Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '11

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
221
 

Dağdaki çoban

- Her şey çok güzel ama rakı bardağımı koyacak düzlük bulamadım.
- Çobanı bile Dostoyevski okur.
Bu sözler Türkiye'nin en kuzey köşesi olan Artvin vilayeti için söylenmiş ve tarihe geçmiş sözler. Sanırım birincisi Atatürk, diğeri ise B.Ecevit tarafından söylenmiş.
Geçen yılın eylül ayı idi. Doğduğum yer olan Artvin'e yaptığım kısa tatillerden birinde, çok merak ettiğim ama bir türlü görmeyi gerçekleştiremediğim, kartpostallardan tanıdığım, Şavşat köylerini gezmeye karar verdim. Üç arkadaş ile birlikte bir gün önce hazırlıklarımızı bitirdik ve arazili aracımızla yola çıktık. Hedef Şavşat köyleri. İki saatlik bir yolculuktan sonra Şavşat'ın Maden köyüne vardık. Maden köyü bir doğa harikası ve dünyanın en güzel görüntüsüne sahip. Orman içinde ilerlerken sol tarafımızda ki köylerin uzaktan görünüşü muhteşem. Birbirine en yakın evin arasında en az yüz metre var. Her evin arazisi kendi çevresinde. Bu yüzden dağınık bir görüntü olmasına rağmen doğal düzen bu dağınıklığı bastırıyor. Hemen hemen tamamı ahşap olan evler tarihi ve özgün yapısı ile ilgi çekiyor. Bu bölgenin tamamı sit alanı olarak ilan edildiğinden evlerde değişiklik anlamına gelebilecek müdahale zaten yasal olarak mümkün değil. Doğal sit alanları milli parklar olarak koruma altına alındığı için derelerden olta ile balık tutmak bile yasak ve oldukça ağır yaptırımları vardır 

.
Maden köyüne nasıl olmuşsa yukarıdan, ters taraftan girmiştik. Evlerin arasından aşağıya doğru indik. Çevremizdeki muhteşem, otantik yapıları izeyerek köyün alt çıkışına geldik. Burada yol ikiye ayrılıyordu ve nereden gitmemiz gerektiği konusunda bir an tereddüt ettik. O sırada yaklaşık elli metrelik bir mesafede bir evin penceresinden bakmakta olan bir köylü kadın vardı. Çevrede başka kimseler de yoktu. Yanlış yola girmemek için birilerine sormak gerekiyordu. Pencereden bakan utangaç görünümlü bu kadından başka soracak kimseler gözükmüyordu. Fakat köylü kadın belli ki köyden dışarı hiç çıkmamış. Bakışları bunu anlatıyordu. Hangi yolun nereye gideceğini bilebilecek biri gibi gözükmüyordu yarı utangaç bu kadın. Ama başka soracak kimse olmadığından arabanın içinden seslendik kadına,  


-Bacım Şavşat’a gitmek isteriz. hangi yolu takip etsek acaba?
Kadın soruyu bekliyormuş gibi hemen anladı ve hafif penceren sarkarak,  


-Sol tarafınızdaki yok 4 km. daha kısadır. Ama yolu kötüdür biraz. Ancak sizin arabanız dört çeker olduğundan gitmeniz zor olamaz. O yüzden solu takip edin. Dedi. 


Biz kadından işaret dili ile bile konuşması yeterli olur diye beklerken , o bizim arabamızın özelliklerini saymıştı. Şaşkınlığımızı gizlemeliydik. Öylede yaptık ve teşekkür edip soldan yolda devam ettik. 

Bir süre sonra yol konusunda yine küçük bir tereddüte düşmek üzereydik ki, yamacımızda hayvan otlatmakta olan bir çocuk gördük. El işareti ile çağırdım çocuğu . Koşarak geldi yanımıza. 14-15 yaşlarında bakımlı bir çocuk.. Kısa bir sohbetten sonra bize gitmemiz gereken yolu gösterdi. Teşekkür ettik ve tam giderken gömlek cebinde ki sigarasının azalmış olduğunu fark ettim. Bir paket açılmamış sigaramdan uzattım ve almasını söyledim. Bir, elimdeki kendisine uzanan sigaraya baktı, birde arabanın arka koltuğuna doğru baktı ve,
- Abicim istersen, sigarayı almayayım da şu arkadaki gazeteleri eğer okuduysanız verebilir misiniz? dedi.
Sigarayı gerçekten ısrarıma rağmen almadı. Gazeteleri tercih etti. İşte Ecevit'in sözünü etiği çoban bu olmalıydı. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 355
Kayıt tarihi
: 10.07.11
 
 

54 yaşındayım. Lise mezunuyum. 35 yıldan beri inşaat sektörünün içindeyim. Uzun yıllar altyapı mütea..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster