Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '09

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
5812
 

Dabbe nedir?

Dabbe nedir?
 

Haber Türk kanalında Saba Tümer ile Bu Gece programını izliyorum. Konuk Ömer Çelakıl, konu yine Kuran'da bulduğu şifreler, gizler veya kendi deyişi ile ''mucizeler!''

Ömer Çelakıl'ın çalışmalarını en başından beri ilgiyle takip ediyor ve çoğuna belirli oranlarda katılıyorum fakat son zamanlarda Çelakıl'ın da işi ticarete ve daha popüler alanlara çekmeye başladığını görüyorum. Bunu daha önce de gördük tabi ki. Örneğin Zecharia Sitchin, On İkinci Gezegen adlı kitabından sonra Dünya Tarihçesi (Earth Chronicles) adı ile devam eden serisinde tarafsızlığını gittikçe kaybederek büyük ölçüde Tevrat'ı övme ve doğrulama yolunu seçmişti. Von Daniken büyük ilgi uyandıran Tanrıların Arabaları ve Ayak İzleri, Burak Eldem de Türkiye'de ses getiren 2012 Mardukla Randevu sonrası çalışmalarını daha popüler ve ilgi uyandıracak alanlara çekmeye başlamışlardı.

Görüyorum ki Çelakıl da bu yolda ilerliyor; son zamanlarda ne popüler ise ''yahu bu Kuran'da var'' demeye başladı Çelakıl. Bunlara gittikçe artarak can almaya başlayan kanser, kadın programlarının hangi ot şifalı gibi konular örnek verilebilir. Tabi bunlardan biri de son zamanların popüler konusu domuz gribi olunca durumun bu yöne kaydığı daha da aşikar oluyor. Fakat bu blogun konusu Ömer Çelakıl eleştirisinden ziyade görüşümün onun ile ayrıldığı bir konu zira çalışmalarını hala ilgiyle takip ediyorum ve edeceğim de. Görüşümün ayrıldığı konu ise müslümanların ne olduğu konusunda çok farklı görüşler sunduğu ve çok merak ettiği dabbe!

Bu güne kadar pek çok şeyin dabbe olduğu iddia edildi ki adına yapılan son derece gereksiz ve saçma korku filmini hatırlamayanımız yoktur. Televizyon, internet, İncil'in vahiyler bölümündeki canavardan esinlenerek bir canavar gibi pek çok şeye dabbe yakıştırması yapıldı. Çelakıl ise son zamanların popüler konusu mikropların dabbe olabileceğini iddia edip domuz gribine atıfta bulunuyor. Dabbe kelime anlamı olarak ''hareket eden'' demek fakat ne olduğu Kuran'da belirtilmiyor. Neml suresi 82nci ayet dabbe'den şöyle söz ediyor: ''O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dabbe çıkarırız da, bu onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.'' (Diyanet çevirisinden alıntıdır.) Burada parçaları birleştirirken özellikle ''onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.'' bölümü dabbenin insanlar ile konuşacak canlı bir yaratık olabileceği izlenimini yaratmakta fakat ''söyler'' deyişini kelimenin tam anlamı ile anlamak zorunda mıyız? Mecazların olduğu tek dil tabi ki Türkçe değil ve Kuran'daki bu ''söyler'' kelimesinin de bir mecaz olabileceğini aklımızın bir kenarında tutalım.

Kıyamet yaklaştığında yerden gelen bir ''hareket eden'' durumu bizleri çok da komplike şeyler aramak, mikroplar, televizyon, internet, yeraltı canavarı, dinozor fosili gibi benzetmeler yapmaya sevk etmekten ziyade hepimizin son yıllarda gayet aşina olduğu bir felakete dikkatimizi çekiyor aslında. 17 Ağustos 1999'da dabbenin ne olduğunu acı bir felaket ile gördük aslında. Gölcük depreminde verilen canları hepimiz hatırlıyoruz ve depremin yer altından geldiğini, basitçe fay hatlarının veya yer plakalarının hareketi sonucu oluştuğunu biliyoruz. Yani yer altından gelen hareket eden, yer altından gelen dabbe ile asıl kastedilen tabi ki depremdir. Her ne kadar hadislere pek ehemmiyet vermesem de kıyamet yaklaştığında depremlerin artacağını söyleyen hadisler de var. Yani hadisleri de referans olarak kabul edenler onları da destekleyici argümanlar olarak görebilirler. Bundan Neml yani Karınca suresinde bahsedilmesinin nedenini ise düşündüğümde Kuran'ın yine bizim son yıllarda zihinlerimizde yer eden bir konuya dikkat çekilmeye çalıştığını anlamam zor olmadı. Bugün biliyoruz ki karıncalar depremi en erken hisseden canlılardan ve tuhaf davranışları deprem belirtisi olabilmekte yani Neml suresinde bu ayetin geçmesi de öylesine bir durum değil. Peki ''onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler'' ne anlama geliyor?

Hatırlarsınız ki 99 depremi sonrası bazı kendini bilmez sözde müslümanlar ''Allah imansızların cezasını verdi'' gibi ne insanlığa ne de islam dahil herhangi bir dine sığacak söylemlerde bulundular. İşte deprem bir yandan böyle densizlerin çenesine malzeme olurken bir yandan da bu ayeti doğrular bir durumu tekrar gösterdi bize. Deprem, yangın, sel, fırtına, ne olursa olsun felaketler bunlara şahit olanların büyük bölümünü kendi tanrılarına yakınlaştırır. Bu tanrının da hangisi olduğu önemli değil aslında, Allah, Yahve, İsis, Ulu Manitu, Diş Macunu, Ateş hatta Şeytan da olsa neye veya kime tapıyorsanız göçük altında anneniz, hastanede kardeşiniz veya toplu mezarda oğlunuz yatıyor ise O'na yakarırsınız ve ölümün yakın olduğunu hissetiğiniz bu durumlarda hayatınız gözünüzün önünden geçerken O'na tövbe eder, af diler, dualar ile daha da iman edersiniz.

Günahlarınızı veya kaybettikleriniz ile kaybetmek üzere olduklarınızın günahlarını bağışlamasını istersiniz. Bu olaylara uzak olanlar bile bunların haberlerini alıp yayınlarını gördüğünde daha da fazla sarılır ilahi dayanağına çoğunlukla. Yani deprem olan dabbe ''bize insanların ayetlere kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler!''

Son yıllarda depremler sıklığını ve şiddetini gittikçe arttırmakta, Türkiye, Hindistan, Pakistan, İran, Endonezya, Çin, İtalya ve daha niceleri canlar aldı ve yenileri de yolda. Bu yaz meydana gelecek tutulmalar büyük ihtimalle yeni ve şiddetli depremleri tetikleyecek. Daha iki gün önce Ege sallandı, hepimiz İstanbul depremini bekliyoruz (bu arada Çin'de bile deprem olsa utanmadan İstanbul depremini tetikler mi diye sorularla jeologlara sonunda ''yuh be kardeşim saçmalamanın da bir sınırı var'' dedirtecek habercileri de buradan selamlıyorum.) Depremler şiddetini ve sıklığını arttırıyor, dabbe sesini daha da yükseltiyor. Konuya dini övmek açısından bakmamak gerek zira pek de inanan biri değilim fakat yine de kutsal metinler tamamen bir kenara atılacak şeyler değiller ve hemen hepsi bazı konularda üstü kapalı bilgiler vermekteler.

Durum şu ki kıyamet denen bilinmezin yakın olduğu uyarıları bütün kutsal metinlerde görülmekte...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

dabbe' yi deprem olarak tanımlamanıza katılmıyorum.. dabbe kıyamet yaklaştığı zaman ortaya çıkacak kıyamet alametlerinden biri olarak tanımlanıyor.. ama bliyoruz ki dünyanın oluşumu sırasında yeryüzünün şeklini tamamen değiştirecek güçte depremler olmuştur. Ayrıca bu süre içerisinde kıta çekirdekleri meydana gelmiş ve yerküre üzerindeki ilk kıvrımlar yani dağlar oluşmuştur..yani depremler olsa olsa yaşamın sonu değil başlangıcına vesile olmuş olabilirler.. bilim böyle diyor. kutsal metinlerin bazı konularda üstü kapalı bilgiler mi verdiği yoksa insanın zihin dünyası bilinci geliştikçe anlamlandırmalar mı yaptığı! tartışılır.. üstü kapalı bilgiler verildiyse bile bunları anlayabilmek için insanlığın öğrenme öğrendiğini muhakeme edebilme seviyesine gelmiş olması gerektiği bir kez daha netlik kazanıyor sanırım.. insanlığın bu eriştiği seviyeden daha da erişeceği üst seviyeler ve dabbe diye nitelenebilecek başka olgular muhakkak vardır hayat devam ettiği sürece...

Meltem Şahin 
 18.04.2013 17:28
Cevap :
Merhaba Meltem hanım, görüşünüzü benimle paylaşmanızdan memnuniyet duyduğumu belirtmek isterim. Uzun süredir siteyi aktif olarak kullanmadığımdan ancak cevap verebiliyorum kusura bakmayın. Görüşüme katılmamanız gayet normal zira "kutsal" metinlerde yazan şeyler genelde çok yuvarlak, her türlü yorum yapılabilecek şeyler. Tabi ki Dünya'nın şu anki görece stabil konumuna gelmeden önce jeolojik olarak çok daha aktif olduğu, milyonlarca yıl önce deprem ve volkanik aktivitelerin daha sık ve şiddetli olduğu gerçektir. Coğrafi yapıların oluşumunda büyük payı olmasına rağmen yaşamın oluşumuna doğrudan etkisi çok daha fazla olan pek çok etken olduğunu söylemek isterim. Tabi her gün milyonlarca deprem de olmakta, yani her gün mü Dabbe debelenmekte gibi savunmalar da mümkündür ve kendince haklıdır da. Fakat benim depremden kastım bu tür küçük çaplı, nadiren yüksek şiddette ve yıkımlara neden olan depremler değil, yüksek çapta yıkıma sebep olabilecek depremlerin sıklaşması olabileceği yorumudur.  28.04.2013 17:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 854
Kayıt tarihi
: 17.03.09
 
 

Yaklaşık 3 yıldır teknoloji sektöründe çalışmaktayım. Basketbol, bilişim teknolojileri, teoloji, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster