Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '14

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1242
 

Dağa kaçtım ~~ Çeşme Yarımadası'nda bir bahar günü 2

Dağa kaçtım ~~ Çeşme Yarımadası'nda bir bahar günü 2
 

Karaköy ve Zebo


Çeşme ve Alaçatı’nın içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla yakın zamanlarda devreye alınan Kutlu Aktaş Barajı’na gelmeden Eski İzmir-Çeşme karayolu üzerinde; sola doğru küçük bir “Karaköy” levhası dikkatinizden kaçmazsa eğer, terk edilmiş bu Yörük köyüne uğrama şansınızı siz de yakaladınız demektir. Bir yandan rüzgâr enerji santralleri(RES) ve diğer yandan şantiye manzaraları arasından süzülerek devam eden asfalt yol, otoyol vadisine döndüğünde toprak bir şoseye dönüşür; ama yine de köye kadar arabayla gidilebilecek kadar asgari bir konfora sahiptir.

 

Karaköy-Zeytineli yürüyüş rotası (Google Earth'de çizilmştir.)

 

 Terkedilmiş eski Yörük köyü Karaköy

 

 Köyün girişindeki yamaçta yer alan kaktüs tarlası

 

Biz de öyle yaptık; arabayı bayırda bırakıp köye dek yürümeye başladık. Köyün girişinde bizi sevimli çoban köpeği Zebo karşıladı. Doğa yürüyüşlerinde dağlarda sürüyü korumaya şartlanmış köpeklerden gördüğümüz bıçkın tavrın dışında; dostça kuyruk sallamasıyla başlayan yürüyüş arkadaşlığımız, tüm yürüyüşümüz ve molalar boyunca devam etti. Erken gelen baharla birlikte coşan doğanın cazibesine kapılıp yürüyüşü uzatınca, neredeyse akşama yakın bir vakitte yediğimiz yemeğimizin de doğal olarak ortağı oldu.

 

Karaköy'de yaşamın sürdüğü evlerden biri

 

Yaşamın sürdüğü bir diğer ev

 

Karaköy, yaklaşık 400 yıllık bir tarihe sahip bir Yörük köyü. Geçmişinde yaşadığı salgın hastalıklar nedeniyle köyün yeri iki kez değiştirilmiş. Şu andaki köy, üçüncü kez kurulduğu yerde tükeniyor. Yıllarca otoyoldan Çeşme’ye doğru geçerken kırık dökük evleriyle yaşam belirtisi olup olmadığını bilmediğimiz; ama metruk haliyle çoğu kez de mübadele sonrası Rumlar tarafından terk edilmiş bir köy yakıştırması yaptığımız Karaköy’ün, aslında bir Yörük köyü olduğunu bugün birinci kaynaktan; köyün atanmış muhtarı Ali Lokmacı’dan dinledik.

 

Köyün çıkışındaki Zeytineli yönünde ilerleyen döşeme yol

 

Köy; bugün yıkık evleri, girişindeki meydanlığa bakan iki mezarlığında otlar arasında kalmış; suskun ata mezarları, sağa sola saçılmış zeytinyağı sıkmakta kullanılan taş işlikler ve Zeytineli yönüne devam eden inanılmaz güzellikteki taş döşeme yoluyla derin bir sessizlik içinde.

 

 Gezginlerin kuyu başı molası

 

Köy, kuzey yönünden gelen rüzgârlara kapalı bir tepenin güney yamacında kurulmuş; şimdilerde 1. derece sit alanı olarak tanımlanan köy, tamamen taş yapılardan oluşuyor. Zaman içinde Alaçatı’ya, Urla’ya ve İzmir’e göç veren Karaköy, bugün için 6 hane kalmış durumda. Yaklaşık 10-15 kişinin yaşadığı köydeki bu nüfusun da sürekli burada kaldığı tartışmalı. Örneğin, köyün muhtarı Ali Bey de aslında Alaçatı’da yaşıyor, ama ata toprağı olarak bildiği Karaköy’den de bir türlü ayrılamamış; emeklilik günlerini yarı zamanlı diyebileceğimiz bir uzunlukta buralarda geçiriyor. Köyün hemen sırtında, kendine küçük bir bahçe yapmış; arı kovanları ve yeni çiçek açmış bademler ve mor sümbüller hemen dikkat çekiyor. 

 

 Zebo, Karaköy'den Zeytineli'ne giden döşeme yolun başını tutmuş.

 

Yol arkadaşımız Zebo köyün mezarlığında...

 

Köyde elektrik ve su yok. Üstüne yerleştiği yamacın hemen arkasında dönüp durmakta olan son teknoloji ürünü RES’lerle büyük bir tezat içindeki köyde, su ihtiyacı geçmişten bugüne dek evlerin bahçeleri arasındaki çok sayıdaki kuyudan sağlanıyordu. Köyde yeni açılan kuyulara doğan erkek çocukların ismini vermek bir eski gelenekmiş. Ne kadar kuyu varsa üzerinde bir erkek çocuğun ismi var; Muhtar Ali’nin yamaçtaki bahçesinin hemen altındaki kuyunun üstünde de oğlu Kemal’in ismi yazılı…

 

RES'lerin önündeki elektriği ve suyu olmayan köyün evleri

 

1937 yılında köye imece usulüyle bir ilkokul yaptırılması için yer konusunda çıkan uyuşmazlık sonrası köyün okula kavuşamaması, köyden göçü başlatan ilk neden olmuş. Köyde elektriğin ve suyun olmayışı, ayrıca 1996’da köyün 1.derece sit alanı olarak ilan edilmesi işin tuzu biberi olmuş. Köylü, kıt kanaat imkânlarıyla köyün mevcut yapılarında sürdürülebilir bir yaşam için gerekli koruyucu tedbirleri almakta yetersiz kalmış ve bütün bunların sonucunda günümüze dek süren bu göç, köyün bugünkü viranelik haline dönüşmesine yol açmış. 

 

 

Gezginler, döşeme yolda... 

 

Mersinli Kuyu

 

Köyde bulunduğumuz bütün süre boyunca iki kişiyle karşılaştık; ikisinin de adı Ali’ydi. Bir anlamda Karaköy, şimdilerde bir Aliler Köyü idi. Bu iki Ali’den biri; Alaçatı’da yaşayan Muhtar Ali Lokman, diğeri ise 71 yaşında olduğunu söyleyen ve şimdi Zeytinler Köyü’nde yaşayan Ali Girgin’di.

Zebo, Çifte Kuyular'dan su içiyor.

 

Eski Karaköy yerleşiminde; zeytin sıkmada kullanılmış taş çanaklar

 

Biz Zeytineli’ne doğru uzanan döşeme yolun başındaki evinin yakınlarına geldiğimizde; Ali Girgin, anlatımına göre Muhtar Ali’nin yaramaz keçilerinin yıktığı bir bahçe duvarına çaresizlikle bakıyordu. Yolun başında biraz lafladık. Sonra Zeytineli yönüne doğru, köyün salgın hastalık nedeniyle yer değiştirdiği daha önceki yerine doğru yürüdük.

 

Salgın hastalık nedeniyle daha önce terk edilmiş Karaköy'ün büyük sarnıcı

 

Köyün enkazı arasında dolaşıyoruz.

 

Karaköy, aslında bölgede Türklerin ilk yerleştiği yerlerden biri olarak biliniyor. 18.yy.dan başlayarak çalışmak amacıyla adalardan gelen yoksul Rumlar, Alaçatı’ya yerleşmeye başlamışlar. Giderek Alaçatı’da ciddi bir Rum nüfus oluşmuş. Kırsalda Türk çiftliklerinde de çalışmaya başlayan Rumların Karaköy civarında da yaşadıklarına dair hikâyeler anlatılıyor. Muhtar Ali Bey’in anlatımına göre; köyün çıkışında şu anda ayakta olmayan küçük bir kiliseleri bile varmış.

 

Eski Karaköy'de zeytin sıkımında kullanılmış taş çanaklar

 

Zebo'nun su içtiği taş avadanlık; zeytin sıkma prosesinde kullanılmış olmalı.

 

Eski Karaköy'ün ev temelleri

 

 

Köyün otoyola doğru alçalan topoğrafyasında yolun öte yakasına dek uzanan geniş tarım alanları yer alıyormuş. Ancak, şimdilerde bu alanların ekilip biçildiğine dair bir işaret kalmamış; Ali Muhtar’ın köyün sırtındaki bir nevi hobi bahçesini saymazsak tabii…

 

Eski köyün yıkıntıları arasında tetkikteyiz.

 

Zeytineli’ne doğru ilerleyen döşeme yol, zaman zaman bir toprak şoseye dönüşüyordu. Yol boyunca birkaç çiftliğe daha rastladık. Yürüdüğümüz rota, son yıllarda bisiklet güzergâhı olarak düzenlenmişti. Yolda bu rotayı tanımlayan işaret levhaları da gördük. Eski İzmir-Çeşme yolundan Karaköy sapağı ile başlayan 34 km.lik bisiklet parkuru, Karaköy-Zeytineli rotası ile Mersin Koyu ve Azmak Mevkii üzerinden Alaçatı’ya uzanıyordu.

 

 

 

 Eski köyde duvar parçaları

 

Eski Karaköy'ün çiğdemlerinden biri 

 

Eski Karaköy'de saygı duyulası bir yaşlı zeytin ağacı daha

 

Çiftlikleri geçtikten sonra bir dizi kuyu ile karşılaştık. Her yanı sarmış kocaman bir mersin kolonisinin hemen yanındaki kuyuya Mersinli Kuyu, buradan biraz ileride rastladığımız iki yan yana kuyunun bulunduğu yere de Çifte Kuyular Mevkii adını verdik. Bu bölgede yaşamın olduğu dönemlerde; Çeşme’nin yaz sıcağı da düşünüldüğünde bu kuyuların insanlara nasıl bir konfor alanı yarattığını düşündük. Kırsaldaki zorlu yaşamlar için bu kuyular ne kadar yaşamsaldı; kim bilir?

 

Yoldaki bir dereciğin tertemiz suyu

 

Rotamızda rastladığımız bademlerin hepsi çiçekteydi; biraz sonra salgın hastalık sonrası (büyük olasılıkla veba) köyün terk edilen eski yerine ulaştık. Hafif eğimli ve şimdi sırtını ormana vermiş bu topoğrafyada; içinde incir bitmiş çok büyük bir su kuyusu; yıkılmış evlerin duvarlarından parçalar, evlerin arasında seçilebilen sokak izleri, zeytin sıkımında kullanılan taş çanaklar ve değirmen taşları bulunuyordu. Belli ki bu olay birkaç yüzyıllık bir maziye sahipti. Terk edilmişlik içinde köyün bütün yapıları zaman içinde çevreye saçılmış; bir kısmı da daha sonraki zamanlarda yapı taşı olarak belki de yeni köye taşınmıştı. Eski köyün enkazı içinde epeyce dolaştıktan sonra hafif rampaya saran yürüyüş rotamıza devam ettik.

 

 Karaköy-Zeytineli yolunda bisiklet parkuru için yönlendirici levhalardan biri

 

Aynı yoldan Karaköy'ün merkezine doğru dönüş yolundayız.

 

Karaköy'ün bademleri

 

Zaman zaman kızılçamlardan oluşan orman içinden devam eden yürüyüşümüz, Karaköy’ün üstünde yer alan RES’lerin kurulumu sırasında açılmış toprak yolla çakıştığı noktaya kadar devam etti. Bu noktadan sonra hafif meyille yükselen köy yolu otoyolun altından geçen bir tünelden sonra Zeytineli – Uzunkuyu asfaltına bağlanıyordu. Bu durumu yüksek bir noktadan tespit ettikten sonra, Karaköy yakınlarındaki arabamıza vaktiyle ulaşmak ve gecikmiş yemeğimizi vefalı yol arkadaşımız Zebo ile paylaşmak üzere aynı yoldan geriye döndük.

 

 Karaköy'ün diğer mezarlığı

 

Hicri 1292 tarihli bir mezar taşı

 

Dönüşte Köyün mezarlığına uğrayıp tarihleri inceledik. Köyün mezarlığında Hicri 1246, 1280, 1288, 1292, 1302 ölüm tarihlerini okuyabildiğimiz mezar taşlarından bazıları oldu. Bu da gösteriyor ki; mezarlar üzerindeki tarihlerin çoğu 19.yy.ın ikinci yarısına ait. Hicri 1246 tarihi bunların içinde istisna oluşturuyor; o da Miladi 1830 yılına karşılık geliyor. Özetle; mezar taşlarının üzerindeki tarihlere bakılırsa, en yoğun yaşam dilimi 19.yy. olarak görünüyor.

 

Yemeğimizi oldukça gecikmiş bir vakitte; neredeyse güneşin batıya sırtını vermiş tepenin üstünden devrilmeye başladığında yeni bitirmiştik. Zebo memnun, biz memnun; günün hakkını vermiş olmanın huzuru içinde Zebo ile vedalaştık ve Çeşme havalisinin terk edilmiş başka köylerini başka yürüyüşlerde keşfetmek üzere İzmir yönüne doğru yola koyulduk...

 

Yazı vr fotoğrafların daha fazlası için: tıklayınız

Yazan ve fotoğraflayan: İbrahim Fidanoğlu

Düzenleyen: M.YC 

 
Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bunca yıldır Çeşme'ye gider gelirim, sizi hayranlıkla okudum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 25.02.2014 0:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 140
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 731
Kayıt tarihi
: 02.09.12
 
 

  Ben ve iki eski dostum; bilgi dağarcığımızı doldurabilmek ve şehrin keşmekeşinden uzaklaşab..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster