Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '09

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
1483
 

Daha çeyrek asır: 10 Haziran!

Daha çeyrek asır: 10 Haziran!
 

By Desing Gökhan Cenker...


Bu sabah gözlerini açar açmaz dilinde güzel bir ezgi vardı küçük kızın:

“Kayıp bir bavul gibiyim havaalanında;

ya da boş bir yüzme havuzu sonbaharda…

Çok mu ayıp hala mutluluk istemek?

Neyse zaten hiç halim yok…”

İç çekti sonra…

Yürüdü pencere kenarına ve sessizce yasladı başını pencereye…

Gözleri ışıl ışıl kocaman bir güneşi andırıyordu o sabah. Sanki gözlerinin dokunduğu her şey sımsıcak olacaktı bugün.

Ve annesinin gözlerine bakarak hep o en sevdiği sıcak kurabiyelerden isteyecekti, gözleri ışıl ışıl…

Güne güzel başlamak gecedendi onun için. Gece öylesine güzel rüyalar görmüştü ki, çocukça masallarında canlandırdığı silik karakterler birden aydınlanmıştı ve o gece güneşi avuçlarının arasına almıştı.

Allah’ın bir lütufu dedi küçük kız, kısık bir ses tonuyla.

Sonra düşünmeye başladı geçmişini…

Aslında hayatı tam bir dolambaçtı. Birçok dünyayı yıkmıştı istemeden, birçok erkek sevmişti onu. Bu düşünceler içinde, istemsiz bir şekilde hemen ekledi dudakları:

“Takatim yok, yine de telefona sarıldım.

Son bir özür için tüm seven erkeklerden,


Aradım, mesajlar çıktı, kapattım…

Telesekretere konuşamayanlardanım…”


Sonra… Gülümsedi. "Şımarık" bir kız gibi hınzırca bir gülüştü bu. Sevilmek onun da hoşuna gidiyordu; ancak sevemiyordu ki öyle kolay kolay. Zordu biraz, bizim kız.

Çocukluk aşkı vardı hani, ağaca çıkıp incir yedikleri, erkekçe bisiklet sürmeleri. Hatta o bisikletten düşüşü ve dizlerini “paramparça” edişi. Sokak maçlarında hep kaleci oluşu…

İlkokulda öğretmenlerinin hep yaramaz dediği, erkekleri bile döven, bir türlü uslanmayan bir kız çocuğuydu o.Babasının en son gözdesi, evin en yaramazı. Çocuktu işte, bildiğimiz çocuk…


“Tanrı’ya sığınan kız çocuğu geceleri,

İsyankâr gündüzleri”

Gökyüzündeki güneşe bakarak, “uçurtma”sını balkon demirine bağladığı ve ertesi sabah onu göremeyince ne kadar da üzüldüğü geldi aklına. Koşa koşa getirmişti o ilk aşkı, “Güneş” desenli uçurtmayı sonra.

“İpleri dolaşmış uçurtmalar misali
Ne beraber uçabildik, boş verip şu dünyayı…
Ne gidebildik kendi yolumuza
Rüzgârda savruk, başına buyruk
Senle ben…”

Çocukça hayaller kurarak; zaman zaman ağlayarak... Birçok sorunu kendi kendine aşıp büyümüştü nihayetinde… Aslında hep acı içmişti küçük kız. Acılar içinde büyümüştü, hayatı o senelere kadar drama filmi atmosferindeydi.

“Zamanı, yaralarla ölçen kadın
Geçmişiyle kavgalı…”

Tam “on yedi” yaşına geldiğinde delicesine bir sevdaya yakalanmıştı. Hani şu kavak yellerinin başımızda estiği, korkusuzca aşka atıldığımız, gençliğin ilk adımı dediğimiz vurgunlar… Seviyordu bu acıyı da. İlk defa yaşamıştı aşkı onda. Çikolata kokuyordu sanki her yan…

Ve gözleri ondan hep çikolata istiyordu küçük kızın…

Yitirdiğinde o aşkı, geriye yalnızca çikolata kokusu kalmıştı dört bir yanda. Mevsimlerden de sonbahardı. Belki de bundandı Sonbahar’ı sevişi. Hele ki “İstanbul’da Sonbahar”

Gitmelere de alışkındı. “Kendine iyi bak” deyip giden çok olmuştu bu yaşına kadar.

“Olsun”… Varsın terk edilmiş olsun, büyümüştü o.Acıyı son demine kadar yaşayıp daha da, daha da büyüyeceğini biliyordu.

Ondan gitmeyen tek şey vardı:“Dostluk”

Hiç ama hiç terk etmemişti bu zamana kadar dostları onu. Sevdiklerinin kıymetini biliyordu, onları da çocukça seviyordu. Dostları da alışkındı bu çocukça gösterilerine. Yüreğini biliyorlardı. Onu bir tek onlar anlıyordu, dostları. Uğruna, hiç düşünmeden canını bile vereceği dostları.

Gel zaman git zaman… Biraz daha büyüdü yaramaz kız. Dur durak demeden okudu…

Biraz daha büyüdü…

Daha da büyüdü…

Ve bir gün bütün vurgunlarını alt üste edecek bir vurgun daha yaşadı…

Tertemiz dünyasında, varlığına sevindiği dostluklarıyla birlikte yaşarken birden süzülmüştü “bir şey”

Sen de “bir şey” var diyerek hayatına…

Mutluydu küçük kız, gözlerindeki güneş gene ışıl ışıl…

Ve sonra…

Terk etti o da…

Elleri sorgusuz yazdı küçük kızın…

Beyninden atamadı onu ne yaptıysa…

Birlikte yürüdüğü kaldırım taşlarını adımladı yalnız…

Ona dair kelimeler yazdı, şiirler okudu…

Şarkılar söyledi hiç de güzel olmayan, titrek sesiyle ona dair…

Bir uçurumun kenarına oturup hıçkırıklarla ağladı ve bu ağlayış dakikalarında hiçbir zaman söylemediği

Aşkını haykırdı…

Ne gemiler yakmıştı oysa… Yakamadığı, atamadığı tek şeydi şimdi bu vurgun…

Ve…


Onu en güzel anlatan:


“Biz büyür dünya değişirken,

birbirimizi düşünüp başkalarıyla sevişirken;

Kim sevişecek kalbiyle

inandırıp sevgiye, uyutup nefesiyle.

Kim ısıtacak teniyle; sanki sıcak evim olup

kış vakti okul dönüsünde…”


Aşkını en güzel anlatan:


Gönül çelen, gönül çelen;

Aynı anda utanmadan…

Hem kırıcı, hem kırılgan;

Yordun beni gönül çelen…

Gönül çelen, gönül çelen;

Biraz gerçek, biraz yalan…

Hem yara bandım, hem yaram;

Bitsin artık gönül çelen

Ve onları en güzel anlatan:

“Yalancıyımdır biraz; ama bana inan,

Sarhoşken hep çok sahiciyimdir…

Yine fazla içmiştim bu akşam da,

coşmuş kalbim, of nal gibiyim.

Sağır, kör, dilsiz görünür kalbim;

ama bil ben aslında iyi biriyim.

Bilirim, çok kirlidir aşk sicilim,

sadakat konusunda pek iddialı değilim.

Ama bu kez farklı olsun diye

Sen denersen, ben de denerim…”



Sözlerdi bunlar…Hep dinlediği, o boğuk, keskin erkek sesinden…

Şimdi küçük kız, büyük şehirde yalnız. Ve mevsim yine “Sonbahar”…

Kafasını kaldırdı küçük kız pencereden… Oluşan buğuya yabancı bir yalpanışla, “Hoşça kal” yazdı…

Bir yaş daha geçmişti ömründen, yaşayacak görecek çok fazla şeyi vardı küçük kızın. Acısını yudumladı, gözleri güneş rengi aydınlatmaya çıktı tüm kâinatı…


Ve bir “Sonbahar”da çalmak istiyordu kapısını…

Her akşam bulutlar bilmez telaşımı, her akşam bulutlar…

Belki de “Haziran” bulacak naşımı, belki de “Haziran”…

Bir gün geleceğim alıp şu başımı, bir gün geleceğim…


Sanırım bu gün doğdum...!


Kemosmalist-10 Haziran

2009.Çarşamba

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 658
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1185
Kayıt tarihi
: 31.07.08
 
 

Yasamanın ve varolmanın en güzel kanıtı olan ALLAH'ın yeryüzündeki en güzel yansımasıyım... İdeal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster