Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '18

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
170
 

Daha İyi Yenilmek...

Daha İyi Yenilmek...
 

Cioran, varoluşu bir tür işkence olarak kabul eder. Yaşamak işkence çekmektir ona göre. “Her şey acının çevresinde dönüyor.Gerisi ayrıntı,hatta önemsiz” der. İntiharlara,deliliklere varan boyutlardaki acıların varlığı yadsınamaz bir gerçek olsa da Cioran’ın biraz abarttığını düşünüyorum. Yaşamak=Acı  demek, insanları en başından mutsuzluğa  mahkum etmek değil midir?

         Aslında yaşam tek kişilik bir oyundur. Oyunun uzun ya da kısa oluşu sahneye koyanın tercihidir. Yani Tanrı’nın. Ama sahne performansı bize aittir. İyi oynamak başarıyı, kötü oynanmak yenilgiyi getirir. Goethe, “İnsanın tüm yaşam gerçeklerini, giderek kendi BEN’ini belirli bir uzaklıktan izlemesi ve değerlendirmesi gerekir,” der. Bunu yapabilmek için önce kendimize karşı  dürüst olmalıyız. Örneğin, yaşamdan beklentilerimiz karşısında gösterdiğimiz çaba,harcadığımız emek, güç,enerji yeterli mi sizce?  Yoksa, tembelliğimize kılıf arayarak, başkalarının omuzlarına mı yükledik umutlarımızı? Çıkar yol olarak şans oyunlarına mı yöneldik? Beklemeyi, durup dinlenmeyi koşmaya tercih mi ettik?

           Yaşamın anlamını sorguladığımızda vardığımız nokta asla bizi tatmin etmez. Hep bir şeyler eksiktir. Ya da bize öyle gelir. Beklentilerimizi belirlemeden, hep sınırsız istekler içinde, hep bir şeyler umarak beklemek mutsuz eder insanı.Hiçbir şeyin yoktan var olamayacağını bildiğimiz halde, üretmeden sadece istemek, mutsuzluğu kötü bir ur gibi büyütür içimizde.

      Oysa, kişisel başarısızlıklarımızdan, yanlış kararlarımızdan dolayı kimseyi  suçlamadığımızda  her şeye yeniden  başlayacak gücü kendimizde bulabiliriz. Tersi durumlarda  öfkemiz anlamsız saplantılara  dönüşerek yaşamı hem kendimize hem de yakınlarımıza  çekilmez hale getiririz. Burada unutulmaması gereken tek nokta, yaşamın terazisinin eğri olduğu gerçeğidir. Verdiklerimizin karşılığını bazen fazlasıyla alırken, bazen de hiç almayabiliriz... Birinciyi kabul ediyorsak ikinciyi de etmeliyiz.

        Marlo Morgan “Bir Çift Yürek’te şöyle yazar: “Yaşamın kendi kendimize sunduğumuz bir şey olduğunu da öğrendim. Bizler varoluşumuzu zenginleştirebiliriz, kendimize daha fazlasını verebiliriz ve kendimize bu konuda izin verirsek daha yaratıcı ve daha mutlu olabiliriz.”

                 Evet, her şeyi bir kenara itip yeniden denemek istiyorsanız yaşamınızdaki herhangi bir şeyi, ilk önce kendinize izin verin ve isteyin.

Çünkü sen, “Hep denedin,hep yenildin. Olsun, gene dene,gene yenil. Daha iyi yenil.” *

Ve onca karamsarlığına rağmen, “Tek bir şey önemli” der Cioran, “Yiterken varolmayı öğrenmek!” Bunu da ancak daha iyi yenildikçe  başarabiliriz...

 

 

 

* Samuel Beckett

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kitapçılardaki reyonlar hep mutluluk, daha daha mutluluklu kitaplarla dolu.Oysa mutsuzluk, neşesiyle gelir.Sürgit bir mutluluk elde edilmeyegörsün, söner.Ama mutsuzluk diridir.Ürettirir.Sanat da buna ihtiyaç duyar; mutluluktan çok mutsuzluğa! O yüzden o söz, defaatle deneyişten sonra mutluluğu bulacaksından ziyade bu anlamıyla kıymetli."Hep denedin hep yenildin. Olsun, yine dene yine yenil.Daha iyi yenil" Selamlar..

üç nokta 
 28.04.2018 14:18
Cevap :
Doğrudur, sanatın mutluluktan çok mutsuzluğa ihtiyaç duyduğu. Edebiyatın Anna karenina'lar, Madam Bovary'ler, Genç Werther'lerle dolu olduğunu gördüğümüzde, mutlu insanların öyküsü olmaz gibi geliyor... Teşekkürlerimle...  29.04.2018 11:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 218
Toplam yorum
: 1809
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2062
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster