Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mayıs '18

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
96
 

Dağlarda Sürdüğünü Saraylarda Süremeyenler

Dağlarda Sürdüğünü Saraylarda Süremeyenler
 

Türkçülük, Türk devletinin temel siyasî tavrıdır. Ya da olmalıydı, olmalıdır. Ama aksine siyasî konjonktüre göre Türkçülerin mahkemelerde sürünmesi olağan bir hadise haline geldi. 3 Mayıs, 12 Eylül ya da Ergenekon kumpası gibi Cumhuriyet tarihinin her kritik ânında Türkçüler hapislere atıldı. Her defasında daha güçlü siyasî bir tavır olarak siyasî arenaya geri dönen Türkçüler ve Türkçülük oldu.

Bugün de öyle… Herkes Türkçü(!), Türkiye Cumhuriyeti’nde. Türk kelimesini dahi ağzına alamayan eyyamcılar, şimdi Atsız Ata’nın şiirlerini terennüm ediyorlar. “Pastadan payını almaktan” ta en başında vazgeçmiş Türkçüler bu ikiyüzlülüklerin nedenini elbette çok iyi biliyor.

Bir siyasî partinin iktidar ya da rant meselesi olamayacak Türkçülük, bugün kendi özgün duruşunu arıyor. Türkçülerin meselesi pasta değil, tam da bu (olmalı).

***

Türkiye’de yeniden bir “saray” inşa edildi. Fizikî bir adrese işaret etmiyorum. Türk kültürü, Cumhuriyet ile “saray”ı mâzîsine gömmüştü. Şimdi “küresel siyâsî dengeler” adına, yeniden, Türk kültürüne “saray” sokuluyor.

“Saray” siyasetten arınmış bir toplumun siyâsî rejiminin alâmetidir. Küreselleşme ile birlikte servis edilen “güvenlik tehdidi” kimi ülkelerde “saray” siyâsetinin yerleşmesine neden oluyor. Daha on sene önce savunma harcamalarının sıfıra düşeceği ideali ortaya çıkan “küreselleşme” söylemi, şimdi “militarist” ülkelere neden oluyor. Bu konuda başı Rusya çekti dünyada. Hukuk ihlalleri ve şaibeli seçimlerle dikkat çeken ülke, Türkiye için, Batılı kimliğin vazgeçilmez olmadığının misali olarak sunuluyor. Ülkemizde “Avrasyacı” olarak adlandırılan grubun “antiemperyalizm”i böyle bir duruşu temsil ediyor.

“Saray”ı Türk kültüründen çıkaran Gazi M. Kemal Atatürk’ü, bu türden grupların sahiplenmesi de çok tuhaf. Bu gruplar bugün Atatürk’ün “antiemperyalist” söylemi ile “Saray” siyasetini eklemliyor. Sözüm ona bu terkibin esaslı gerekçesi “küresel emperyalizm”…

Türkçüler, “saray”da Atsız okunmasından hazzetmediği kadar, Atatürk’ün Türk milliyetçiliğinin “Avrasyacı antiemperyalizm” e ircâ edilmesinden de rahatsız. Kimse için meçhul olmayan bu hakikati, malum-u ilam kabilinden de olsa tekrar tekrar dile getirmek gerekiyor. At izi, it izine karıştı artık ülkede.

Türkçü, siyâsî ve iktisâdî eşitliğin en sert taraftarıdır. Cumhuriyet, Türk devriminin en önemli kazanımı olarak bunu anlatır. FETÖ gibi çetelerin Türkçü düşmanlığının altında, Türkçülerin Namık Kemal’den beri, İttihât ve Terâkki’den beri bağırdığı "müsâvat" ilkesi vardır. Bu ilke ve Türk devriminin aynı derecede esaslı hukuk, adalet gibi ilkeleri anlaşılmadığında Türkçülük anlaşılmaz. Millî Mücâdele’de Millî Meclis’in konumu Türkçü tavrın özetidir. Millî Hâkimiyet ve İrade, Millî Mücadele’nin ikili savaşının gâyesidir. “Hâkimiyet-i Milliye ve İrade-i Milliye”nin karşısında; bir tarafta “saray” bir tarafta “emperyalizm” vardı.

Türk milletinin siyâsî merkeze taşınmasını (mobilizasyonunu) hedefleyen Türk devrimi, Türk milletini Türk siyasetinin esas öznesi haline getirmeye çalışmıştı. “Saray”ların kapalı kapılarının ardında istikbali pazarlık malzemesine dönüşmesin diye Cumhuriyet kurulmuştu. “Türk milleti ne çabuk unuttun!”

Türk milleti; Millî Mücâdelesini, istiklalini kazandığı harbi, Meclis eliyle, kendisinin seçtiği temsilcileri eliyle yürüttü. Bugün yine bir Milli Mücâdele yürütüldüğü iddiasında olanlar, Türk milletinden yetki isterken, bu hakikati Türkçülerin isimleri gibi hafızasında taşıdıklarından emin olsunlar!

Türk tarihi, Türk milletinden yalnızca itâat beklenildiği siyâsî rejimleri geride bırakmıştır. Türk milleti, Türk devletini Türk niteliğini koruduğu müddetçe kendisinden ayrı bir varlık olarak görmemiştir. Ama “saraylar”ında devşirmelerin keyif sürdüğü, taşrasında kendisinin ezildiği devletleri hasmı bilmiştir. Türk tarihi bu sebepten ateşlenmiş isyanlarla doludur.

Son isyanın zaferinin adı Cumhuriyet’tir.

***

Bu 3 Mayıs’ın siyâsî atmosferi, Türkçüler için son başarılı isyanın yâd edilmesiyle anlamlı olacaktır.

Hükûmetler ve Partiler geçici, Türkçülük kalıcıdır.

Siyâsetler konjonktüre göre, Türkçülük hep Türk milletine göredir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 311
Kayıt tarihi
: 07.09.16
 
 

SBF-Mülkiye mezunu, TCDD'de Memur. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster