomi alanında meraklı. Düşünce y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster