Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '21

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
31
 

Dağlarca

               YURTSEVER, ULUSSEVER

                 DAĞLARCA’DA  İNSAN

 

 “İNSANLAR  HER ÇAĞDA BİR BÜTÜNÜN 

            ÇAĞDAŞ  BİREYLERİDİR.

 

 

Sonra Türkiyem der:

 

Sen benim Türkiyemsin

Öyle büyüksün ki

Nereye gitsem senin bir ucun

………………

Sen benim okuma yazma bilmeyen çocuğumsun

Elif’den   A’ya  geçmiş

Ve sevinmiş   Mustafa Kemal  Mustafa Kemal

 

Yurduna olan tutkusunu, Atatürk  sevgisini işte böyle dile getiriyor. Artık yavaş  yavaş ulusal sınırlardan çıkma, evrene seslenme ve evreni, evrendeki insanları sevmeye doğru yönelme  dönemine ulaşmıştır ozanımız.”Haydi” (1968) adlı yapıtında bunu kanıtlar.

 

Uzak Afrika

 

Bir çocuk var

Biliyorum

En kalabalık  bir gecede

Son insanın kurtuluşuna değin kapkaranlık

 

Uzun

 

Bir ekmek kara ellerden

Bir gider

Bir gelir

Bir ekmek ak ellere

 

“Asu” adlı yapıtında içine Tanrısı, doğası, insanı, evreni, uzayı ile her şeyi alan “bir devinim”in, “bir büyük aydınlığın” büyüklüğünü işlemektedir. Dağlarca, bütün çağlar boyunca ve ayrı ayrı  ülkelerde yaşayan insanların ortak duygularını işlemiştir. İşte örneği:

 

ÂSÛ

 

Sürez diyor Âsû onların zaman dediklerine. Bu

sürmenin bitmez tükenmezliğine daha sınırsız,

daha içten bir anlam katıyor da ondan

 

Bir ortabenek vardır. Diyelim ki yeryüzüdür.

Ortabenek üzerinde iç içe değirmiler vardır. Diye-

lim ki bu sürezin katlarıdır.

 

Ortabenek üzerinde  iç içe değirmiler vardır. Kişi

usunca, yüreğince bir değirmiye ulaşır. Hangi

çağda yaşarsa yaşasın Âsû’ların birbirini görebil-

meleri, tanıyabilmeleri bundandır.

 

Âsû biraz Asyalıdır. Ama yeryüzü biraz Asyalı

Değil midir?

 Bütün Âsû’lar bir yerden yürürler: Aydınlığa

Âsû bir büyük aydınlığın ta kendisidir.

Dağlarca insanı, insanlığı bir bütün içinde renk, ırk ayırımı gözetmeksizin işliyor. “İnsanlar her çağda bir bütünün çağdaş bireyleridir.” diyor. Dağlarca evrendeki tüm insanların ozanı.Yeryüzü şiirinde sömürülen insanı  yazarken sömürgenden de hesabını sorar.O,  “Yeryüzü Ozanı”  olmayı hak ediyor.

Dağlarca üçüncü döneminde (1960 sonrası) koşar adım ilerlemektedir. Bütün ulusların, özellikle ezilmiş, horlanmış, uyanmamış, uyanması engellenmiş ulusların sözcüsüdür.”Vietnam Savaşımız” şiiri bunun kanıtı.

 

Paris’in  Karanlığında  Kara Derililerin Sesi

 

Ovalarım bomboştu peki

Siz de gelseniz

Sığardık bin yıl.

Ovalarım bomboştu peki

Uzundum.

 

Yükünüzü  taşıyorum  peki

Aldınız

Sattınız beni neden?

Yükünüzü taşıyordum peki

At mıydım?

 

Bizi uyandırdınız peki

Lamba verdiniz

Kinin verdiniz biliyorum

Bizi uyandırdınız peki

Sığırlarımı neden götürüyorsunuz?

Uygarım diyen Batı’nın Afrika’da yaşayan siyah derilileri nasıl sömürdüğünü anlatıyor. Dağlarca,  gözlemlerine usuyla yaklaşıyor. Batı ile olan kavgasını sürdürüyor şiirinde.

 

Dağlarca şiirini dar kalıplardan, kurallardan sıyırarak  çok sesli bir orkestraya kaydırır. Bunu kavrayamayanlar bu yenilikten yakınır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 699
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster