Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
1095
 

Dağ keçisi

Dağ keçisi
 

Bir Dağ Keçisinin Gözünden Savaş


Dün bu haftasonu gündemimde öykü yazmak yoktu demiş, ama Cuma günkü gazetede havaalanındaki genç güvenlik görevlisi Merve Alaçayır'ın başına gelen acı olayı okuyunca satırların neredeyse kendiliğinden ekranımda belirdiği "Güzel Kızım"ı yazmıştım.

İki haber iki öykü daha getirdi. Spielberg'in İngiliz yazar Michael Morpurgo'nun 1982 tarihli kitabından uyarladığı ve bir atın gözünden 1. Dünya Savaşı'nı anlattığı "Savaş Atı/War Horse" (1) ile 2011'de sanayi bölgesindeki patlamalarda hayatını kaybedenlerle ilgili anma töreni. Dilek Gürer'in kardeşi Demet "Aynı patlama bir yıldır her gün yüreklerimizde meydana geliyor. Hala iş çıkışlarını gözlüyoruz" (2) demiş. 
 
1. Nil Kural, Atın gözünden dünya savaşı, Milliyet Cumartesi, 4 Şubat 2012 (nil.kural@milliyet.com.tr)
2. Şevket Yaman, Unutturmayacağız,  Milliyet Ankara, 4 Şubat 2012
 
DAĞ KEÇİSİ
 
Dağ keçisi dokuz türü içine alan bir cinstir. Keçiler, geviş getiren hayvanlardır. Keçinin erkeği teke, kısır erkeği erkeç, dişisi keçi, yavrusu oğlak, bazı yörelerdeyse bir yaşına dek çepiç olarak çağırılır.
 
Selim gazetede gördüğü haberin çağrıştırdığı bir düşünceyi araştırırken İnternet'in özgür ansiklopedisinde bu tanıma ulaşmıştı.
 
Bir cumartesi günüydü. Çayını içerken gazeteye göz atıyordu. Spielberg'in Savaş Atı filmi gösterime girmiş. İlgisini çekti. 1. Dünya Savaşı bir atın gözünden anlatılıyormuş.
 
Yıllar öncesine, üniversite dönemine gidiverdi. Güneşin parladığı, umutlu günlerdi, öyle hatırlıyordu. Sonra nedense bulutlar gökyüzünü kaplamış, bir daha da dağılmamıştı. İşsiz mi, yalnız mı olduğu için böyleydi? Yoksa yalnızca geçen yıllar mı insanın yüreğindeki ışığı azaltıyordu?
 
Uzaktaki bir iki köye gitmişlerdi. "Gitmesek de, görmesek de, o köy bizim köyümüzdür" denen köylerden birkaçına. O zamanlar Kürt demek bir yana, farklı kültürlerin olduğunu çağrıştırabilecek sözcükler bile özenle seçiliyordu.
 
Selim o zaman da dünyanın sürekli değiştiğini biliyordu. Ama asıl zorluğun bunun ne yönde ve nasıl olacağını anlamakta olduğunu öğrenmesi zaman almıştı. Genç bir üniversite öğrencisiyken temel kaygısı insanların eşitliği ve mutluluğuydu. Tüm diğer düşüncelerini ve yaptıklarını bu belirliyordu.
 
Yine benzer bir yaklaşımla dağ keçisinin peşine düşmüştü.
 
Atın gözünden bir savaşı anlatmak ilginç bir düşünceydi. Peki bir keçinin gözünden dağlarda yaşananlar nasıl görünecekti? Keçiler on yıldan fazla yaşıyormuş. Köylerden birinde kucaklarına alıp sevdikleri oğlaktan sonra herhalde en az iki kuşak geçmiş olmalıydı. Anne keçi neler görmüştü? Oğulları, kızları nelere tanık olmuştu? Torunları onyıllardır havada uçuşan ateşlerin bir türlü sönmeyip yürekleri, umutları yakıp durmasına ne diyorlardı?
 
Evet, kayalıklarda çevik adımlarla sıçrayıp ateşin ve acının ortasında yaşamlarını sürdüren bir dağ keçisi ailesinin öyküsü de çok anlamlı olabilirdi.
 
Selim düşüncesini ertesi gün unutmak üzere aklının yapılacak işler köşesine not alıp diğer haberlere geçti.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 253
Kayıt tarihi
: 08.01.12
 
 

1958 doğumlu. Mühendislik eğitimi aldı. Teknik alanda çalışırken kültürel konulara ilgisini sürdü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster